Kalp makinesine bağlanmadan...

2009yılının ilk günlerinde tanıştığım Dr. Erhan Kaya?nın önerisiyle bir BT Anjiyo için Hisar Intercontinental Hastanesi?ne gittim. Macera böyle başladı.

2009yılının ilk günlerinde tanıştığım Dr. Erhan Kaya’nın önerisiyle bir BT Anjiyo için Hisar Intercontinental Hastanesi’ne gittim. Macera böyle başladı. Damarların birinde daralma görünüyordu. Bunun üzerine anjiyografi yapıldı. Aynı damarda iki yerde daralma olduğu anlaşıldı. Stent’e uygun bir durum olmadığını düşünen doktorlar bypass dediler.
Kardiyolog dostum Prof. Fikret Turan da “Hastaneden çıkma, ameliyatını hemen ol” deyince itiraz edecek halim kalmadı. Hiç düşünmeden kendimi ve İpek’i bir an önce ameliyat fikrine hazır hale getirdim ve hastaneye yattım. Çok sayıda arkadaşım hastaneye beni ameliyata uğurlamaya geldi. İki saat süren operasyon sırasında iki damarım değiştirildi. Ameliyatı kalp makinesine bağlamadan yaptılar.
Kalp makinesi konusu aramızda espriye dönüştü.
Ben bu durumu şöyle anlatıyorum: “Doktorlar İpek’e sordular, Oral beyin şimdiki huyundan memnun musun? İpek de ‘idare eder’ diye cevap verince, o zaman makineye bağlamayalım dediler. Çünkü makineye bağlananın bazen huyu değişebiliyormuş...”
Anestezi etkisini kaybedip gözlerimi açtığımda, doktorlar başımdaydılar. Sanki ameliyata yeni girecekmiş gibi bir duyguya kapıldım. Halbuki ameliyat biteli saatler olmuştu. Dünyaya geri dönmüş gibiydim. Çevremdekilere sorular sorarak durumu kavramaya çalışıyordum. Derken, yoğun bakım odasında karşımdaki TV’den tam o gece gerçekleşen DAVOS zirvesini izlerken buldum kendimi.
Yoğun bakımdan çıktıktan sonra ziyaretime gelen Cengiz (Çandar), 40 yıl önce yaşadığım hastane günlerini hatırlattı bana. Hastanedeki anı defterine yazdığı notta şunları söylüyordu: “Sevgili kardeşim, ömrümün çeşitli istasyonları seni hastanede görmekle geçti galiba; 1969’da Ulus’taki hastanede ciğerin
(40 yıl olmuş) 2009’da Ümraniye’de yüreğin...”
1968 Haziran işgallerin hemen ardından başlattığımız Samsun Ankara yürüyüşü sırasında gece gündüz
uykusuz dinlenmesiz koşturmaktan hasta düşmüştüm. ‘Tüberküloz’ teşhisiyle Ankara Ulus-Altındağ’da bir sanatoryuma yattım. 1969’un Ocak ayıydı...
Gerçekten aradan 40 yıl geçmişti. Samsun yürüyüşüne birlikte katıldığım arkadaşlarımdan Cengiz, Altındağ’daki sanatoryumda beni yalnız bırakmayanlar arasındaydı. Okumam için o günlerde ilgi gören Henri Lefebvre’nin ‘Lenin’in Hayatı ve Eserleri’ kitabını getirmişti... Kitabı merak ve heyecanla okumuştum.
O yıllarda bir ‘devrim’ umudu, beklentisi ve heyecanı içindeydik.
***
40 yıl aradan sonra yeniden hastanedeyim. Arada başka nedenlerle hastanelere yatsam da Cengiz’in hatırlattığı Altındağ’daki sanatoryum, her şeyin ne kadar gerilerde kaldığını da gösteriyordu.
Yaşamın inişli çıkışlı bir yolculuk olduğunu hastalandığımızda, bir sağlık sorunuyla yüz yüze geldiğimizde bir yakınımızı yitirdiğimizde daha etkileyici şekilde hissediyoruz.
Tüberküloz nedeniyle hastanede yatarken, 57 yaşındaki babam bir kalp krizi sonucu aramızdan ayrılmıştı. Annem beni korumak ve kollamak için Ankara’ya geldiğinde Tarsus’ta bıraktığı eşini yitirmişti. O gün bugündür, ‘kalp krizi riski’ aklımdan çıkmadı. Her türlü kontrolü yaptırdım. Kendim bir şey hissetmediğim gibi, kontrollerde de bir şey çıkmadı.
BT anjiyo denen şey olmasa yine fark etmeyip daralmış bir ana damarla yaşamaya devam
edecektim. Ta ki damardaki bu daralma kendini bana hissettirene kadar...
Teknolojinin gelişmesi bugün böyle bir olanağı sağlıyor. Hiç rahatsızlık hissetmeseniz bile kalpteki sorunları görmek ve tedavi etmek mümkün.
40 yıl önce sağlık olanakları bu kadar gelişmiş olsaydı, babamı yitirmeyecektim. Çünkü babam Tarsus’taki evimizde gece vakti 5 saat süren bir kriz geçirmiş ve küçük kardeşimden yardım istemişti. O da ne yapacağını bilemeden babamın başında çırpınıp durmuştu.
Aynı şekilde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili Ahmet Priştina BT anjiyo denen bu kontrol sistemiyle kontrol edilmiş olsaydı, büyük olasılıkla şimdi aramızda olacaktı.
***
Evet sevgili okurlar, gördüğünüz gibi 15 günlük bir aradan sonra yazılara başlıyorum. Ameliyat yaralarının iyileşmesi, normal hayata bütünüyle dönebilmek için zamana ihtiyacım var. Koşullar elverdikçe yazmayı sürdüreceğim. İki ay sonra aranıza tamamen iyileşmiş olarak dönme özlemiyle, tekrar merhaba diyorum...