Meclis heyeti İmralı'ya neden gitmiyor?

Abdullah Öcalan'ın avukatlarının son açıklaması ortalığı karıştırdı. Avukatlarının Öcalan'dan aktardıkları bilgiler özetle şöyle:

Abdullah Öcalan’ın avukatlarının son açıklaması ortalığı karıştırdı. Avukatlarının Öcalan’dan aktardıkları bilgiler özetle şöyle: “...Müvekkilimiz 17 Kasım 2009 tarihinde, F Tipi statüsünde inşa edilen yeni cezaevine nakledilmiştir. ‘İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ olarak nitelendirilen bu cezaevi ile uygulanmakta olan tecrit yeni ve çok daha ağır boyutlara ulaşmıştır...
“Banyo ve tuvaletin de dâhil olduğu yeni hücresi tek katlı olup, yaklaşık 67 metrekare büyüklüğündedir. İçi tellerle örülü hücre penceresi çok yukarıda, ancak gökyüzünü görebilecek tarzda düzenlenmiştir. Bu haliyle pencere hava sirkülâsyonu işlevini görmemektedir. Hücre içinde duvara bitişik olarak yerleştirilen yatak dışında, bir insanın ancak ayakta durabileceği 23 adımlık bir boşluk kalmaktadır...
“Hücrenin içi basık ve havasız kalmakta, müvekkilimizin sağlığı da bu durumdan son derece olumsuz etkilenmektedir. Hücreye bitişik olarak inşa edilen havalandırmaya günde bir saat çıkarılmaktadır. Burası da kuyu tarzı yüksek duvarlarla çevrili, üstü sık tel örgülerle örülü, sadece gökyüzünü görebilen,
45 adım yürüyüş alanı bırakan bir havalandırmadır.
“Müvekkilimizin İmralı Cezaevi şartlarında oluşan ve kronikleşen ağır solunum yolları rahatsızlıkları, nakledildiği yeni hücrede çok zorlayıcı bir hal almıştır. Havasız ve basık ortam nedeniyle nefes alıp-vermekte zorlandığını, özellikle geceleri uyuyamadığını, nefes almak için sürekli uykusundan uyanıp ayağa kalkmak zorunda kaldığını, havasızlığın yarattığı basıncın adeta boğucu olduğunu belirtmiştir. Ağrıları her geçen gün şiddetlenmektedir.”
***
Avukatları Abdullah Öcalan’ın 20 günlük hücre cezası aldığı için havalandırmaya çıkarılmadığını ve yeni gelen mahkûmlarla da görüşme imkânı bulamadığını belirtiyorlar.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Prof.Zafer Üskül’ü aradım. Üskül, komisyonun İmralı adasına gitmeyeceğini açıkladı. Komisyonda yapılan oylamada CHP ve MHP’li üyelerin böyle bir heyete katılmayı reddettikleri anlaşıldı. Onlar ‘gitmeyeceğiz’ dedikleri için Komisyonun da gitmeme kararı aldığı ortaya çıktı.
DTP milletvekili Komisyon üyesi Akın Birdal, “Adalet Bakanı Öcalan’ın yeni yerinin F Tipi standartlarında olduğunu ve hücresinin küçülmediğini ve koşulların da kötüleşmediğini söyledi. Komisyon oraya gidip bunu saptayabilirdi. İddialar doğru değilse sorun çözülürdü. Şimdi belirsizlik devam ediyor.”
Zafer Üskül, elindeki krokiye göre, Öcalan’ın önceki kaldığı yerle, yeni yer arasında büyüklük farkı olmadığını söyledi. Akın Birdal ise, tuvalet ve banyo nedeniyle alanın daraldığının iddia edildiğini ifade etti. “Gidip görsek, sorun netleşecekti. Öcalan’ın avukatları tepedeki hava deliği şeklindeki pencerenin hava almayı zorlaştırdığını ve astım hastalığı nedeniyle durumunun kötüleştiğini aktarıyorlar. Böyle olup olmadığını nasıl anlayacağız?”
***
Öcalan’ın sağlık durumu ve koşullarının kötüleşmesinin sorunu yaratacağı belli. Bunu hükümet de biliyor, siyasi partiler de. Kürt sorunu konusunda ‘açılım’ yapma girişiminde bulunan bir siyasi iradenin, Öcalan’dan kaynaklanabilecek gerginlikleri hesaba katmayı ve gereken özeni göstermeyi ikinci plana atmak gibi bir lüksü olamaz. O nedenle, izlenen çizgiyi anlamlandırmak oldukça zor.
Zafer Üskül, “Birileri ortalığı karıştırmak için bu yalan bilgileri yayıyor” dedi. Akın Birdal da, “Hükümet başı sıkışınca Öcalan konusunda bir gerginlik çıkarıp dikkatleri bu yöne çekmek istiyor” diyerek başka bir adrese işaret etti.
Öcalan, 10 yıl hukuka aykırı bir şekilde, tek başına tecrit edilerek bir hücrede tutuldu. Dünyada eşi görülmemiş ve kanunda da yazılı olmayan bir tecrit uygulandı. Şimdi ise ‘yasaya uyduracağız’ mantığıyla, en kötü koşulları içerdiği anlaşılan yeni bir sistem kuruluyor. Bu yaklaşımın içerdiği mantığı çözmek gerçekten de zor.
Akın Birdal, “Eğer hükümet Kürt açılımında samimiyse, Öcalan konusunun da bu sürecin önemli bir boyutu olduğunu bilerek hareket etmesi gerekirdi. Öcalan’ın durumunu kötüleştirerek, hücresini daha da yaşanmaz hale getirerek, belli çevrelerin duyarlığını kışkırtarak nasıl bir açılım yapılabilir ki? Zafer Üskül’e, ‘F Tipi’nin bütün hücreleri bu şekilde mi? Yoksa en kötüsü mü seçildi? Pencereler neden böyle’ diye sordum. Bilmediğini, araştıracağını söyledi.”
Üskül tekrar aradı ve pencerenin tepede değil makul bir yükseklikte olduğunu ve açılabilecek durumda bulunduğunu öğrendiğini açıkladı.
Bir Meclis heyetinin İmralı’ya giderek sorunu yerinde görmesi ve kamuoyunu aydınlatması seçeneği değerlendirilebilirdi, ama bu tercih edilmedi. Neden acaba?
Ortalık daha da karışsın mı isteniyor?