Kürt sorunu çözülebilir mi?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kürt sorununu kastederek, "Bu yıl iyi şeyler olacak, tarihi fırsatı değerlendirelim" anlamındaki konuşmaları ortalığı hareketlendirdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Kürt sorununu kastederek, “Bu yıl iyi şeyler olacak, tarihi fırsatı değerlendirelim” anlamındaki konuşmaları ortalığı hareketlendirdi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bu fırsat değerlendirmesinden hoşlanmadığını dile getirdi. Ona göre “Söylem bazında bile terörün bittiği konusunda bir güvence yok”tu. Hasan Cemal’in Murat Karayılan’la söyleşisinden çıkardığı sonucu şöyle dile getiriyordu:
“Kandil’den gelen mesaj da o. ‘Silahı bırakmayız, bırakırsak hiçiz’ diyor. Peki yeni olan nedir? Tarihi fırsat nereden kaynaklanıyor? ‘Efendim büyük devletler karar aldılar’. Peki bizden ne isteniyor? Hiçbir şey istenmiyor, deniyor. Acaba öyle mi? Hiçbir şey söylenmiyor. Ciddi olmak lazım. Türkiye’den ne isteniyor bilmek istiyoruz. Kendimizi aldatmayı kimse bizden istemesin. Türkiye’yi yönetenler de buna alet olmasınlar.”
Baykal’ın ne demek istediğini anlıyorum. Demek istediği bu sorun şu günkü koşullarda çözülemez diyor. Peki nasıl çözülür? Onun cevabını öğrenebilsek belki de bir umut duyabileceğiz. Ancak şimdilik nasıl çözüleceğine ilişkin bir tutumu olmadığı için, söyleyecek bir sözü de yok. Onun bugün söyleyebildiği, bu sorunun çözülmesinin mümkün olmadığı..
Dönüp diğer muhalefet partisi MHP’ye bakıyoruz. CHP’den bir farkları olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bakın Devlet Bahçeli neler söylüyor:
“ ‘Gerçeklerin konuşulması, sorunlarla yüzleşme, ezberlerin bozulması, statükodan kurtulma, barışla buluşma, değişimin gücü, engellerin aşılması, hataların sorgulanması’ gibi sayısız kavramla kamuoyunun karşısına çıkan bu mihraklar mesafe almaya başladılar. Maksatları, en büyük teminatımız olan millet vicdanını ve şuurunu sarsmak, kavram ve kafa karışıklığı ile milli direnç noktalarını zayıflatmaktır.”
Durum anlaşıldı. Muhalefetin böylesine sıkı bir karşı duruş göstermesi belli ki hükümeti de etkiliyor. Başbakan Tayyip Erdoğan da Azerbaycan’a giderken dikkatli bir üslup kullandı. ‘Kürt sorunu’ netameli ve zor bir sorun olarak Türkiye’nin önünde duruyor.
Türkiye’nin ihtiyaçları, dünyadaki gelişmeler bu sorunu çözmeye zorluyor. Hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri durumun farkında. Ancak muhalefetin sert markajı adım atmayı engelleyici bir etki yapıyor.
PKK da durumun farkında ve artık silahlı dönemin sonuna gelindiğini görüyor. Silahları bırakabilmek amacıyla Türkiye tarafından bazı jestler bekliyor. Bu yolla kendi içinde çözüm istemeyen güçleri ikna etmeye çalışıyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Murat Karayılan’ın söylediklerinin hangi PKK’yı temsil ettiğini sorması da bu kargaşalık konusundaki kuşkuları ifade ediyor.
***
Bütün bu siyasi tabloya bakınca insan ister istemez umutsuzluğa kapılıyor. Kürt sorunu çekingenlikle, çok fazla iç siyaset denge hesaplarıyla çözülebilecek bir sorun değil. Görünen o ki, yerel seçimlerden yara alarak çıkan hükümet Kürt sorunu gibi kritik bir sorunu siyaseti gündemine getirerek, Başbakan’ın daha önce bazı kritik konularda yaptığı gibi kişisel inisiyatifle halledebileceği bir çözüm olarak görmüyor.
Öte yandan, devlet kademeleri içinde çözüm üretmek konusunda bir çaba olduğu da bir gerçek. Cumhurbaşkanı Gül, “tarihi fırsat” değerlendirmesini belli ki kişisel olarak yapmıyor. Bir takım hazırlıklara dayanıyor.
Tabii çözüm aynı zamanda bir kamuoyu meselesi. Belli ki bu noktada hükümet, cumhurbaşkanı ve çözüm isteyen devlet içindeki güçler zorlanacaklar.
Yine ilginç bir noktaya geldik. Bakalım neler olacak.