Kürt konferansına PKK katılsın mı?

Irak?ın Kürdistan bölgesinde düzenlenecek ?Kürt Konferansı? bölgede yeni bir duruma doğru ilerlediğimizin somut bir işareti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül?ün Irak gezisi...

Irak’ın Kürdistan bölgesinde düzenlenecek ‘Kürt Konferansı’ bölgede yeni bir duruma doğru ilerlediğimizin somut bir işareti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Irak gezisi nedeniyle yaptığı konuşma, Türkiye’nin bu konuda geçmişle kıyaslanmayacak ölçüde olumlu bir tutum içinde olduğunu gösteriyor.
Dışişleri Ali Babacan da, hükümetin tutumunun olumlu olduğunu belirtti. ‘Geçmişle kıyaslanmayacak’ dememin sebebi şu: Türkiye yıllarca Kuzey Irak’taki Kürdistan yönetimini yok saydı. Hatta yok saymanın ötesinde ‘düşmanca’ bir tutum da sergilendi.
Bazı gazetelerin manşetlerine yansıyan hakaretler, bazı liderlerin ağır sözleri çok yakın
tarihin öyküleri olarak belleğimizde. Ancak, hayatın gerçekleri adım adım kendisini kabul ettirdi.
Irak’taki yeni yapılanmanın önemli ayaklarından birisi de Kuzey Irak’taki Kürdistan yönetimiydi. Bu yönetim Irak’taki anayasal düzenin bir parçasıydı. Bunu yok sayarak, birtakım anlamsız ‘kırmızı çizgiler’ oluşturarak bir yere gidilemeyeceği belliydi.
Bütün bu sürece ABD yönetimine Obama’nın gelmesi eklenince yeni bir durum ortaya çıktı. Kürtler, bölgemizin dikkate alınması gereken halklarındandı. Dört ülkede toplam 20 milyon Kürt yaşıyor. Bunlar birbirine akraba. Birbirlerini olumlu, ya da olumsuz yönde etkiliyorlar, ama etkiliyorlar.
Belki de uzun tarihi süreç boyunca ilk kez değişik ülkelere dağılmış Kürtler, gelecekleriyle ilgili tartışmak ve bir çözüm üretmek amacıyla bir araya gelmeyi planlıyorlar. Bu bölgede en çok Kürt’ün Türkiye’de yaşadığı da bir gerçek. Bu nedenle böyle bir konferans Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.
Ülkemiz aynı zamanda 25 yıldır devam eden ‘düşük yoğunluklu’ bir savaş nedeniyle acı çekiyor. Binlerce gencimizi yitirdik. Milyarlarca dolar kaybettik. Milyonlarca insanımız yerlerinden yurtlarından oldular. ‘Kürt Konferansı’nda atılacak adımlar, ülkemizin geleceğini belirleyecek etkiler yapabilir.
***
‘Kürt Konferansı’nın nasıl bir kompozisyonla toplanacağı, kimlerin katılacağı ve gündeminin
ne olacağı da önem taşıyor. Dışişleri Bakanı Ali Babacan, konferans ‘PKK propagandasına dönüşmemeli’ diye uyarıda bulunuyor.
Babacan’ın bu çekincesi, PKK konusunun bu buluşmada önemli olacağını gösteriyor. ‘PKK propagandası’ndan ne anlaşılabilir? Örneğin PKK bu toplantıya katılırsa bu propaganda sayılır mı? Ayrıca bu konferansa PKK katılmalı mı katılmamalı mı?
Bu sorular Türkiye açısından nazik sorular. Öte yandan PKK, Kürt realitesinin bir parçası. Olumlu veya olumsuz parçası mı diye sorabilir ve bir değerlendirme yapılabilir. Kürt Konferansı gibi, bölgedeki Kürtlerin değişik temsilcilerinin katılacağı bir toplantıda PKK Türkiye istese de, istemese de bir şekilde yer alacaktır.
Muhtemelen bu yer alış bizzat dolaylı bir şekilde onların görüşlerini ve tutumunu yansıtacak temsilciler aracılığıyla olacak. Bunlar önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Türkiye’nin bu konuda belli bir duyarlık içinde olduğu da bir gerçek.
***
‘Kürt Konferansı’nın ABD’nin yeni yönetiminin bilgisi ve onayı dahilinde olmaması düşünülemez. Başkan Obama, yöredeki sorunların görüşmeler yoluyla çözülmesi ve şiddetten arındırılması konusunda radikal adımlar atmaya hazırlandığını söylüyor. İran yönetimiyle görüşme hatta El-Kaide ile bile diyalog arama niyetini ifade ediyor.
Konferansın en temel konularından birisi de kaçınılmaz olarak Türkiye’deki ‘Kürt sorunu’nun çözümüne yönelik yapılacak arayışlardır. Bizi bu yönü daha çok ilgilendiriyor.
Burada PKK ne yapacaktır? DTP nasıl bir çizgi izleyecektir? Barzani ve Talabani PKK’nın silahsızlandırılması için ne gibi yollar öneriyorlar? Türkiye bu önerilere, örneğin bir af talebine nasıl yaklaşacaktır?
Başbakan Tayyip Erdoğan, geçenlerde bir soruya cevap verirken, PKK’nın silahları bırakması halinde daha ileri adımlar atabileceklerini söyledi.
Kürt sorununda yeni bir noktaya geldiğimiz kesin. Ancak onlarca yıllık birikmiş sorunların
burada bir anda çözüme ulaştırılabileceği iyimserliğine kapılmamalı.
Yine de yeni döneme giriyoruz.
Not: Beyoğlu’nda feminist belediye başkan adayı Saime Ülfet Taylı Taşlı, ‘kadın dayanışmasının gücünü ortaya koymak, kadın kurtuluşu için bir adım daha adım atmak, cinsiyetçi olmayan bir mekânda yaşamak’ için aday olduğunu belirtiyor. Desteğimiz onunla.