Kadın erkek güreşinden türeyen muhafazakârlık

Ahlaki değerlerin şekilsel algılanması, bize özgü değil. Muhafazakârlık ve şekilcilik; tek bir dine, tek bir coğrafyaya özgü meseleler olarak görülemez.

Bir süredir İslami kesimin bazı kalemleri, topluma yeni bir ahlak nizamı vermek amacıyla çıtayı yükseltmiş durumdalar. Bu isimlerin önde gelenlerinden Mehmet Şevki Eygi, parklardaki ahlaksızlık sahnelerine odaklandığı yazısından sonra, pornografik öğeler içeren bir makale kaleme alarak ‘Feribotta açık ahlaksızlık’ sorununu gündemine aldı.
Bu yazısında yer verdiği bir okuyucu mektubunda, ‘birbirine sarılan’ çiftlerin yarattığı infialden söz ediliyor. Mektubun şu satırları tepkinin mantığını güzel özetliyor: “Evcil hayvanlar bile kafeste veya kargo bölümünde taşınırken insan kılıklı hayvanlara uluorta sevişmek hakkı mı tanınıyor?”
Eygi’nin hükmü şöyle: “Maalesef ahlak gün geçtikçe hızla bozuluyor.”
“Ahlaksızlık yayıldı” deyimi, toplumun tutucu kesimleri içinde yıllardır hep karşımıza çıkan klasik bir deyimdir. Ancak bu düşünce yapısının doğrudan iktidar ve devlet eliyle egemen kılınmak istenmesi, biraz daha farklı bir duruma işaret eder. 

Samsun Valisi
Samsun Valiliği bir inceleme başlattı. 19 Mayıs kutlamaları sırasında bir kadın ve bir erkek güreşçinin birlikte güreş tutmasının suç olup olmadığı saptanacak.
Güreş Federasyonu Başkanı Bekir Çeker, gelişmelerin güreş sporunu hedef almasından kaygılı. Bazı ülkelerde kadın ve erkek güreşçilerin birlikte antrenman yapabildiklerini ve birbirlerinin partneri olabildiklerini belirterek gelişmelerin iyice sarpa sarmasına engel olmaya çalışıyor. Bunu vurgularken ‘değişik inançlarda olan ülkelerde’ bu tür antrenmanların yapılabildiğini söylemek gereğini duyuyor.
Değişik inanç ne demek? Federasyon Başkanı, “Türkiye, Müslüman bir ülke; bu ülkede böyle güreşler ahlaken, kültürel olarak tepki çekebilir, onun için dikkatli olmalıyız” demek istiyor.
Türkiye, sistem olarak ‘laiklik’i benimsemekle birlikte, İslami hassasiyeti yüksek bireylerin çoğunlukta olduğu bir ülke. İnsanların inançlarına karşı saygılı ve dikkatli, gösterebilecekleri tepkilere karşı duyarlı olma gerekliliği bu bağlamda anlaşılabilir.
Türkiye, dünyaya açılan, hukuk dahil her alanda evrensel ölçüleri yakalamaya çalışan bir ülke.
Ahlaki değerlerin şekilsel olarak algılanması, bize özgü bir sorun değil. Muhafazakârlık ve şekilcilik; tek bir dine, tek bir coğrafyaya özgü meseleler olarak görülemez. Türkiye’deki durum son zamanlarda ortaya çıkan bazı uygulamalar ve tartışmalarla giderek hastalıklı bir hal alıyor. Bu açılardan ‘uç noktaya kayan’ bir Türkiye’nin evrensel değerlerin gerisine düşmesi kaçınılmaz hale gelebilir.
Kadın güreşçi, sporculara yönelik tepkilere karşı kendini savunabilmek amacıyla şöyle bir savunma yapmak gereğini duyuyor: Hiçbir art niyet olmadan güreşip, tekniklerimizi gösterdik. 

Yüzeysellik
Hilmi Yavuz, ahlakı ve inancı giyim kuşama indirgeyen anlayışı bir söyleşide şöyle eleştirmişti: “Nasıl Kemalizm kravat, şapka diyorsa, İslamcılık da kılık kıyafete, başörtüsüne indirgendi. Türkiye, her şeyin tamamıyla şekle indirgendiği vahim bir muhtevasızlık krizi yaşıyor. Müslümanlık sadece örtünmekten ibaret oluyor ve İslam’ın ahlaki içeriği kesinlikle göz ardı ediliyor. Peygamber ahlakının yerine biçim konuldu. Zaten bir şeyin içi ne kadar boşaltılırsa biçim o kadar öne çıkar. İslamcı, muhafazakâr ve Kemalist kesimlerin tümünde aynı şey yaşandı. Bu bakımdan aralarında bir fark yok.”
Samsun’daki tartışmayı, telaşı, soruşturma açma gayretini bu şekilci anlayış içinde bir yere oturtabiliriz.
19 Mayıs gösterilerindeki yeni şekilciliğin, yüzeyselliğin; güreşen gençler üzerinden gelip bir başka şekilcilikle düğümlenmesi belki de kaderin garip bir cilvesi sayılabilir.