Pardon! HDP- CHP ittifakı mı...

HDP içinde de, CHP içinde de; "AK Parti'ye karşı ortak bir cephe kurmak isteyen" eğilimler var. Bu toplanma yönelimine, son dönemde, Cemaat de ilgi gösteriyor. Ancak kritik nokta, Kürt meselesine bakış: CHP'nin seçmen kitlesinin büyük ağırlığı; klasik milliyetçi refleksler içinde. Öcalan, CHP'nin büyük bir kesiminin gözünde, hala "bebek katili."

HDP, seçimlerde CHP ile ittifak yapabilir mi? Böyle bir ittifak, daha da genişleyip, bazı sosyalist “grupçuklar”a da “uzanabilir” mi? Bu günlerde, bu tür çağrıların yoğunlaştığına, tanık oluyoruz. CHP'ye ve HDP'ye, geçen dönemlerde de, bu yönde çağrılar yapılmıştı.

CHP, bu çağrılara, şimdiye kadar, pek iltifat etmedi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde; HDP çevrelerinden, CHP'li Rıza Türmen'e bir öneri gelmişti. Bu çağrı da, kabul görmedi.

Kılıçdaroğlu, bu taleplere; çoğunlukla, "İttifaka gerek yok. İstiyorlarsa oylarını bize versinler." şeklinde özetlenebilecek yanıtlar verdi.

CHP Genel Başkanı'nın tutumunun temel nedenini tahmin etmek, çok zor değil. Şunu biliyoruz: CHP'ye oy veren seçmen kitlesinde, hala güçlü bir “milliyetçi” eğilim var. HDP ile yapılacak bir ittifakın, oy kaybettirebileceği yönündeki endişe; CHP'nin bu taleplere uzak durmasında, etkili oluyor.

ÇÖZÜM SÜRECİNDE CHP

Çözüm sürecinin bir aktörü olan HDP, CHP ile bir ittifaka girebilir mi? Eğer girerse, hangi temelde bir ittifaka girebilir?

Türkiye'nin çözüm bekleyen en “ana düğüm”lerinden biri, Kürt meselesi. Bu konuda; AK Parti hükümeti ile, HDP/PKK ekseni, uzunca bir dönemdir, görüşmeyi sürdürüyor. PKK'nın silah bırakmasına doğru giden sürecin, en kritik günlerinden geçtiğimizi düşünüyorum.

Son gelişmelerden anladığımız kadarıyla; bu yılki Nevruz kutlamalarında, Öcalan, bir çağrıda bulunacak. Bu çağrının, “PKK'nın silahlı mücadeleye son vermesi” ni içereceği anlaşılıyor. PKK'nın bölgede adam kaçırma, yol kesme, haraç alma yollarına başvurduğu ve “kamu düzenini bozduğu”, hükümet tarafından ısrarla dile getiriliyor. Hükümetin koşullarından birisi de; bu eylemlere son verilmesi ve tekrarının olmayacağının teminat altına alınması.

Hükümetin de atması gereken adımlar var. Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na koyduğu çekinceyi kaldırabilir. Hasta mahkumların bırakılmasıyla ilgili yapılan yasal değişiklikleri, daha etkili hale getirebilir. Öcalan'ın koşulları iyileştirilebilir. Terörle Mücadele Kanunu, toptan kaldırılabilir. Veya en azından, düşünce ve örgütlenmeyi hedef alan bölümler, değiştirilebilir. “Anadilde eğitim” konusunda, yeni adımlar atılabilir vb...

İTTİFAK ZEMİNİ VAR MI?

Böyle bir “koridor” içindeki HDP'nin, CHP ile hangi temelde ittifak yapabileceği noktasına gelirsek… Öncelikle şunu belirtelim: Biliyoruz ki, CHP, “çözüm süreci”ne destek vermiyor. Kılıçdaroğlu, “Öcalan'ın muhatap alınmasını doğru bulmadığını”, defalarca belirtti. HDP ise, “Öcalan'ın muhatap alınması”nı, “çözümün en temel referanslarından biri” olarak görüyor.

CHP'ye ve HDP'ye "Haydi birleşin" çağrısı yapanların, temel argümanı, "AKP diktatörlüğüne dur demek"… Peki, “AK Parti diktatörlüğünü durdurmayı” hedefleyenler; Kürt meselesini, CHP ile çözebileceklerini mi düşünüyorlar? Daha açıkça sorarsak: Bu çevrelerin, gerçekten böyle bir derdi var mı? Muhalefetteki CHP'nin (ya da MHP'nin) daha ileri, daha öngörülebilir, daha sağlam bir çözüm formülü, çözüm perspektifi var mı?

CHP'nin önerisi, şöyle özetlenebilir: “Konu Meclise getirilsin, tıpkı ‘Anayasa Hazırlık Komisyonu’nda olduğu gibi bütün partilerin mutabakatı sağlanarak ilerleme yapılabilsin.” Yaşanan tecrübeye baktığımızda, “bu iş yürümesin” demekten başka anlam taşımıyor. MHP ise, esas olarak konuyu görüşmeye bile yanaşmıyor.

Tabii, çözüm için, “muhalefetin sürece katılması” da önemli. Bu noktayı, yıllardır vurgulamaya çalışıyoruz. Ancak, şu anki manzara, “muhalefetin çözüme ciddi düzeyde katkıda bulunabileceği” bir noktada olmaktan uzak.

AK PARTİ KARŞITLIĞI YETER Mİ?

HDP içinde de, CHP içinde de; “AK Parti'ye karşı ortak bir cephe kurmak isteyen” eğilimler var. Bu toplanma yönelimine, son dönemde, Cemaat de ilgi gösteriyor. Ancak kritik nokta, Kürt meselesine bakış: CHP'nin seçmen kitlesinin büyük ağırlığı; klasik milliyetçi refleksler içinde. Öcalan, CHP’nin büyük bir kesiminin gözünde, hala "bebek katili."

CHP, HDP ve (Kürt sorunundaki çözüm sürecini "ihanet süreci" diye tanımlamış olduğu bilinen) “Cemaat”; bir “seçim cephesi” içinde yer alabilir mi? Bu cephe isteğine bazı küçük sosyalist grupçuklar da dahil edilebilir…

Haziran seçimlerine kadar, muhalefetin de, iktidarın da değişik taktikler, ittifak girişimleri içine girmesi beklenebilir. Bizi şaşırtacak gelişmeler yaşanabilir, bazı yerleşik kalıpları aşma çabaları görülebilir. Ama, “CHP-HDP-Cemaat ittifakı”; şu aşamada, çok da mümkün görünmüyor.