Kürtlerin ?kimlik? siyasetini anlamak...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DTP?yi eleştirirken "Kimlik üzerinden siyaset yapıyorlar" diyor. Başbakan?ın bu saptamasının amacını aşan sonuçlar doğurduğu bir gerçek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, DTP’yi eleştirirken “Kimlik üzerinden siyaset yapıyorlar” diyor. Başbakan’ın bu saptamasının amacını aşan sonuçlar doğurduğu bir gerçek. Çünkü, Kürtlerin ‘kimlik’ diye bir sorunları var. Dilleri, kültürleri, kimlikleri üzerinde çok uzun yıllardır sürdürülen ‘inkâr’ siyaseti, onların tepkilerini, taleplerini daha kararlı bir şekilde dile getirmelerine neden oldu. Artık onların ‘kimlik’ talebi geri döndürülemez, köklü bir siyasi taleptir. Bunu dikkate almadan o bölgede siyaset yapılamaz. Nitekim inkârcılığın başını çeken siyasi partiler bu bölgede tamamen yok oldular.
Bu istek, yalnızca DTP’ye oy verenlerle sınırlı bir istek değil. Kendisini ‘Kürt’ olarak tanımlayan, anadili Kürtçe olan her görüşten Kürt, ‘kimlikleri’ne saygı gösterilmesini, kimliklerini redde dayalı engellerin kaldırılmasını istiyorlar.
Diyarbakırlı bir iş insanı olan, yazar Altan Tan’ı Erdoğan Aktaş’ın Habertürk’teki programında izlerken söylediklerinin bu dünyanın görüşlerini yansıttığına tanık oldum. Altan Tan dindar bir Diyarbakırlıdır. Onun DTP ile bir ilişkisi olmadığını biliyorum.
Altan Tan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘kimlik siyaseti’ne yönelik eleştirilerinin doğru olmadığını ifade etti. Kimlik sorununun her görüşten Kürt’ün en temel sorunlarından birisi olduğu söyledi. Ben de bu bölgeye yaptığım geziler sırasında aynı duyarlıklarla yüz yüze geldiğimi bu köşede birçok kez dile getirdim.
***
Kürtlerin bir ‘kimlik’ sorunu vardır. Bu sorunu Kürtler yaratmadı. Bu sorunu, şimdiye kadar Türkiye’ye egemen olan ‘inkârcı’ siyaset kışkırttı ve önde gelen bir talep haline dönüşmesine neden oldu. Siz Kürt yoktur derseniz, askeri darbeler döneminde cezaevlerine gelen analara babalara, ‘Kürtçe konuşmayacaksınız’ diye baskı yapıp çocuklarıyla bildikleri tek dildeki iletişimi engellerseniz, ‘kimlik’ talebi bir birikim olarak karşımıza çıkar.
TRT-6’nın yayını olumlu bir adımdır. Kürt dili ve edebiyatı yönünde gösterilen gayretler iyidir, sağlıklıdır. Ancak bunları söyleyince ‘kimlik’ sorunu çözülmüş olmuyor. Diyarbakır’ın Suriçi Belediye Başkanı, faaliyetlerini anlatan broşürü birkaç dilde hazırlayınca ve bunların arasında Kürtçe de yer alınca İçişleri Bakanı tarafından Meclis üyeleriyle birlikte görevden alındı. Suriçi Belediyesi’nin başında atanmış bir bürokrat bulunuyordu. Seçilmiş tasfiye edilmişti.
Buna benzer, onlarca örnek sayılabilir.
Nitekim Ahmet Türk’ün Meclis’te DTP grubunda yaptığı konuşmanın da Meclis TV tarafından kesilmesi de bu konudaki yasakçı anlayışın ve yasakçı hukuki çerçevenin büyük bir sorun olarak karşımızda durduğunu gösteriyor.
***
Diyarbakır’da yapılan son kamuoyu anketlerinin DTP’nin hâlâ açık ara farkla önde olduğunu göstermesinin bazı kesimleri şaşırttığı anlaşılıyor. Türkiye’nin başka yerlerinde AK Parti’ye diş bileyenlerin, Diyarbakır ve çevresinde AK Parti’nin DTP’yi yenmesini istemeleri ilgimi çekiyor.
Burada onların ifadesiyle bir ‘milli duruş’tan söz edilebilir. Birlik beraberlik durumu yani.
Sonuç olarak Kürtler de bu noktada birlik beraberlik tepkisi gösteriyorlar. Altan Tan’ı izlerken, kendimizi Kürtlerin yerine koymanın önemini, empatinin gereğini bir kez daha anladım. Altan Tan konuşurken, onu dinleyenler bir türlü onun ne demek istediğini anlamıyorlardı.
DTP’li olmayan bir Kürt’ün de diğer Kürtlerle ortak tepki vermesinin bir anlamı yok mu? Belli ki ortak bir duyarlık söz konusu. Yıllarca anadilini konuşamamış, türküsünü doyasıya söyleyememiş, kimliğini gizlemeye çalışmış bir halktan söz ediyoruz. Onların hangi siyasi görüşte olursa olsunlar ortak bir ‘kimlik’ duyarlıkları olduğunu anlamalıyız. Bunu anlamamakta direnmenin bir faydası olmadığını da görmeliyiz.
Kimlik talebi bir gerçektir. Bu gerçeği göreceğiz. Kimlik inkârı sürdükçe, ‘kimlik’ eksenli siyaset de etkisini sürdürecektir. Bu noktada köklü bir çözüm üretilmedikçe, başka konuların ön plana çıkması da mümkün değildir. Dönüp aynı yere geliriz.
Güneydoğu’yu dolaşın bu gerçeği her adımda göreceksiniz.