MHP'li Kürt'ten mektup

MHP Diyarbakır eski İl Başkanı Abdullah Arzakçı'dan, iki gün önceki yazım konusunda bir mektup aldım. Yazımın başlığı "MHP'li Kürt: 'Abdullah Öcalan'la görüşülebilir' şeklindeydi.

MHP Diyarbakır eski İl Başkanı Abdullah Arzakçı’dan, iki gün önceki yazım konusunda bir mektup aldım. Yazımın başlığı “MHP’li Kürt: ‘Abdullah Öcalan’la görüşülebilir’ şeklindeydi. Sözünü ettiğim MHP’li Arzakçı’ydı. Başlık da bana ait değildi. Arzakçı’nın da katıldığı Diyarbakır’da toplanan değişik eğilimlerden Kürtlerin katıldığı ‘Kürt Çalıştayı’ sırasında gazetelerde yer alan haberde Arzakçı’nın bu sözleri, aktardığım şekilde yer alıyordu. Arzakçı’nın basına yansıyan bu sözleri haklı olarak kamuoyunda ilgiyle karşılandı. Belli ki bir MHP’li olarak Arzakçı’nın sözleri kendi çevresinde bir tepki yaratmıştı. 
Bu girişten sonra Arzakçı’nın yolladığı mektubu aynen yayınlıyorum:
“Sayın Oral Bey...
29/07/2009 tarihli Radikal gazetesinde çıkan yazınızda benim adıma yapmış olduğunuz açıklama (Arzakçı şunları söylüyor:PKK ve Öcalan’la görüşülmesin demiyorum. Doğru söyleyenle görüşülebilir)dakisözler bana ait sözler değildir. Bunları kabul etmem mümkün değildir . Yazdığınız yazı benim geleceğimi ve siyası kariyerimi haksız yere çok önemli şekilde kötü anlamda etkileyecektir. Bunu bir sonraki yazınızda derhal düzeltmenizi rica ederim. Benim bu konuda yaptığım açıklamanın tam metni şudur: ‘Bende Kürdüm ve Zaza’yım.Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duyuyorum. Bizim gibi sorunsuz Kürtlerle devlet önce görüşüp sorunlu Kürtler kimdir onu tespit etmeli.  Bu birinci boyutudur. Sonrasında ikinci boyutu çocukları dağda olan ailelerle görüşülüp çocuklarının ve kendilerinin sorunları tespit edilmelidir. Buna bağlı çözüm üretilmelidir. Üçüncü boyutu kanın durması için aileler kendi çocukları ile görüşüp dağdan inmeye ikna etmelidir. Kim bu sorun hakkında doğru tespit  ve çözüm üretiyorsa o dinlemelidir dedim. Siz benim ‘kim doğru söylüyorsa o dinlenmelidir’sözümü ülkemdeki tüm değerli bilim adamlarının, çözüm insanlarının söylediklerini es geçerek Abdullah Öcalan’a bağlamanızdaki manayı anlayabilmiş değilim. Tüm açıklamam bundan ibarettir. Saygılar... Abdullah Arzakçı.”
Arzakçı’nın alıntıladığım konuşmasını gazetelerden aynen aldım. Aslında onun satır satır ne söylediği de o kadar önemli değil. Önemli olan  Arzakçı’nın MHP’li bir Kürt olarak soruna yaklaşımıydı. Onun tutumu, konuya Türkiye’nin Batısındakilerden daha farklı yaklaşması, bir Kürt duyarlığını dile getirmesiydi. Arzakçı, dün DHA muhabiri Ferit Demir’e yaptığı değerlendirmede bu duyarlığını tekrarlıyor: “Sayın Cumhurbaşkanımız, sayın Başbakanımız herkes bu konuda konuşuyor. Herkesin doğrularını değerlendirmek gerekir. Suçlu dahi olsa Öcalan’ın doğru söylediklerini dikkate almak gerekir. Yoksa `doğruları o söylüyor’ diye, peşinen reddetmek doğru olmaz. Ama Kürt sorunun çözümü konusunda muhatap olarak, direkt Öcalan’la da, başlarsanız sorunu çözemezsiniz. Muhatap bölge halkıdır, muhatap çocukları dağa çıkan ailelerdir. Bunları dikkate alınması lazım.”
Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı yörenin insanları, hangi siyasi görüşten, hangi gelenekten gelirse gelsin ortak bir duyarlığı yansıtıyorlar. Bunun MHP’li bile olması çok fark etmiyor. Bir örnek olarak da Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Galip Ensarioğlu’nu vermiştim. Ensarioğlu da Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi geleneğinden geliyor. Yıllarca DYP İl Başkanlığı yaptı. Bu yönüyle baktığınız zaman DTP’ye de, PKK’ye da oldukça uzak bir yerde duruyor. Fakat iş Kürt sorununa geldiğinde, Kürt kimliğinin kabul edilmesi için gereken açılımların yapılmasına geldiğinde ortak bir tutumu onda da görüyoruz.
Arzakçı’nın söyledikleri de bu ortak duyarlığı, Kürtlerin ortak dertlerini ve çözüm önerilerini yansıtıyor. Bunun içine Öcalan’ın da bir şekilde girdiğini görüyoruz. Çünkü bölgenin gerçeği bu. Bunu Ankara’dan bakarak anlamak o kadar da kolay değil.
Kürt sorununda belli çözüm adımları atabilmek için yeni bir noktaya geldiğimiz inancındayım. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, her kesimin katkısını isteyen, devlet kurumları içindeki uyumdan söz eden sözleri de bir aşmaya geldiğimizi gösteriyor.
Kürtlerde oluşan ortak duyarlığın yanına şimdi Türklerin de eklenmesine gerek bulunuyor. İçişleri Bakanı’nın çağrısı bu açıdan yeni bir durumu yansıtıyor. Olumlu bir durumu yansıtıyor.