Nâzım?ın yurttaşlığa dönmesi...

Çocuktuk. 1950?li yıllardı. Babam, Nâzım?dan şiirler okurdu. Ama bu şiirlerin Nâzım Hikmet?e ait olduğu söylemezdi, bizler de bilmezdik.

Çocuktuk. 1950’li yıllardı. Babam, Nâzım’dan şiirler okurdu. Ama bu şiirlerin Nâzım Hikmet’e ait olduğu söylemezdi, bizler de bilmezdik.
‘İniyor kayık, çıkıyor kayık’ dizeleri babamın sesi olarak hep kulaklarımda. Bir de ‘minnacık kadın’ dizelerinin geçtiği şiir.
Babam bize bunu neden söylemezdi?
Çünkü biz çocukken Nâzım ‘lanetli’, ‘komünist’ bir vatan hainiydi. Onun şiirinin evde
okunması olacak iş değildi. Başımız belaya girebilirdi. Babam bu şiirleri nereden
öğrenmişti, ona sormadım, daha sonraki yıllarda da aklıma gelmedi.
Üniversiteye başladım, Nâzım’ın ilk kitapları değişik engellere rağmen yayınlanmaya başladı. Nâzım’ı önce şiirleriyle tanıdık. “Dörtnala gelip uzak Asya’dan, Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” diye başlayan dizeler 68’in simgesi haline dönüşmüştü. İşte o zaman anladım ki, babamın bize çocukluğumuzda okuduğu dizeler Nâzım’a aitmiş.
Üniversiteden ilk yarıyıl tatili nedeniyle ailemin yaşadığı Tarsus’a geldiğimde yanımda bir valiz kitap vardı. Bunların bir kısmı da Nâzım’a aitti. Annem, Nâzım Hikmet’in kitaplarının ortaya çıkmasıyla bir endişeye kapıldı. ‘Oğlum bunlarla başın derde girecek. Yasak değil mi?’ diyerek beni uyarmaya çalıştı.
Annemin öngörüleri doğru çıktı. Nâzım okuyan bizim kuşağın ‘başı dert’ten kurtulmadı. Nâzım’ın kitapları toplatıldı, onun şiirlerinin okunduğu toplantılar polis ve devletin yönlendirdiği grupların  baskınlarına uğradı.
Bizler hapishanelere düştük.
***
Nâzım Hikmet bazı kesimlerin gözünde hâlâ ‘vatan haini’. Çünkü bu ülkede ‘vatan haini’ üretme merkezleri bulunuyor.
Nâzım bu merkezlerin en çok saldırısına uğrayanlardandı. Ama yalnızca o değildi.
Aziz Nesin, Abidin Dino, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, Yaşar Kemal, Çetin Altan, Hrant Dink, Orhan Pamuk ve daha nice isimler bu çevrelerden nasiplerini aldılar.
Önceki gün ajanslardan şöyle bir haber geçti: “Nâzım yeni bir Bakanlar Kurulu kararıyla yurttaşlığa döndü.” 1951 yılında bir Bankalar Kurulu kararıyla yurttaşlıktan çıkarılan Nâzım onlarca yıl sonra yeniden yurttaş olmuştu.
Bizim kuşak için, bizim kuşaktan önceki kuşaklar için öylesine derin bir anlamı var ki bu haberin. Belki daha sonraki kuşakların da...
Nâzım, Türkçe’nin büyük şairinin olmasının ötesinde, bir isyancı, bir dava insanıydı.
Türkiye’nin yakın ve uzak tarihi hepimiz biliyoruz ki, bu tür değerlerin yok edildiği bir tarih. Yaratıcı, eleştirici, itiraz edici, yeni şeyler önerici bütün seslerin şu veya bu şekilde susturulduğu bir ülke burası.
“Nâzım’ın bir Bakanlar Kurulu kararıyla yurttaşlığa dönmesi” haberi bu yüzden çok anlamlı, çok etkileyici. Birkaç gün önce Kürtçe TV’nin yayına başlaması ne kadar etkileyici ve yüreğimizdeki acıları hafifleticiyse, Nâzım’ın yurttaşlığa dönmesi de öyle.
Bu kararın Nâzım’a bir şey eklemesi de, ondan bir şey eksiltmesi de mümkün değil.
Ama bize çok şey katacak. Biz, bu ülkenin en büyük şairinin sürgünde ölmesini, bu ülkenin yurttaşı olmamasının utancından kurtulacağız. Türkiye Cumhuriyeti devleti de bir ayıptan...
Kültür ve Turizm Bakanı, 68’li mücadele arkadaşım, hapishane arkadaşım, Ertuğrul Günay’ı bütün bu kararlardaki çabaları için ayrıca kutlamak istiyorum. Ertuğrul Günay TRT Şeş’in açılışında Ahmet Kaya’yı anarken ve ona yapılan kötülüklerin acısını dile getirirken gözlerimin dolu dolu olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Çetin Altan’a verilen sanat ve kültür ödülü de yüreğimize su serpti. Madımak’ın kütüphaneye dönüştürülmesi girişimi de...
Türkiye zor bir ülke. Çok acılar çekildi, çok acılar çekilmeye devam ediyor. Bu acımasızlıkların asıl sorumlusu da bu ülkeyi yönetenlerin ‘otoriter’ anlayışlarıydı.
Ancak işin garip tarafı, onların yaptığı kötülüklerin sorumluluğu bu ülkenin sırtına yüklendi. Ülkeyi kuraklaştırdı.
Nâzım’ın yurttaşlığa dönmesiyle ilgili atılan adım, yeni adımlarla desteklenirse, bu süreç devam ederse, bundan Türkiye kazançlı çıkacaktır.
Bir utançtan daha kurtulmanın mutluluğuyla...
Darısı diğer yasakların ve engellerin aşılmasının başına...