Ne yani! Savaşmak daha mı iyiydi?

Süleyman Şah Türbesi'nin yeri değiştirildi ve mezar, Türkiye'nin daha kolay savunabileceği bir noktaya getirildi. Türkiye, bir çatışma ihtimalini veya bir IŞİD saldırısı karşısında tırmanacak savaş tehlikesini; en azından şimdilik, bertaraf etti.

Süleyman Şah Türbesi'nin yerinin değiştirilmesinin de bir toplumsal kamplaşma meselesi haline geleceğini, doğrusu düşünemezdim. Türkiye bu, şimdi Süleyman Şah üzerinden de bölünmüş bulunuyoruz.

Tabii, bu soru, "Türkiye'deki dönme Ermenileri saptama uzmanı, MHP'li Yusuf Halaçoğlu'dan da mı beklemezdin?" şeklinde formüle edilseydi; biraz duraklardım ve "bekleyebilirim" diyebilirdim. Halaçoğlu, "Getirdiğiniz sandukaların içinde bedenler olmaz ki, bedenler toprağa gömülüdür" diye, nakil konusunun anlamsız olduğu gibi bir iddiayla ortaya çıkmış. Nakli "komedi" diye yorumlamış.

MHP'nin konuyu bir milli mesele haline, "milliyetçilerin meselesi" haline getirmek istemesini, bir şekilde anlayabiliriz. Burada anlaşılması güç olansa, CHP'nin tutumu. Bir siyasetçi olarak önemsediğim isimlerden birisi olan Gürsel Tekin, ondan beklemediğim bir açıklama yaptı.

Türbenin nakline tepki gösteren Tekin, "Hükümet mat oldu" dedi: "Gelin Süleyman Şah Türbesi’ne hep beraber gidelim dedim. Sorun yok dediler. Ne yazık ki çok üzücü bir olay ile Türkiye karşı karşıya. 'Şah’ değil ’Mat’ operasyonu olmuştur. 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa savaşmadan topraklarımızı kaybediyoruz, bu kabul edilebilecek bir durum değildir."

Muhalefetin, hükümeti denetlemesi, siyaseten hatalarını ortaya çıkarması, onun görevi. Eleştiri ihtiyacı büyük. Sonuç olarak, 13 yıldır Meclis'te çoğunluğu elinde tutan bir hükümetten söz ediyoruz.

YA ÇIKILMASAYDI

Süleyman Şah Türbesi; uzun bir dönemdir, büyük bir kargaşa içinde bulunan Suriye'nin tehlikeli topraklarında idi. Türkiye'nin askeri müdahalesine oldukça uzak bir yerde bulunuyordu. Bölgede IŞİD'in egemen olduğunu da hepimiz biliyoruz. Hatta, geçtiğimiz günlerde; Türbe'nin IŞİD tarafından kuşatıldığı, askerlerin rehin alındığı söylentisi endişe ile karşılanmıştı.

O türbeyi korumakla görevli Türk Silahlı Kuvvetler mensuplarının muhtemel bir IŞİD saldırısına uğramaları, telafisi zor bir tablo olacaktı. O zaman, Türkiye ne yapacaktı? Bu saldırıya karşılık vermek ve saldırganlarla hesaplaşmak 'gereği'; bizi, bir savaşın ve Suriye'deki iç çatışmaların aktif tarafı haline getirebilirdi.

Şimdi, Süleyman Şah Türbesi'nin yeri değiştirildi ve mezar, Türkiye'nin daha kolay savunabileceği bir noktaya getirildi. Türkiye, bir çatışma ihtimalini veya bir IŞİD saldırısı karşısında tırmanacak savaş tehlikesini; en azından şimdilik, bertaraf etti.

Yapılan operasyon, bir devlet operasyonu. Bir saldırıyla karşı karşıya kalınmadan gerçekleştirilmiş olması, bir askeri başarı.

KÜRTLERLE İŞBİRLİĞİ

Ortaya çıkan yeni bilgilerden şunu da görebiliyoruz: Bu yer değiştirme operasyonu sırasında; Suriyeli Kürtlerin örgütü PYD ile, bir koordinasyon sağlanmış. PYD yetkilileri, belli ki, bu konuda işbirliği yapmak için, Ankara'ya davet edilmişler.

Süleyman Şah Türbesi için yeni saptanan bölgede de, PYD etkinliği var.

Uzun süredir, PYD ile gergin bir durumda olan ilişkiler; belli ki, uzlaşmaya elverişli bir dönüşüm içinde.

Türbe'nin taşınmasından daha önemli olan, işte bu yeni gelişme. Türkiye'nin PYD ile ilişkisinin normalleşmesi; Suriye Kürtleriyle ilişkileri yeni bir boyuta taşıma potansiyelinin yanında, Türkiye'deki çözüm sürecine de, olumlu bir etki yapabilir.

Türbe'nin taşınma nedenleri üzerinden farklı analizlere gitmek elbette mümkün. Örneğin, ABD ile imzalanan yeni "Eğit-Donat antlaşması" da, nedenlerden birisi olarak sayılıyor.

Neticeten, bence doğru bir hamle yapıldı. 'Süleyman Şah Türbesi'ni koruma ısrarı nedeniyle Suriye'deki iç çatışmanın parçası olma' tehlikesi, bir ölçüde önlenebildi.

Tabii, daha başka neler olacak, onları göreceğiz...