Kelepçe, özür ve sorunlu anlayışlar...

Kadınlar üzerinden gelişen tartışma; toplumsal kodlarımızı, eşitlik anlayışımızı, farklılığa olan yaklaşımımızı göstermesi bakımından ilginç okumaları beraberinde getiriyor.

Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, ‘kelepçe’ açıklaması nedeniyle özür diledi. Bektaş, “özensiz bir dil kullanılmasından dolayı başta kadınlarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımızdan özür diliyorum” dedi.

Bu özür açıklaması, Başbakan Davutoğlu ve İçişleri Bakanı Selami Altınok'un valiye yönelik eleştirilerinin ardından geldi.

Manisa Valisi Erdoğan Bektaş, “Cemaat operasyonu”nda başörtülü zanlıların sağlık kontrolüne kelepçeli götürülmesiyle başlayan tartışmanın ardından yaptığı yazılı  açıklamada, şunları söylemişti: “Hukuki süreçte suçluluğu sabit olmayan hiç kimsenin hele de toplumda çok olumlu bir imajla algılanan başörtülü bayanların, şartları oluşmadan böyle bir işleme tabi tutulmaları her kademede üzüntüyle karşılanmıştır”

HAKLI TEPKİLER

Valinin sözleri geniş tepki ve eleştirileri beraberinde getirdi. Önce Emniyet Müdürü açığa alındı. Tepkilerin gelişmesi üzerine Vali devreye girdi ve (özür dilemesine neden olacak olan) ünlü açıklamayı yaptı.

Kadınlar üzerinden gelişen tartışma; toplumsal kodlarımızı, eşitlik anlayışımızı, farklılığa olan yaklaşımımızı göstermesi bakımından ilginç okumaları beraberinde getiriyor. Önceleri, bir gericilik simgesi olarak algılanıp dışlanan başörtülü kadınlar, şimdi iktidarın el değiştirmesiyle, devlet güçlerinin dilinde farklı bir yere yerleştiler. Manisa Valisi onlar için "çok olumlu bir imajla algılanan başörtülü bayanlar" diyor.

KADINLARIN ÜZERİNDEN

Başörtülü olunca, "çok olumlu" bir imaj kazanıyorsunuz. Kimin gözünde? İktidar sahibi erkeklerin… Daha önce, iktidar sahibi erkekler, başörtüsünü geriliğin sembolü olarak değerlendiriyorlardı. Resmi binalara başörtülülerin girmesini istemiyorlardı.

Bir nokta daha: Kadınların önemli bir kesimi, erkeklerin kendilerine “bayan” değil "kadın" demelerinden yana. Çünkü erkeğin karşılığı kadındır.

Burada ciddi bir toplumsal sorun önümüze geliyor: Kadınların başörtülü veya açık olması, acaba bizi neden bu kadar meşgul ediyor? Toplumdaki iktidar kavgasının sözcüsü olan bireyler, neden hala bu paradigmadan çıkamıyorlar? İlerilik ve gerilik, olumluluk ve olumsuzluk, neden hep aynı semboller üzerinden değerlendiriliyor?

TERSTEN BİR ÖRNEK

Geçenlerde, bir sanatçı, sonrasında özür dilemek zorunda kaldığı bir “çıkış” yaptı.  Yozgat’ta başörtülü kadınlarla çektirdiği fotoğraf onu umutsuzlandırmış, "Biz ne zaman ve neden bu kadar geriye gittik?” diye tepki göstermişti.

TOPLUMSAL DUYARLILIK

Vali de, sanatçı da, kadınlara yönelik tutumları nedeniyle, toplumun değişik kesimlerinden tepki gördüler. Özür dilemek zorunda kaldılar.

Vali, özür diledi ama düşüncesini tamamen değiştirdi mi, pek emin değilim. En azından, böyle konuştuğu zaman tepki alacağını öğrenmiş oldu. Bir toplumsal uyarıdan nasibini almış bulunuyor.

Aynı şeyi, başörtüsünü geriliğin sembolü olarak gören "çağdaş sanatçı" için de söyleyebiliriz. O da özür diledi. İlericilik ve gericilik denkleminde giyimi ölçü olarak öne sürmenin abesliğini, istese de istemese de kabul etmek zorunda kaldı. Görüşlerini değiştirdi mi, emin değilim.

BİR YÖNÜYLE BAKINCA

Manisa valisinin yaklaşımı son derece ilkel bir bakış açısını yansıtıyor. Bir şehrin idaresinden sorumlu devlet yetkilisinin böyle bir pozisyonda olması kabul edilir gibi değil. Gereğinin yapılmasını bekliyoruz.

Başörtülü kadınları ilkel gören sanatçının bakış açısı, aynı madalyonun öteki yüzünü bize bir kez daha hatırlatıyor. Madalyonun her iki yüzünü de, her iki “anlayış”ı da, yeterince tanıyoruz.

Vali ve sanatçının; bu çıkışlarıyla, toplumsal algılarımızın tartışılmasına neden oldukları ve olumlu bir etki yaptıkları da düşünülebilir. İnsanları (özellikle kadınları) giyimleri ve dış görünüşlerine göre kategorize eden yaklaşımların, tepkisiz kalmaması önemli.

Belki de, toplumsal olgunluk adına bir kazanımdan söz etmemiz mümkün. İlk bakışta sevimsiz görünen olaylar, bazen yeni sıçramaların habercisi olabilir.

Not: Bir hafta önce, Bianet muhabiri, kadın gazeteci Beyza Kural, bir gösteriyi haberleştirirken polis onu, tehdit savurarak ters kelepçelemişti. Onun için de özür bekliyoruz.