?Kürt sorunu?nun filmi...

Mahsun Kırmızıgül, çok çocuklu Bingöllü bir ailenin Diyarbakır?da büyüyen çocuğu. PKK ilk karakol baskınını yaptığında, yani 1984 yılında 15, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde ise 11 yaşındaydı.

Mahsun Kırmızıgül, çok çocuklu Bingöllü bir ailenin Diyarbakır’da büyüyen çocuğu. PKK ilk
karakol baskınını yaptığında, yani 1984 yılında 15, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde ise 11 yaşındaydı. Diyarbakır cezaevinin yanında büyüdü. Orada neler yapıldığını dinledi.
O yıllarda Diyarbakır’da yaşamanın ne demek olduğunu anlamak kolay değil. Sokaklarında satırlarla insanların öldürüldüğü bu kent umutların, arayışların kentiydi aynı zamanda. Hâlâ orumlularının hesap vermediği binlerce faili meçhul cinayetin acıları içinde büyümenin ne demek olduğunu anlamak zor.
Mahsun Kırmızıgül, kendi duyarlıklarını, içinde birikmiş duygularını, açmazlarını, acılarını, sevgilerini paylaşmak için çekmiş ‘Güneşi Gördüm’ filmini. Dağda korucu olmayı reddeden ve boşaltılmaya direnen bir ailenin öyküsüyle başlıyor yolculuk.
Erkek çocuk sahibi olamamanın dayanılmaz ağırlığından tutun, bir oğlu dağda, bir oğlu askerde olan annenin sessizliğine, boşaltılan köylerden İstanbul’a taşınan çaresizlik ve karmaşaya, yurtdışında bilinmeyen diyarlardan yeniden kurulan hayatlara kadar her biri kendi başına bir roman olacak hayatları izliyoruz. İçinde Kürtlere dair neredeyse her şey var. Kürt sorunu, bir acılar yumağı. Hâlâ adına ‘Kürt sorunu’ demenin bile sorunlu olduğu, adı bile bir düğümü andıran bir yumak bu.
***
1960’lı yıllarda sanat ve kültür konusunda yaptığımız tartışmalardan birisi de ‘Sanat
sanat için midir, yoksa sanat toplum için midir?’di. Günler haftalar süren tartışmalardan sonra ‘sanat toplum içindir’ sonucuna varmıştık. Bu anlayış, sosyalist ülkelerde kaba propaganda filmlerinin çekilmesine, kaba romanların yazılmasına, ilkel tiyatro oyunlarının oynanmasına neden oldu.
‘Güneşi Gördüm’ filmini izlerken, “Evet bu film bize Kürt sorununun belki de anlamakta güçlük çektiğimiz insani boyutunu çok güzel anlatıyor” diye düşündüm. Sanat, toplumsal acıların ifade edildiği bir yaratıcılığa dönüşmüştü. Filmin anlatım diline eleştiriler getirenlerin varlığına rağmen, 1960’lı yılların kaba toplumcu sanat anlayışıyla ilgisi olmayan estetik açıdan gelişmiş bir filmle karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.
***
Film, dayanılmaz ağırlıktaki dramları karşımıza getiriyor. Yüreğin kaldıramayacağı acımasız sahnelerden, ‘Artık yeter, bitsin bu eziyet, bu cefa’ dediğiniz açmazlara sürükleniyorsunuz. Birbirini izleyen çaresiz acılar fazla geliyor. Kalbiniz sıkışıyor. 
Bu film, birçok farklı kesimden insana hitap edebilir ve bir şeyleri anlamaya yardımcı olabilir. “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır” diye düşünenlerin ondan bir şeyler öğrenebilmelerini ummaksa herhalde aşırı iyimserlik olur.
‘Güneşi Gördüm’, çarpıcı sahneleriyle, olağanüstü görüntüleriyle, çok başarılı oyuncularıyla etkileyici, çarpıcı, sersemletici bir film. Yaşanan onca acının içindeki insana dair hikaye sizi koltuğunuza yapıştırıyor.
Mahsun Kırmızıgül, yazan ve yöneten olmanın yanında filmin baş oyuncusu. Oyuncu olarak da çok başarılı. Filmde Mahsun’un yanı sıra Altan Erkekli, Demet Evgar, Şerif Sezer, Erol Demiröz, Emre Kınay, Menderes Samancılar, Ali Tutal, Ali Sürmeli, Hande Subaşı gibi bu tarz bir projede yer alması ilginç olan oyuncuları da içeren nitelikli bir oyuncu kadrosu yer alıyor. Filmin izleyici kitlesinin de oyuncu kadrosu gibi Türkiye’nin farklı sosyolojik eğilimlerini birleştirmesini ümit ediyorum.
‘Güneşi Gördüm’ bir isyan. “Artık bu dertlere bir çözüm üretelim” isyanı. “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur terör sorunu vardır” diyenler bu filmi görmeliler. O bölgedeki insanı görmeliler. Onun çaresizliğini görmeliler. Sonra bunun yalnızca bir terör sorunu olup olmadığına tekrar karar verebilirler.
Mahsun, milyonlarca insanın derdini, hala nasıl çözüleceği konusunda aramızda anlaşamadığımız derin yarayı bu filmle önümüze getiriyor.
Bir sanatçı olarak, o acıların tanığı ve mağduru bir toplumun bire yi olarak derdini paylaşıyor
‘Güneşi Gördüm’ü görün.
Düşünmek için.