Milli Eğitim?in ?Ermeni açılımı?

Bundan 4-5 yıl önce Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, okullara ?Ermeni sorununa ilişkin? tarih okumaları göndermişti. Gönderilen metnin özü, Ermenilerin Türkleri nasıl acımasız bir şekilde kestikleri üzerineydi. Bu okumaların Ermeni okullarında da yapılması istenmişti.

Bundan 4-5 yıl önce Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, okullara ‘Ermeni sorununa ilişkin’ tarih okumaları göndermişti. Gönderilen metnin özü, Ermenilerin Türkleri nasıl acımasız bir şekilde kestikleri üzerineydi. Bu okumaların Ermeni okullarında da yapılması istenmişti. Ben de o genelge üzerine bir yazı yazarak, özellikle Ermeni okullarında Ermeni çocuklarına dedelerinin ‘katil’ olduğunu söyleyen bir okumanın ırkçı bir tavır olduğunu ifade etmiştim. Bakanı eleştirmiştim.
Aradan epeyce zaman geçti. O günden bugüne Türkiye’de bir şeyler değişmeye başladı.
Hrant Dink’in öldürülmesi bir kırılma anıydı. Irkçılar, darbeciler bu cinayetle büyük bir hamle yapmayı planlamışlardı. Planları tutmadı. Hrant’ın öldürülmesi toplumda büyük bir tepkiye neden oldu. Yüz binler cenazeye katılırken, milyonlar televizyonları başında Hrant’a gözyaşı döktüler.
Türkiye Ermenistan ilişkilerinde geçmişe göre önemli olumlu adımlar atıldı. Cumhurbaşkanı Gül Ermenistan’a maça gitti. Geçmiş önyargıların yerini ‘karşılıklı olarak birbirini anlama’ konusunda yeni anlayışlar aldı.
Geçmişte yaşananlar için Türkiye’de binlerce insan bir ‘özür diliyoruz’ kampanyasına imza attı. Ermeni düşmanlığını, azınlık düşmanlığını kışkırtan ve bunun üzerinden siyaset yapmaya kalkan Ergenekon çetesi yargıya hesap veriyor. Bu açılardan bakıldığında olumlu bir tabloyla yüz yüze olduğumu söyleyebiliriz.
***
Gel gör ki, ırkçılık durduğu yerde durmuyor. Geçtiğimiz günlerde milli eğitim müdürlükleri okullara bir genelge yolladı. 
Bu genelgede şunlar yazılıydı: “İlçemiz okullarına dağıtılan Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlanan 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını konu alan ‘Sarı Gelin Ermeni Sorununun İç Yüzü Belgeseli’ DVD’lerinin okullarınızda öğrenim gören öğrencilere uygun görülen saatlerde izlettirilerek, sonuç raporlarının gönderilmesi ilgi (b) yazı ile bildirilmektedir.
Bilgilerinizi ve söz konusu DVD’lerin uygun görülen saatlerde okulunuz öğrencilerine izlettirilerek, sonuç raporlarının ikinci bir yazışma ve telefona mahal verilmeden 02/03/2009 Pazartesi gününe kadar müdürlüğümüz kültür bölümüne gönderilmesini önemle rica ederim.”
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlandığı söylenen bu DVD’yi geçen yıllarda Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün dünyaca ünlü Time dergisinin eki olarak dağıtılmasını sağlamıştı. Time dergisi daha sonra bu DVD’nin içeriğini görünce dağıttığına pişman olmuş ve okuyucularından özür dilemişti.
Aralarında yine Ermeni okullarının da olduğu okullarda bu DVD’ler izlenecek, hazmedilecek ve daha sonra da sonuçları mart ayının başında Milli Eğitim’e bildirilecekti. Bir talimat bu...
***
İzleyenler, DVD’nin kan ve ölüm sahneleriyle dolu olduğuna dikkat çekiyorlar. Böyle bir DVD’yi ilkokul çocuklarına göstererek acaba ne elde edilmek isteniyor? ‘Bakın hükümet ve Cumhurbaşkanı bazı adımlar atıyor, ama biz buna kanmayız, Ermeniler katildir, biz de buradayız’ mı denilmek isteniyor?
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Van’lıdır. Van’da 1900’lü yılların başında büyük acılar yaşandı. Şimdi Van’da tek bir Ermeni bile kalmadı. Bir zamanlar şehrin yarısına yakınını oluşturan bu insanlar binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan yok oldular. Anadolu’da artık Ermeniler yoklar. ‘Onlar asıl katildir’ diye Türk’ün Türk’e propagandasını yapmanın acaba bize ne yararı olacak ki!
‘Kim kimi daha çok kesti’ üzerinden yapılan ve yapılacak tartışmanın kime ne yararı olacak?
İlkokul çocuklarına barış ve kardeşlik öğretilmesi gerekirken, ölüm gösteren, öfke körükleyen filmlerle ne kazanılmak istenmektedir?
Hüseyin Çelik’in, bir siyasetçi olarak bunca adım atılmışken, şimdi böyle bir belgeseli
okullara dayatmanın yaratacağı sonuçları bizden daha iyi anlaması gerekmez mi?
Şurası bir gerçek, burası Türkiye... Irkçılığın, her an yeni şiddet üretebilecek kültürün malzemesi hazırda bekliyor. İhtiyaç halinde piyasaya sunulmak üzere köşede duruyor...
Artık bu kadarı fazla değil mi?