Kürt sorununda PKK denklemi

İsmet Berkan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la önümüzdeki dönemi etkileyecek açıklamalar içeren bir sohbet gerçekleştirdi. Başbakan'ın önümüzdeki dönemde daha uzlaşmacı bir üslup tutturacağının sinyallerini aldık.

İsmet Berkan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la önümüzdeki dönemi etkileyecek açıklamalar içeren bir sohbet gerçekleştirdi. Başbakan’ın önümüzdeki dönemde daha uzlaşmacı bir üslup tutturacağının sinyallerini aldık. Türkiye’nin siyasette uzlaşmaya ihtiyacı olduğu bir gerçek. Tabii en önemlisi de ‘Kürt sorunu’ konusunda nasıl bir rota tutturulacağı.
Berkan’a göre; Başbakan, Kürt sorununda ihtiyatlı ama iyimser bir tutum içinde. Başbakan’ın Karayılan’ın Hasan Cemal’e söylediklerini dikkatle, ama ihtiyatla karşıladığı sonucuna varmak mümkün.
İsmet Berkan’ın Başbakan’la konuşmasında DTP’nin tutumu uzun uzun değerlendiriliyor. Berkan, Başbakan’ın önümüzdeki günlerde Ahmet Türk’le görüşmesinin mümkün olduğu izlenimini edinmiş.
Berkan’ın değerlendirmeleri, aynı zamanda bazı soruları akla getiriyor: Bu uzlaşma eğilimi, muhalif güçler tarafından nasıl karşılanacak? Örneğin anayasa değişikliği önerisine Baykal nasıl bir tepki verecek? CHP, Kürt sorununda çözüm, Ermenistan’la yol haritasının çizilmesi hazırlıkları vb. konularda olumlu bir tutum gösterecek mi? Bunları önümüzdeki dönemde tartışmayı sürdüreceğiz.
***
İsmet’in Başbakan’la görüşmesi sırasındaki bir saptamasını -ki birçok kişinin bu konuda onunla aynı paralelde bir yaklaşım içinde olduğunu tahmin ediyorum- değerlendirmeye gerek görüyorum.
“Burada bir zorluk DTP’nin tavrından kaynaklanıyor. Parti, bana göre Kürt sorununun Kürt milliyetçiliği cephesinde daha sivil olanı değil giderek daha sert olanı temsil eder hale geliyor. Son kapsamlı KCK operasyonundan sonra alınan tavır da terörle araya mesafe koymaktansa teröre sahip çıkar yönde oldu.”
DTP’nin geçmişe göre daha sert olanı temsil ettiğinden emin değilim. Dillerinin değiştiğini, yerel seçimlerden sonra farklı bir üslup tutturduklarını gözlemliyorum. Son tutuklamaların ardından kitlesel tepkiler gösterdiklerini, açlık grevleri yaptıklarını, bu tutuklamaları kendilerine yönelik bir ‘yok etme’ operasyonu olarak gördüklerini gözlemlemek mümkün.
Kürt siyasi hareketinin başından beri temel sorunlarından birisi PKK ile nasıl ilişki kuracağıdır. DTP’liler, PKK ile aynı kitleye hitap ettiklerini, dağda birçok DTP’linin çocuğunun olduğunu, hatta bir kısmının dağlarda öldürüldüğünü birçok kez açıkça ifade ettiler. Güneydoğu’ya, özellikle de Diyarbakır’a gittiğinizde bu akrabalığı daha net bir şekilde anlayabilirsiniz.
DTP, Kürtlerin yasal alanda tutunma mücadelesinin temsilcisidir. Bugüne kadar bu geleneğin kurduğu ona yakın parti kapatıldı. Kapatmaların hemen hepsinin gerekçesi ‘PKK ile ilişki’ydi. Her seferinde aynı gelenek yeni bir parti kurdu ve aynı iddia tekrarlandı.
Kürtlerin yasal alanda güçlenebilmeleri, meşrulaşabilmeleri yalnızca kendi kararlarıyla gerçekleşebilecek bir olgu olarak görülemez. Önce, bölgede ciddi bir barışçı ortama ihtiyaç var. Demokrasi olmadan çoğulculuk gelişemez. Kürtlerin, DTP geleneği dışında da siyasi örgütlenmeleri bulunuyordu. Üstelik bunların bir kısmı geçmişte çok da güçlüydü.
Güneydoğu’da PKK’nın silahlı çatışmayı başlatmasıyla ara güçler tasfiye oldular. Bu tasfiye işlemini tek başına ve asıl olarak PKK yapmadı. Ara güçleri asıl olarak devlet tasfiye etti. O bölgenin aydınları, demokrat insanları ya baskı nedeniyle bölgeyi terk ettiler, ya da faili meçhul cinayetlerde öldürüldüler.
Güneydoğu’da yok edilen aydınların bir listesini çıkarırsanız görürsünüz ki, bu insanların büyük çoğunluğunu devlet ortadan kaldırmıştır. PKK’nın bu alanda yaptıkları sınırlıdır.
Kürt kimlikli siyaset yapmak isteyen her akım, her örgütlenme, ister istemez bir ölçüde PKK’nın vesayeti altına girdi. Arada kalmak mümkün olmadığı için, istense de, istenmese de böyle bir sonuç ortaya çıktı. PKK’yı tamamen karşısına alan etkisizleşti, siyaseten önemsizleşti, marjinalleşti. Bunu o bölgede görev yapan herkes bilir ve hesaplar biraz da bu gerçek üzerinden yapılır. DTP’yi bu koşullar altında PKK’dan tamamen soyutlamak gerçekçilikten uzaktır.
Son tutuklamaların ‘DTP içindeki PKK’ya yönelik olduğu söyleniyor. Ancak bu öyle bir tutuklama ki, üç genel başkan yardımcısı, çok sayıda il ve ilçe başkanı hapse atılanlar arasında. Biraz daha zorlarsanız buna belediye başkanlarını da ekleyebilirsiniz. Sonra ne olur? Karşınızda bir süre sonra yasal muhatap bulamazsınız.
DTP’yi sertleştiren etkenlerden birisi, onlara yapılan büyük operasyondur. Bu operasyonun, çözüme katkıda bulunmak bir yana, her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getireceğini, bölgeyi bilen birisi olarak net bir biçimde ifade edebilirim.
DTP, şiddeti savunup savunmadığı, siyaset ve şiddet arasında bir ayrım yapıp yapmadığı gibi yönlerden değerlendirilmeli ve eleştirilmelidir. Daha da önemlisi, Kürt kimliği siyasetine hükümetin ve TSK’nın yaklaşımının nasıl olacağıdır. Uygulanmakta olan yok sayıcı siyasetin devam edip etmeyeceği önem taşımakta, konu bu noktada düğümlenmektedir.
Başbakan’ın İsmet Berkan’a anlattıkları, bu soruların cevaplanması açısından ilginç açılımlar içeriyor. Röportajda belirginleşmekte olan yeni uzlaşma eğilimi, özellikle Güneydoğu’da etkisini hissettirecektir.