Neden tutukluyorsunuz?

Tutuklama, bir "tedbir"dir. Bu tür soruşturmalarda, tutuklama için en çok gösterilen gerekçe, "kaçma şüphesi" ve "delilleri karartma ihtimali"dir. İkisi de bu olay için geçerli değil.

Can Dündar'a, Erdem Gül'e ve ailelerine, geçmiş olsun diyorum. Yıllarca çalıştığım Cumhuriyet Gazetesi camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umuyorum ki, bu tutuklama fazla uzamadan sonuçlanır ve bir an önce, gazeteci meslektaşlarımızın serbest bırakılmalarıyla neticelenir. 

Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanması yanlış. Hukuken de, siyaseten de...

Uzun yıllar tutuklu yargılanmış bir “kıdemli sanık” olarak konuşuyorum... "Tutukluluk halinin devamına" deyimi, öfke yaratıcı bir ifade olarak, belleğimdeki canlılığını koruyor.

Tutuklama, bir “tedbir”dir. Bu tür soruşturmalarda, tutuklama için en çok gösterilen gerekçe, "kaçma şüphesi" ve "delilleri karartma ihtimali"dir.

İkisi de bu olay için geçerli değil. Can'ın da Erdem'in de, kaçma ihtimali söz konusu değil. “Delil karartılması” gibi bir olasılık yok. Deliller, 1.5 yıl önceki bir olaya ait ve eldeki belgeler(yani soruşturma konusu olanlar) yayınlanmış durumda.

Kişisel değerlendirmem şu: Gelişmiş bir demokraside; medya özgürlüğünün sınırlarını bu kadar daraltan bir uygulama, “basına yönelik baskı” olarak kabul edilir. Parlamenter demokratik rejime aykırı bir uygulama ile karşı karşıyayız.

OSMAN CAN'IN GÖRÜŞLERİ

Anayasa hukukçusu, öğretim üyesi, AK Parti eski milletvekili Osman Can, tutuklamaya, aşağıdaki gerekçelerle itiraz ediyor:

"1. Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanması hukuken sorunlu. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları bakımından da oldukça tartışmalıdır.

2. Yazdıklarının içeriğinin, isabetli, ahlaki veya ulusal çıkarlara uygun olması, gazetecilerin düşünce özgürlüğünün ön şartı değil.

3. Düşünce özgürlüğü; anayasaya, yahut hükümet politikasına uygun düşünceler için değil, aykırı olabilecek düşünceler için anlam ifade eder.

4. Korunan husus, gazetecinin haberi, yorumu, siyasal tutumu veya ideolojisi değildir. Halkın haber alma hakkı ile gazetecinin haberini veya yorumunu paylaşabilme hakkıdır. Korunan değer, özgürlüğü kullanabilme imkanıdır.

5. Korunan değer düşüncelerin içeriği, gazetecinin yaptığı haberin kendisi, siyasal tutumu veya muhalefet gayreti değildir.

6. Kuşkusuz, kişinin gazeteci olması, onu suç işleyemez bir varlığa dönüştürmez. Ancak üstlendiği kamusal işlev nedeniyle işini önemli kılar

8. MİT haberleri nedeniyle başlatılan ceza soruşturması ve özellikle tutuklama, anayasanın koruduğu değere müdahale mahiyetindedir.

Konu hukuki bir süreç, yani bir yargılama süreci ise, politik tutumları, operasyonları vs değil, hukuki kriterleri konuşmak gerek.

Haber ülke güvenliğiyle elbette ilişkilendirilir. Ama bu ilişkilendirme yapılırken güvenliğin kendisi bir amaç olmaz, özgürlüğü korumanın aracı olur.

Düşünce özgürlüğünü korumak, ifade sahibinin her eylemini doğru bulmak değildir.

Tartışma, soruşturma konusu, MİT TIRlarının engellenmesi değil, aradan uzun zaman geçtikten sonra haberleştirilmesi

Hukuku bir tartışmayı, siyasal ve ideolojik tutumlarla okumamak gerekir. Hukuk onlardan bağımsız kriterlere göre işler ve işlemeli."

Osman Can'ın söylediklerine ekleyecek çok da bir şey yok.

Dileğimiz, meslektaşlarımızın bir an önce özgürlüklerine kavuşmaları ve işlerinin başına dönmeleri...