Kadınları ve CHP'yi kutluyorum...

Meclis'teki kadın konuşmacıları dinlerken görüldü ki kadınların Meclis içindeki sayılarının artması, siyasete derinlik kazandırıyor.

CHP’yi ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu yıllardan beri süregelen ve kesintisiz çatışma üreten, tuhaf bir yasağın kaldırılmasına destek verdikleri için kutluyorum. Türkiye’nin ihtiyacı olan siyasette uzlaşma kültürü adına önemli bir gün yaşattıkları için kendilerine teşekkür ediyorum.

CHP’lilerin böyle davranmalarının kolay olmadığını biliyorum. Çünkü ulusalcı kanat, “CHP çöker” diyerek aşırı tepkiler göstermek taraflısıydı. Meclis’i iki gün boykot etmek gibi direnişler önerenler bile vardı.

Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimine egemen olan sağduyulu çoğunluk, çatışmaya olanak vermedi. Meclis’teki tüm partilerin bir uzlaşma içinde konuyu çözme iradesi göstermesi de kutuplaşmış Türkiye için olumlu, umut verici bir durum. TBMM, son yıllarda özlediğimiz bir yol izleyerek, bu engeli, uzlaşarak kolayca aşmış oldu.

Kadınlar
Oturumun en umut verici bölümü, kadın vekillerin, başörtüsü yasağı vesilesiyle erkek egemen kültüre yönelik eleştirileri ve empati çağrılarıydı. BDP’li Pervin Buldan’ın konuşması, Kürt siyasi hareketi içindeki değişimi ve yeni eşitlikçi duruşu da ifade ediyordu: “Bugün 4 kadın vekil arkadaşımızın başörtü takarak gelmelerindeki en büyük sebep, kadınların vermiş olduğu bir mücadelenin sonucudur(...) Sadece türban ve başörtüsü yasaklı değildir. Diller, inançlar, kültürler yasaklı haldedir.(...) Erkeklere çağrım şudur: Kadın meselelerinde erkekler lütfen konuşmasın. Kadınların ne giyeceğine, ne takacağına, ne söyleyeceğine erkekler karışmasın. Erkeklerin haddi değildir ve buna hakları yoktur. (...) Düşünecek beynimiz var, gücümüz var, buradan da size ispat edebiliriz.”
MHP adına konuşan Ruhsar Demirel’in konuşması da mensup olduğu partinin genel pederşahi kültürüne karşı farklı bir ses olarak çok anlamlıydı: “Erkeklere sesleniyorum. Nasıl giyindikleri kimi ilgilendirir? 4 hanımefendiye mobbing yapılıyor. Bütün kadınlar adına reddediyoruz, insanları kılık kıyafet yüzünden yargılamayı reddediyoruz, kabul etmiyoruz.(...) Beyefendilere sesleniyorum: Biz hanımlar üzerinden siyaset yapmayın lütfen.”

CHP adına konuşan Şafak Pavey, toplumdaki bir kesim kadının kaygılarını, korku ve endişelerini, partisinin siyasi ilkelerine sadık bir vurguyla anlattı. Yer yer polemik yönü öne çıkan vurguları, tartışmalara neden olsa bile, çatışmacı olmayan dili önemliydi: “Şu hakareti bütün haberlerde duydum: ‘Başımı açarak, bir daha kirlenmeyeceğim.’ Bu durumda başı açık olanlar kirlenmişler midir? İnanç üstünden öbürünü kirli ilan edebilmek kimin haddi olabilir. Bundan böyle; mini etek giydiği için işten atılan, sol kulağı küpeli olduğu için dövülen, dekoltesi bakanın hoşuna gitmediği için linç edilen, oruç tutmadığı için öldürülen, Hıristiyan olduğunu gizlemek için isimlerini değiştirenlerin güvenlikleri, herkesten çok bu kadın vekillere emanettir.”

Daha çok kadın yönetici
Yakında yerel yönetim seçimleri yapılacak. Kadınlar, belediyelerde neredeyse hiç temsil edilmiyorlar. Belediye meclislerinde kadın oranı yüzde 1’ler civarında.

Meclis’teki kadın konuşmacıları dinlerken görüldü ki, kadınların Meclis içindeki sayılarının artması, parlamentonun kalitesini arttırıyor, siyasete bir derinlik kazandırıyor.

Kadınlar, erkek egemen kültüre karşı eşitlikçi dilleriyle, özgürlükçü tutumlarıyla, her alanda değişimin öncülüğünü yapabilecek mesajlar veriyorlar. Kutuplaşmış ve birbirini dinlemeye hazır olmayan toplumumuz için kadın siyasetçilerin sayıca çoğalması, yeni bir çıkış noktası, yeni bir şans yaratacak.

Bu tablo da gösteriyor ki; özellikle belediye hizmetlerinde ve yerel yönetim kademelerinde kadın temsilinin sağlanması, çok sayıda ve seçilebilecek yerden kadın adaylar gösterilmesi elzem görünüyor. Şehirlerde artan yeni sorunların çözümü konusunda, kadınların varlığı yeni bir şans olarak önümüzde duruyor.

Türkiye, anlamsız bir yasağı aşmayı başardı. Mesajlar umut vericiydi. Şimdi hedef daha çok kadın siyasetçi olmalı...