Kıbrıs'ta Ergenekon'dan kurtulabilmek

Kıbrıs'tan Türkiye'ye döndük ve yeni bir Ergenekon operasyonuyla güne başladık. Kıbrıs'ta zaten Ergenekon tartışmasının içindeydik. Kıbrıs Türk tarafında 19 Nisan'da yapılacak erken seçimlerin hemen öncesinde iktidarla muhalefet arasında Ergenekon tartışması kızışmıştı.

Kıbrıs’tan Türkiye’ye döndük ve yeni bir Ergenekon operasyonuyla güne başladık. Kıbrıs’ta zaten Ergenekon tartışmasının içindeydik.
Kıbrıs Türk tarafında 19 Nisan’da yapılacak erken seçimlerin hemen öncesinde iktidarla muhalefet arasında Ergenekon tartışması kızışmıştı.
KKTC Başbakanı ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer’le ve önümüzdeki pazar günü yapılacak seçimlerde önde görünen Ulusal Birlik Partisi’nin Genel Başkanı eski Başbakanlardan Derviş Eroğlu ile Ergenekon’u ve seçimleri konuştuk.
Başbakan Soyer, KKTC Başsavcılığı’na sunduğu belgelerin ‘resmi belgeler’ olduğunu bir kez daha vurguladı. Her an yeni belgelerin gündeme gelebileceği imasında bulundu. Onların kendisine nasıl ulaştığı konusunda bir bilgi vermedi.
Kıbrıs’ta Ergenekon’un çok köklü bir tarihi sorun olduğunu biliyoruz. Kıbrıslılar da bunu dile getiriyorlar. Kıbrıs’ın kanlı tarihinde aydınlara yönelik cinayetler var. Bu kritik cinayetlerin hiçbirisi aydınlatılamadı. Kimse de onların üzerine gidemedi. Bu cinayetlerin resmi kurumlarla olan bağlantısını elbette herkes az çok tahmin ediyor ama söylemeye cesaret edemiyor. 
Kıbrıs’ın Ergenekon’dan kurtulmasıyla, Türkiye’nin kurtulması birbirine bağlı. Bugüne kadar Kıbrıs’taki hukuk dışı faaliyetler bilindiği halde gündeme gelmedi. Şimdi Kıbrıs, sürecin içine giriyor. Kıbrıs’ta durum çok karmaşık da görünmüyor. Oradaki hukuksuzluğun, kanunsuzluğun sorumlusu ya da sorumluları çok kolay ortaya çıkarılabilir.
Bunun için sadece şeffaf bir siyasi ortama ihtiyaç bulunuyor. Kıbrıs’ta bu yok. Hâlâ ne yaptıkları belli olmayan örgütlenmeler söz konusu. KKTC’yi yönetenler onları denetleyemiyorlar, yaptıklarının hesabını soramıyorlar. Herkes birbirinin kulağına fısıldıyor.
Bizlerin de kulaklarına fısıldandı. Burada yazmamamız kaydıyla çarpıcı öyküler anlatıldı.
***
Dönüş yolculuğumuzda yaşadığımız basit bir olayın Kıbrıs’taki genel tablonun özünü içinde barındırdığı kanaatindeyim:
Lefkoşa Ercan Havaalanı’ndayız. Cumhurbaşkanlığı’nın davetlisi olduğumuz için bizim heyeti de VIP’ye aldılar. Havaalanı tarafına bakan odaya yöneldiğimizde bir görevli önümüzü kesti “Oraya giremezsiniz” dedi. Orada (adını şimdi anımsamadığım) bir emekli paşanın eşinin beklediğini öğrendik.
Sabah gazetesinden Yavuz Baydar, bir çay olanağı aramak için harekete geçti. Döndüğünde gülüyordu: “Görevliye sordum. Ben yalnızca askerlere çay yapıyorum dedi.” Yavuz’la konuşan görevlinin asker olduğunu tahmin ettik. Anlaşılan gelen subayları ağırlamak için oraya bir askeri görevli koymuşlardı. Sivillere servis yapacak kimse bulamadık.
Kıbrıs’ın birkaç boyutta sorunu bulunuyor. Sorunun birisi Rum tarafıyla görüşmeleri ‘siyasi eşitliği sağlama’ temelinde yürütmek. Bu konuda iki tarafın Cumhurbaşkanı’nın epeyce mesafe aldığı söylenebilir. Tabii bu görüşmelerin Türkiye tarafından da kabul edilmesi sorunun asıl ve kritik bölümünü oluşturuyor.
Kıbrıs sorununda, Türkiye tarafından gelen askeri tercihler ve kararlar tayin edici bir rol oynamış. Kıbrıs’ın yakın tarihini incelediğinizde bunu her aşamada görebilirsiniz. Neredeyse cumhurbaşkanlarını ve başbakanları bile
çoğu zaman onlar atamışlar. Ergenekon belgeleri bu açıdan küçük örnekler olarak görülebilir.
***
UBP lideri Derviş Eroğlu’na iki tarafın cumhurbaşkanlarının yürüttüğü birlik ve çözüm görüşmelerine nasıl yaklaştığını sorduk.
Eğer başbakan olursa geçmişte kullandığı ‘çözümsüzlük de bir çözümdür’ söylemini hayata geçirip geçirmeyeceğini öğrenmek istiyorduk.
‘Ben egemen eşitlikten yanayım’ diye bir cevap verdi. Yani, KKTC’nin varlığını bugünkü durumuyla aynen korumaktan yana olduğunu dile getirdi. Çünkü görüşmeleri yürüten KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, çizgisini iki ayrı devlet vurgusu üzerine değil ‘siyasi eşitlik’ vurgusu üzerine kurduğunu söylüyordu ve çözümün bunun üzerinden olabileceğini ifade ediyordu.
Eroğlu’na bunu hatırlatınca ‘egemen eşitlik’ terimini Türkiye’de Milli Güvenlik Kurulu’nun da kullandığını söyledi. İşte üçüncü konu da buydu.
Kıbrıs’ta çözüme ulaşılıp ulaşılamamasıyla Ergenekon arasında köklü bir ilişki olduğu, giderek daha da net şekilde ortaya çıkıyor. Çözüm isteyenlere yöneltilmiş olan bütün yasadışı müdahalelerin
arkasında Türkiye merkezli bir örgütlenmenin var olduğu, reddedilemeyecek bir gerçek.
Kıbrıs’ın Ergenekon’dan kurtulması uzun bir hikâye. Geçmişine yönelik hesaplaşma bu öykünün en temel hedeflerinden birisi.
Çözüm de Ergenekon’u çözerek sonuca ulaşacak gibi görünüyor.