Öcalan'ın 'yol haritası'

Abdullah Öcalan'ın avukatları önceki gün gazeteye ziyaretime geldiler. Müvekkillerinin 15 Ağustos'ta 'Kürt sorunu'nun çözümüne ilişkin bir yol haritası açıklamayı düşündüğünü söylediler.

Abdullah Öcalan’ın avukatları önceki gün gazeteye ziyaretime geldiler. Müvekkillerinin 15 Ağustos’ta ‘Kürt sorunu’nun çözümüne ilişkin bir yol haritası açıklamayı düşündüğünü söylediler. ‘Nasıl bir yol haritası bu?’ diye sorduğumda net bir cevap vermek yerine, ‘siz ne düşünüyorsunuz?’ sorusuyla karşılaştım.
Avukatların anlattıklarından anladığım kadarıyla, Öcalan çözüm için bir yol haritası çizmeye hazırlanırken Türk toplumunun duyarlıklarını, tepkilerini dikkate almayı planlıyor. Bu nedenle de, avukatlarından değişik eğilimlerden kişilerle görüşmelerini; değişik kesimlerin eleştirilerini, endişelerini, uyarılarını dinlemelerini istemiş.
‘Kürt sorunu’nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün deyimiyle ‘iyi şeyler’ olabilecek bir dönemden geçtiğimizi söylemenin aşırı iyimser bir yaklaşım olmayacağı kanaatindeyim. ‘Tarihi fırsat’ değerlendirmesi de yerinde bir saptama olarak görülebilir. Cumhurbaşkanı’nın çıkışı, çözüm isteyen kesimlerde bir hareketlenme yaratmış durumda.
Hasan Cemal’in Murat Karayılan’la görüşmesinden aktardıkları da yeni bir hava yarattı. Karayılan toptan bir ‘silah bırakma’ya hazır olduklarını söylemişti. Böyle bir gelişmenin yaşanabilmesi için kimin muhatap alınması gerektiği sorusunu yanıtlarken çeşitli seçenekler dile getirmişti. Muhatap ‘Kandil’ olabilirdi, ‘İmralı’ olabilirdi, DTP olabilirdi, ‘akil insanlar’ grubu olabilirdi. Bu sözü edilen seçeneklerin gerçekten çözüm istemeleri durumunda belli adımlar atılması mümkün görünüyordu. İmralı’nın, yani Abdullah Öcalan’ın etkili bir çıkış yapması mümkündü. Ahmet Türk bir görüşmemizde çözüm konusunda en ılımlı ismin Abdullah Öcalan olduğunu belirtmişti.
Önceki gün, Öcalan’ın avukatları da, Öcalan’ın kendi içlerinden gelen bazı dirençlere rağmen çözüm için ‘ileri adımlar’ atabileceğini ifade ettiler. Buna hazırlandığını söylediler.
***
Tabii atılacağı söylenen adımların ve ‘yol haritası’nın inandırıcı olabilmesi için bazı netliklere gerek bulunuyor. PKK’nın her ateşkes çağrısı içinde bir ‘şart’ barındırıyor. ‘Türk Silahlı Kuvvetleri operasyonları durdurmazsa’ diye başlayan şartlar, daha sonra yeni silahlı eylemleri de beraberinde getiriyor. Öcalan hangi koşulları öne sürecek? Koşulsuz bir ‘silahsızlanma’ ve ‘PKK’yı dağdan indirme’ çağrısına hazırlanıyor olabilir mi?
Diyarbakır gezimiz sırasında gözlemlediğimiz bir tepkiyi daha önce bu köşede aktarmıştık.
‘Ateşkes’ döneminde PKK ‘eylemsizlik’ halindeyken TSK’nın operasyonları sürdürmesi ve bazı PKK sorumlularının bu operasyonlarda yaşamlarını yitirmesi Kürtler arasında TSK’yla ilgili olarak ‘bunlar çözüm istemiyor’ değerlendirmesinin yaygınlık kazanmasına neden oluyordu.      
‘Bir süreliğine karşılıklı olarak eller tetikten çekilemez mi’ sorusu, özellikle Kürtler tarafından sıklıkla dile getirilen bir soru. ‘Nasıl bir yol haritası’ sorusu da bu bağlamda önem kazanıyor.
PKK nasıl dağdan indirilecek ve nasıl silahsızlandırılacak? Bu konuda Türkiye’nin, Irak ve ABD ile birlikte bir plan hazırlayıp hazırlamadığını net olarak bilmiyoruz. Gazetelere yansıyan haberlerde zaman zaman birtakım hazırlıklardan söz ediliyor. Bunların ne kadar gerçeği yansıttığını bilemiyoruz.
Yol haritasının uygulanabilir olması, tarafların bu konuda mutabakat içinde olmalarına bağlı. Şimdiye kadar Türkiye’nin ciddi bir yol haritası çizemediğini biliyoruz. Cumhurbaşkanı Gül’ün de ifade ettiği gibi devlet kurumları arasında bir ‘uyum’ yoktu. Şimdi en azından Kürt sorunu konusunda bir ‘uyum’dan söz ediliyor. Cumhurbaşkanı bunu söylüyor.
‘Uyum’ konusunda bazı mesafeler alınmasına karşın TSK tarafından yapılan değerlendirmelerle hükümet tarafından yapılan değerlendirmeler arasında farklılıkların bulunduğunu hissetmemek mümkün değil. Askerin bu konuda geçmişten farklı bir dil kullanmasına rağmen, bir ‘çözüm’ formülüne onay verdiğini gösteren ciddi işaretlere rastlamakta zorlanıyoruz.
***
Öcalan’ın avukatlarının anlattıklarından edindiğim izlenim, Kürt kimliği konusunda duyarlı olan çevrelerde bir hareketlenmenin başlamış olduğu. DTP, bu yazı ‘barış çağrıları’yla geçirecek gibi görünüyor. Son olarak Mersin’de toplanan parti yönetimi, bu yönde birtakım hazırlıkların söz konusu olduğunu açıkladı.
Bu arada İran, Irak ve Türkiye arasında PKK’ya karşı ortak bir eylem planlandığı aktarıldı. Murat Karayılan’ın böyle duyumlar aldıkları yolundaki açıklamasından söz edildi. Bu tür bir askeri harekâtın ciddi sonuçlar doğuracağını, yeniden kanlı bir dönemi beraberinde getireceğini öngörmek için kahin olmak gerekmiyor. ABD’nin tam da bölgeden çekilmeye hazırlandığı bir dönemde bölgedeki istikrar olanağını ortadan kaldıracak böyle bir çatışmaya ne kadar sıcak bakacağı da işin ayrı bir boyutu.
Bu sorularıma da şöyle bir cevap aldım: ‘Bazı çevreler ‘önce ezelim, sonra uzlaşalım’ şeklinde bir formül peşinde olamazlar mı?’
Bu yaz belli ki ‘Kürt sorunu’nda yeni şeyler olacak.
Umarız Cumhurbaşkanı Gül’ün dediği gibi ‘iyi şeyler’ olur.