Kürtler, Cemaat, Yüce Divan ve 2015 tahminleri

2015'te, hükümeti bekleyen ilk zorluk, yolsuzluk soruşturması. Dört bakanla ilgili "Soruşturma Komisyonu" kararı, Meclis'in önüne gelecek. Ciddi bir taktik savaşına tanık olabiliriz.

2013, Kürtlerle uzlaşma yılıydı. Abdullah Öcalan'ın 2013'ün Newroz'unda yaptığı çağrıyla, barış süreci ivme kazandı. PKK'den çekilme sinyalleri geldi ve Kürt sorununda çözüm perspektifi belirginleşti.

2014, tam anlamıyla, “Cemaatle mücadele” yılı oldu. Cemaat’in, devlet içindeki güçlerini harekete geçirdiği, Erdoğan hükümetini devirmeyi ve yeni bir siyasi düzen kurmayı hedeflediği bir ortamda 2014’e giriş yapmıştık.

Erdoğan, bu hamleleri, seçimlerde kazandığı başarıyla püskürttü ve inisiyatifi tam anlamıyla ele aldı. 2014 sonuna geldiğimizde,
Cemaat’in, artık "Paralel Yapı" olarak algılandığını ve yargı önünde hesap vermeyi de içeren bir yenilgi koridoruna doğru ilerlediğini görüyoruz.

Seçim yılı

2015, yine bir seçim yılı. Genel seçimleri etkileme potansiyeli en yüksek konuyu; “Kürt hareketiyle, hükümet arasındaki ilişki”
oluşturabilir. Hükümet, 2014’te, Kürt siyasi hareketiyle ilişkilerinde zorlandı. Kobani ve IŞİD olayları üzerinden, hükümete yönelik ciddi bir “psikolojik operasyon” gelişti. 6-8 Ekim tarihlerinde yaşananlar, hükümet açısından bir kabustu.

Öte yandan, Başkanlık Sistemi, hala Erdoğan'ın gündeminde. Bu konuda izlenebilecek yollar, genel seçimlere bağlı. AK Parti, 330 milletvekilini bulabilirse; büyük olasılıkla, Anayasa değişikliği için referanduma gidebilir. Bu şekilde, başkanlık sisteminin önü açılırken, “yeni anayasa” konusu da tekrar gündeme gelebilir.

Yüce Divan endişesi

2015'te, hükümeti bekleyen ilk zorluk, yolsuzluk soruşturması. Dört bakanla ilgili “Soruşturma Komisyonu” kararı, Meclis'in önüne gelecek. Ciddi bir taktik savaşına tanık olabiliriz.

Bazı muhalif çevreler, 4 eski bakanı, Yüce Divan'a yollamayı hedefliyor. Bu şekilde, hedefe Erdoğan'ı koyabileceklerini de,
hesaplıyorlar. Paralel Yapı savcılarının hazırladığı fezleke üzerinden açılan soruşturmanın, Erdoğan'ı da suçlayan ifadeler içermesi; AK Parti'de çıkacak karar konusunda, bir krize yol açabilir mi? Bazı AK Parti’lilerin "hesap versinler" şeklinde bir eğilim gösterme olasılığından söz edilebilir. Yani Yüce Divan yolunun açılması mümkün.

5 Ocak, bu açıdan kritik. Tüm muhalefetin, özellikle kısa vadede, bu meseleye yüklenmesi beklenebilir.

Kürtler

5 Ocak aşılabilirse, Hükümetin önüne, asıl ve temel mesele olarak, “Kürtlerle uzlaşmada izlenecek yol” konusu gelecek. Hükümetin beklentisi; 2015 Newroz'unda, “Abdullah Öcalan'ın, Türkiye'ye yönelik silahları bırakması için PKK'ye çağrı yapması” yönünde.

Seçimlere iki ay kala çıkabilecek böyle bir karar, AK Parti'nin şansını artırabilir. Ancak bunun o kadar da kolay olmayacağını
öngörebiliriz. İçeriden ve dışarıdan, bir çok siyasi güç; AK Parti'yi ve Erdoğan'ı köşeye sıkıştırmak, siyaseten mağlup edebilmek amacıyla, çabalarını daha da artırabilir. Hem bu konuda, hem de başka alanlarda, sürpriz hamlelerle karşılaşabiliriz.

AK Parti'ye karşı en önemli potansiyel kozlardan birini, “Kürt sorununda kriz çıkartmak” olarak algılayan bir muhalefet panoraması var. Kürt Hareketi’nin, daha yoğun bir “mahalle baskısı” altında kalması, yüksek ihtimal. Hareketin değişik bileşenlerinin, değişik çevreler tarafından (birbirine karşı) kışkırtılması, buralardan bir “kaos mühendisliği” geliştirilmesi hedeflenebilir.

Erdoğan ve Öcalan; geleceklerinin, belli ölçüde , “barış ve çözüm sürecindeki başarılı ilerleme”ye bağlı olduğunun farkındalar. Kendi destekçileri üzerindeki “otorite”leri, ellerini güçlendiriyor.

Muhalefet açısından

Yeni yıla da, yolsuzluk tartışmalarıyla girileceği belli. Muhalefet, Cemaat’le etkileşim içinde, bastırmayı sürdürecek.

Şurası açık: Muhalefet, yapıcı çözüm yolları, kendine ait projeler üretemediği, gerçekçilikten uzak kaldığı oranda; “başka güçlerin” peşine takılmaya devam edecek. Kürt sorunu, bunun en tipik örneği: MHP'nin tavrı çözümsüzlük noktasında kilitlenmiş durumda. CHP, "konu Meclis'e gelsin" demenin ötesine geçemiyor.

Sonuç olarak; Türkiye'deki kamplaşmanın ve hükümetle muhalefet arasındaki gerilimin, 2015 seçimlerine doğru, tırmanarak devam edeceği öngörülebilir. 2013-2014, ülkedeki ekonomik ve sosyolojik dengeler/değerler açısından da, inişli çıkışlı yıllardı. 2015’in de, bazı açılardan, dalgalanmalara açık bir yıl olması beklenebilir.

Ancak şu da bir gerçek: Kürtler ve AK Parti, 2015'in etkili ve merkezi aktörleri olarak, gelişmeleri yönlendirmeyi sürdürecek gibi görünüyorlar.