Londra'ya geldik kriz çıktı

İstanbul-Londra uçağında ilk işaretleri İngiliz gazetelerinden aldık. Gordon Brown başkanlığındaki hükümet istifalarla sarsılıyordu.

İstanbul-Londra uçağında ilk işaretleri İngiliz gazetelerinden aldık. Gordon Brown başkanlığındaki hükümet istifalarla sarsılıyordu. Aylar öncesinden İçişleri Bakanı Jacqui Smith hakkındaki ortaya atılan yolsuzluk iddiaları gelişmelerin ilk işaretlerini vermişti. Bakan Smith’in eşinin otelde izlediği porno filmin faturasının bakanlık hesabından ödenmesi ortalığı karıştırmıştı. Aslında topu topu 10 pound’luk bir ödemeydi, yine de bir yolsuzluk olarak kabul edilmişti. Bizim ülkemizdeki yolsuzluklarla alakası olmayan basit bir rakam söz konusuydu. Jacqui Smith’in suçlanmasına neden olan asıl gerekçe ise kızkardeşinin evinin kirasını devlet kesesinden ödettirmesiydi. Benzer gerekçelerle başka bakanlar ve milletvekilleri de suçlanıyordu.
Önceki gün benzer suçlamalarla yüz yüze gelen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Bakan Hazel Blears istifa ettiğini açıkladı. Bu Gordon Brown hükümetindeki dördüncü istifaydı. Geçtiğimiz günlerde de İçişleri Bakanı Jacqui Smith, Çocuklardan Sorumlu Bakan Beverley Hughes ve Devlet Bakanı Tom Watson görevlerinden ayrılmışlardı. İstifa sürecinin başını ise Meclis Başkanı Michael Martin çekmişti.
Yerel seçimlerin ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinin yapıldığı gün patlayan hükümet krizinde dört bakanın ardı ardına istifa etmesi hükümeti derinden sarsmıştı.
Bu suçlamaların olduğu ortamda iktidardaki İşçi Partisi tam anlamıyla kan kaybediyordu.
Yapılan son anketlerde iktidardaki İşçi Partisi’nin desteği yüzde 18’lere düşmüştü. Muhalefetteki Muhafazakâr Parti ise yüzde 40’lardaydı.
İngiltere Başbakanı Gordon Brown, dünyayı ekonomik krizden çıkaracağını söyleyecek kadar iddialıydı ancak partisi içindeki bir kesim tarafından bir türlü liderliğe uygun görülmedi. Tony Blair’in ardından başbakanlık koltuğuna oturan Brown, Blair ve ekibi tarafından küçümsendi. Son istifaların Avrupa Birliği seçimlerinden hemen önce gerçekleşmesi bir rastlantı değildi. İstifa eden bakanların Brown’a karşı oldukları söyleniyordu.
***
Türkiye açısından ilginç tahlilerle neden olacak gelişme, yapılan yolsuzluk suçlamalarının bizim ölçülerimize göre komik düzeyde olmasıydı. İngiliz milletvekillerinin yıllık toplam maaşları 64 bin Sterlin. Bu rakam bir üniversite öğretim üyesinin maaşından çok daha az. İngiltere ölçülerinde oldukça az sayılacak bir maaş. Milletvekilleri hemen her hafta sonu seçim bölgelerine gitmekle yükümlü, bunlar da onların kendi ceplerinden çıkıyor. Bu nedenle Maliye vekillerin seçim bölgelerinde daire tutmalarını finanse ediyor. İngiliz kamuoyundaki inanç yetersiz maaşın bu tür küçük yolsuzluklara yol açtığı yönünde.
Asıl krizin de yolsuzluklardan değil, İşçi Partisi içindeki iktidar kavgasından kaynaklandığı. İşçi Partililerin bir kesimi başından beri Gordon Brown’ı istememişler ve bu nedenle bu krize yol açmışlar. Ancak Tony Blair’den sonra Gordon Brown’a rakip olabilecek bir adayları da olmamış.
Tabii bütün bunların asıl nedeni de İngiltere ekonomisinin son yıllarda yaşadığı kriz. İngiliz parası Sterlin sürekli değer kaybediyor ve İngilizler yoksullaşıyor. Üstelik bu kriz küresel krizden önce gelip İngiltere’yi vurmuş, küresel krizle birlikte bu durum daha da kötüleşmişti.
Yolsuzlukların gölgesinde gelişen hükümet krizinin Haziran 2010’da yapılacak Avam Kamarası’nı yani Meclis’i yarı yarıya değiştirebileceği tahlilleri yapılıyor. Bu da demektir ki İngiliz siyaseti önümüzdeki yıllar içinde yeniden şekillenecek. Zaten daha şimdiden 15 milletvekili önümüzdeki seçimlerde aday olmayacaklarını açıklamışlar.
İşçi Partisi’nin kan kaybetmesi muhalefeti harekete geçirmiş. Ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti’nin lideri David Cameron, erken seçim istemeye başlamış bile.
Gördüğünüz gibi biz Türkler, İngiltere’ye ayağımızı basar basmaz burada da bir krize neden olmuş durumdayız.
Şaka bir yana İngiltere son dönemin en önemli krizlerinden biriyle yüz yüze. Bu yazı yazılırken devam eden yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu seçimlerini de iktidardaki İşçi Partisi kaybedecek gibi görünüyor.