Meclis Başkanlığı kürsüsündeki Pervin Buldan

Önceki gün, Meclis Başkanlığı kürsüsünde oturan kadın siyasetçi, Pervin Buldan'dı. Onun kimliğinde temsil edilen asıl anlam, Kürt siyasetinin bugün geldiği noktadır...

Pervin Buldan'ı 1994 Haziran'ında eşi Savaş Buldan ve iki arkadaşıyla birlikte devletin yargısız infaz çeteleri tarafından kaçırılıp öldürüldüğünde tanımıştık. Savaş Buldan, o tarihte 30 yaşındaydı. Pervin Buldan 27'sinde dul kalmıştı.

Aradan 21 yıldan fazla bir zaman geçti. Önceki gün, Meclis Başkanlığı kürsüsünde oturan kadın siyasetçi, Pervin Buldan'dı. Bu süre içinde siyasete atıldı, yargısız infazların, gözaltında kayıpların peşini kovaladı; Türkiye değişirken, o da bu değişimin önemli aktörlerinden birisi olarak siyaset içinde etkin bir konum edindi.

Onun kimliğinde temsil edilen asıl anlam, Kürt siyasetinin bugün geldiği noktadır… 1990'larda, Kürtlerin kendi kimlikleriyle siyaset yapmaları, yasaktı. Bir çok Kürt partisi kapatıldı; yöneticileri, taraftarları ağır baskılara göğüs gerdi, direndi ve onlar siyasetin yolunun açılmasında etkin bir rol oynadı.

Türkiye'ye egemen olan, “inkar ve imha siyaseti”ne karşı, Kürt kimliğiyle varolma mücadelesi; bir demokrasi ve hak mücadelesiydi. Bu çabalar, aynı zamanda “Kürtlerin hak ve hukuk talepleri”ni Türkiye siyasetinin içine taşımayla ve “bir meşruiyet yaratma çabası”yla el ele gitti.

7 HAZİRAN SEÇİMLERİ

7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde elde edilen büyük seçmen desteği; uzun siyaset arayışının toplum tarafından  benimsendiğinin kanıtıydı. Meseleyi Türkiye içinde çözme konusunda sağlanan bir meşruiyet adımıydı bu iki seçim.

İÇ MESELE DIŞ MESELE

PKK, bu birikimin geri plandaki en önemli aktörü. Uzun yıllar, merkezi karargahları, Suriye'nin Hafız Esad rejiminin gölgesindeydi. PKK, silahlı çatışma çizgisi nedeniyle, içeride bir güç oluştururken, aynı zamanda bölgedeki uluslararası hesapların da her zaman içinde bulunuldu.

PKK ve HDP; benzer bir kitlenin temsilcileri olsalar bile, mücadele biçimleri ve siyasi hedefleri açısından farklılaşma  potansiyelini içlerinde barındırıyorlar. PKK, silahlı gücü ve illegal yapısı nedeniyle uzun yıllara dayanan örgütlü varlığını korudu; kapatılma tehdidi altında varlıklarını sürdürmeye çalışan Kürt siyasi partileri üzerinde güçlü bir etki oluşturabildi. Bu nedenle, çoğu zaman, yasal alanın kaderini belirledi.

YENİ KARMAŞIK DÖNEM

Uzun yıllar yürütülen meşakkatli meşruiyet  mücadelesinin semere verdiği aşamaya gelinmişti. Yeni bir ufuk açılıyor, sorumluluklar büyüyor, yeni sorular sorulmaya başlanıyordu. HDP'nin en çok seçmen desteğini sağladığı dönemde çözüm süreci sona erdi ve yeniden çatışmalar yaygınlaştı.

7 Haziran seçimlerinden sonra, 80 milletvekilliği kazanan HDP; çatışmanın tırmanmasıyla birlikte  paralize oldu. Bir siyasi etkinlik gösterebilme şansını kullanamadı. 1 Kasım seçimlerinden sonra, iş daha da güçleşti. Çatışma; "özyönetim" ilanlarının getirdiği ortamda, büyük bir tırmanışa geçti.

PKK'NİN BÖLGESEL HEDEFLERİ

Çatışmayı, PKK'nın Suriye'de ve Irak'ta önüne koyduğu bölgesel hedefler kışkırtıyor. Türkiye'nin siyasi pozisyonlarıyla, PKK'nın siyasi hesapları arasındaki bölgesel çelişme, iç politikaya da yansıyor.

PKK'nın önde gelen isimlerinden Cemil Bayık, 1 Aralık'ta, BBC muhabirine, "Türkiye'nin Cerablus'a (Suriye) olası müdahalesi durumunda, Türkiye'ye yönelik şiddeti tırmandıracaklarını" söyledi.

Bu açıklamanın da gösterdiği gibi; sorun, PKK açısından daha bölgesel bir özellik taşıyor. Şu anda bazı ilçelerde yürütülen operasyonların ve PKK direnişinin arkasında, başka çatışma alanlarının olduğu söylenebilir. Kuzey Irak'ta da; PKK'nın, Barzani yönetimine karşı, İran destekli cephenin içinde yer aldığı gerçeği denkleme dahil edilince, daha bölgesel karakterli hesapların öne çıktığını görmek zor değil.

HDP ZORLANIYOR

HDP'ye gelince: Bu siyasi akım üzerinde, PKK'nın tayin edici bir ağırlığı bulunuyor. Öte yandan, HDP, kaderini Türkiye ile birleştirmiş, hayatını Türkiye'nin varlığıyla özdeşleştirmiş, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin gibi Batı kentlerinde yaşayan Kürtlerden ve onlara sempati duyan Türklerden ciddi destek aldı. Yüzde 10 barajı, bu illerden gelen yüksek orandaki oylar sayesinde aşılabildi.

Aynı şekilde; Güneydoğu'da, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki seçmenlerin önemli bir ağırlığının da; siyasi, sosyal ve ekonomik varlıklarını, büyük ölçüde “Türkiye'nin geleceğinde” gördükleri söylenebilir.

Bölgedeki orta ve üst sınıfa mensup Kürtler, çatışma ve savaşın yaratabileceği yıkımın kendilerini felaketlere sürüklemesinden çekiniyorlar. Hemen sınır ötesinde Iraklıların ve Suriyelilerin kaderine benzer bir belirsizliğin kendilerini de kapsama ihtimali, onları korkutuyor.

Bu yüzden, hendekli, barikatlı "özyönetim" denemeleri, Kürtlerin kitlesel desteğini kazanamadı.

İKİ İHTİMAL

HDP'nin yaşadığı “sıkışma”ya gelirsek: Bir yandan desteğini aldıkları kitlenin beklentileri… Diğer yandan, PKK'nın bölgesel siyasi hesaplarının yaratabileceği yeni çatışma potansiyeli… Bu tablo içinde, HDP'lilerin, giderek, “bazı tercihler yapma” konusunda zorlanacakları söylenebilir.

“Çözümü Türkiye içinde aramak”la, “çözümü Türkiye'ye rağmen aramak” arasında yapılacak tercihler; belki de, önümüzdeki dönemde, HDP'nin geleceğini de belirleyecek. 

Tabii bir başka ihtimal de, PKK'nın bölgesel hesaplarını, Türkiye ile paralel hale getirmesi ve Türkiye ile çatışma yerine, uzlaşma politikalarına dönebilmesidir.

Böyle bir ihtimal HDP'nin elini kolaylaştırır...