Obama'nın çantasından çıkanlar

ABDBaşkanı Barack Hüssein Obama'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki konuşmasını ana hatlarıyla nasıl özetleyebiliriz? Çantasından neler çıktığını nasıl sıralayabiliriz?

ABDBaşkanı Barack Hüssein Obama’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki konuşmasını ana hatlarıyla nasıl özetleyebiliriz? Çantasından neler çıktığını nasıl sıralayabiliriz?
1. Obama’nın Başkan seçildikten sonraki ilk resmi ziyaretini Türkiye’ye yaptığını söylemesi dikkat çekicidir. ABD Başkanı  bu  vurgusuyla Türkiye’ye özel bir önem verdiğini ifade etmiş oldu.
2. Obama’nın konuşmasındaki ikinci önemli nokta, Meclis’in alkışlarıyla kesilen şu sözleriydi: “Ben de onlardan birisiyim.” Amerika’da yaşayan Müslümanlardan söz etti. Karışık aileleri hatırlattı ve kendisinin de onlardan birisi olduğunu söyledi. Bu mesaj İslam dünyasınaydı.
11 Eylül saldırısının ardından ABD’de Müslümanların yaşadığı baskı ve dışlanmaya karşı geliştirilen bu söylem yeni bir anlayışı da gözler önüne seriyordu. Bu aynı zamanda kendi Müslüman geçmişine de gönderme yapıyordu.
3. ABD Başkanı Ermeni sorununda da dikkatli bir dille çözüme katkı sunmak istediklerini dile getirdi. Soykırım konusunda ‘görüşüm değişmedi’ dedi. Ancak, bu konunun Türkiye-Ermenistan ilişkilerini bozacak bir şekilde gündeme getirilmesinden yana olmadığını özellikle vurguladı. İki ülke arasında gelişen ilişkileri de desteklediği mesajını verdi.
Ermeni meselesinde Türkiye’nin kendi geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğinin de altını çizmeyi ihmal etmedi. Bunu yumuşatmak için de kendi ülkesinde siyahlara, Kızılderililere uygulanan ırkçı ve ‘karanlık’ uygulamalardan örnekler verdi.
4. Kürt sorununa ilişkin demokrasi vurgusu yaptı. TRT Şeş’i olumlu bir olgu olarak değerlendirirken, Kürtlerin eğitim alanındaki taleplerine dikkat çekti.
5. Azınlıklar sorunu konusunda geleneksel uyarıları tekrar etti. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını istediklerini de belirtti.
6. “ABD İslam’la savaşta değildir ve olmayacaktır” sözü de uygarlıklar çatışması mı, uygarlıklar buluşması mı sorusuna cevap niteliğindeydi.
Obama’nın konuşması incelendiğinde daha birçok ilginç ve yeni nokta bulunabilir. Ben bu verilerin ışığında Obama’nın TBMM’deki tarihi konuşmasının çok yeni unsurlar içerdiğini düşünüyorum.
ABD, uzun yıllardan beri silaha ve askeri gücüne dayalı bir siyasetin dünyadaki en önde gelen temsilcisi ve uygulayıcısıydı. Şimdiki yeni başkan yeni bir dille konuşuyor. Bu dil barışı, uzlaşmayı, sorunların savaşla değil diyalogla çözülmesi gerektiğini ifade ediyor. İran’a da bu anlayış içinde yeni ilişkiler öneriyor.
Obama’nın bu önerileri ABD tarafından bakıldığı zaman oldukça radikal ve yeni öneriler. Bunlar gerçekleştirilebilir mi? ABD dünyanın en büyük askeri gücü olarak, bu gücü kendi hegemonyası için kullanmaktan vazgeçer mi?
Bunun için şimdiden bir şey söylemek mümkün değil. Ancak üslubun yeni bir üslup olduğu, kullanılan dilin barışçı bir dil olduğu görülüyor. Bu dilin, ABD’nin dünyadaki rolü açısından ne kadar gerçekçi olduğu çok tartışmalı. Obama bu çizgisini ne kadar sürdürebilir, bunu zaman içinde göreceğiz.
***
Obama’nın Türkiye’ye bu ölçüde önem vermesi çok yeni bir durum. Bu konuşma ve bu ziyaretle gördük ki, Türkiye önümüzdeki dönemde dünyadaki sorunların çözümünde ABD’nin önde gelen partnerlerinden birisi olacak. Özellikle İslam dünyası ile ABD ilişkisinde yeni bir misyonu üstleneceği bile söylenebilir.
Türkiye’ye bundan böyle nasıl bir misyon yükleneceği uygulama ile ortaya çıkacak. Ancak Ortadoğu siyasetinde Türkiye’nin geçmişten daha yetkin bir aktör olarak ortaya çıkacağı inkâr edilemez bir olgu haline dönüşüyor.
Yıllarca NATO’nun komünizme karşı jandarmalığını yapmış Türkiye’nin şimdi çok değişik bir misyonla yeniden gündeme gelmesi ilginç.
ABD Türkiye ilişkileri İkinci Dünya Savaşı’nın ardından şekillenmişti. O ilişki, demokrasi karşıtı, komünizm düşmanlığı temelinde bir ilişkiydi ve ülkemizde çok büyük acıların yaşanmasına yol açan askeri darbelerin de tetikleyicisiydi.
Şimdi yeni bir dönem başlıyor. Bu kez uzlaşma, demokrasi, insan hakları, özgürlüklerden söz ediliyor.
Bunun sonuçlarını uzun vadede göreceğiz.
Yeni bir dönem olduğu, eskisinden epeyce farklı anlayışlar içerdiği de ayrı bir gerçek..