Kazım Karabekir nasıl yok edildi?

Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Milli Mücadele'nin önde gelen bir çok ismi, dışlandılar ve uzun yıllar yok sayıldılar.

Kazım Karabekir, “Milli Mücadele”nin Doğu Cephesi Komutanı  ve kilit isimlerinden birisiydi. 26 Ocak, ölüm yıldönümüydü. 1948’de, Meclis Başkanıyken 66 yaşında geçirdiği bir kalp krizi sonucunda, Ankara'da vefat etmişti.

Ölüm yıldönümü nedeniyle, Kazım Karabekir Vakfı, onu bu yıl 6.kez anmak amacıyla, bir toplantı düzenledi. Kazım Karabekir'in kızları Hayat Karabekir Feyzioğlu'nun ve Timsal Karabekir Yıldıran'ın açılış konuşmaları yaptığı toplantının panelistleri, Profesör Vahdettin Ergin, Çiğdem Bayraktar Ör ve Ahmet Vurgun'du.

Önceki gece, CNNTÜRK'te "Sağım solum tarih" programında; Karabekir'in torunu öğretim üyesi Pınar Feyzioğlu Akkoyunlu konuktu.

Birlikte yola çıktığı Mustafa Kemal'le yolları Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında ayrılan Kazım Karabekir, İzmir Suikastı’nda,  "Atatürk'e suikast"la bile suçlanmıştı. Hatta, onun tutuklanmasına karşı çıkan dönemin Başbakanı İsmet İnönü'yü  de İstiklal Mahkemesi, bu nedenle tutuklamaya kalkışmıştı.

CNNTÜRK'teki programda, benim açımdan en çarpıcı noktalardan biri, torun Pınar Akkoyunlu'nun, "dedemi mürtecilikle suçladılar, gericilikle suçladılar, bunlar haksız iddialardı" şeklindeki değerlendirmeleriydi.

KİTABI TOPLATILIP YAKILDI

Karabekir, “kendisinin Milli Mücadele'de bir rolü olmadığı” suçlamalarına karşı;  "İstiklal Harbimizin Esasları" kitabını yazmış, yaşananları kendi bakış açısıyla dile getirmiş, ancak kitap okura ulaşamamıştı.

Kitabın başına gelenler karabasan gibiydi.  Olaylar şöyle gelişmişti: Atatürk ile Karabekir arasında, kamuoyunun önündeki ilk tartışma, 1933 yılı Mayıs ayında, Milliyet gazetesinde gerçekleşti. Tartışma, "millici" takma adlı yazar ile Karabekir'in gazeteye yazdıkları mektuplar ve belgeler sunmaları ile devam etti. Karabekir'in 7. mektubunun yayınlanması durduruldu. Gerekçesi "vatana zararlı olur"du. Atatürk, yakılan bu kitabı inceleyerek, Karabekir'e 9 sayfa tutan yanıtlar verdi.

Karabekir "İstiklal Harbimizin Esasları" kitabını bu olayların ardından yazmıştı. Kitap baskı aşamasında toplatıldı, yakıldı, Karabekir'in evi basılıp belgelere el koyuldu. 1933'te yakılan kitap, 1951’de yeniden yayınlandı.

"MANDA VE HİMAYE KABUL EDİLMEZ" MADDESİ

Karabekir'in anlatılarından öğrendiğimiz gerçeklerden birisi, de Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alındığı belirtilen kararlardan 6. maddeyle ilgili. Mustafa Kemal 1927 yılında okuduğu Nutuk'ta, bu maddeyi şöyle aktarır: "Manda ve himaye kabul edilemez."

Karabekir'in anılarına baktığımızda, bu maddenin öyle olmadığını görüyoruz. Gerek Erzurum, gerekse Sivas Kongresi’nde teyit ve tekrar edilen önemli kararlar şöyleydi;  “milliyet esaslarına riayetkâr ve memleketimize karşı istila emeli beslemeyen herhangi devletin fennî, sınaî, iktisadi muavenetini memnuniyetle karşılanır”.

Yani asıl gerçeği şöyle tanımlayabiliriz: Batılı devletlerle ilişkileri daha esnek ele alan bir yaklaşım söz konusuydu.

Tabii Karabekir muhalif tavrı nedeniyle, yalnızca İstiklal Mahkemesinde yargılanmakla kalmamış, yaşamı boyunca süren bir baskı ve takibi de uğramıştır.

Aynı zamanda dönemin klasik suçlaması da ortaya atılmış, Karabekir’e "gerici, şeriatçı" yaftası da yapıştırılmıştır.

Torun Pınar Akkoyunlu ise, dedesinin çağdaş bir insan olduğunu, üç kızını da açık bir anlayışla yetiştirdiğini anlatmak gereğini hissetti.

10 BİN SAYFA

Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Milli Mücadele'nin önde gelen bir çok ismi, dışlandılar ve uzun yıllar yok sayıldılar. Daha sonra itibarları iade edildi, siyasi kademelerde üst düzeyde değişik sorumluluklar üstlendiler.

Torun Pınar Akkoyunlu'yu dinlerken, birden aklıma bizim evdeki İslam Ansiklopedileri geldi. 15 ciltten oluşan ve her cildi ortalama 800 sayfa olan yaklaşık 10 bin sayfalık bir ansiklopediden söz ediyorum.

Bu ansiklopedinin ilk basılma kararı, 1939’da gerçekleşir... İlk cilt 1940’ta basıldı. Hollanda'nın Leiden şehrinde 1908 yılında yayınlanmaya başlayan Ansiklopedi, Milli Eğitim Bakanlığının talebiyle İstanbul Üniversitesi hocaları tarafından Türkçe'ye çevrildi ve içine Türkiye'ye ilişkin yeni maddeler eklendi.

Örneğin bir kaç bölümden oluşan Türkler maddesi 510 sayfa, Atatürk maddesi 85 sayfa  sayfadır. Basımı uzun yıllar süren bu ansiklopedi Türkiye'de 1988 yılında tamamlandı.

Bizim evdeki baskı 1993 tarihli. Merakla Kazım Karabekir maddesini aradım. 10 bin sayfanın içinde onun yeri yoktu. Sonra bir merak Rauf Orbay'ı aradım, onun da adı sanı yoktu. Sonunda anladım ki, Cumhuriyet döneminin hiçbir ismi Atatürk hariç ansiklopediye konmamıştı.

Kazım Karabekir, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından ilk kez 2010 yılında bir toplantıyla anıldı.

Kazım Karabekir'in yaşamı ve ardından yaşanan yasaklı yıllar, tarih ve iktidar ilişkisi açısından, tipik bir örnek olarak değerlendirilebilir.