Ortak acıların mektubu
Geçen hafta yaşamını yitiren Şirin Cemgil, mektubunda, Rakel Dink?le ortak acılarından söz ediyor: Eşiniz Hrant da böylesi bir ekmek, böylesi bir hürriyet ve böylesi bir hasret için ölümü göze alan dostlardandı." /> Ortak acıların mektubu
Geçen hafta yaşamını yitiren Şirin Cemgil, mektubunda, Rakel Dink?le ortak acılarından söz ediyor: Eşiniz Hrant da böylesi bir ekmek, böylesi bir hürriyet ve böylesi bir hasret için ölümü göze alan dostlardandı." /> Rakel Dink'e Şirin Cemgil'den mektup - ORAL ÇALIŞLAR - Radikal

Rakel Dink'e Şirin Cemgil'den mektup

68 kuşağı olarak 40 yılı geçen tarihimiz içinde ilk kez bu kadar kalabalık bir şekilde bir araya geldik. Şirin Cemgil'in cenazesinde bizim kuşağın saçları ağarmış, orta yaşı çoktan aşmış 'kahramanları' birbirlerine sarılıyorlardı. Bizim kuşak gerçekten de kahramanlardan oluşan bir kuşak olarak görülebilir.

68 kuşağı olarak 40 yılı geçen tarihimiz içinde ilk kez bu kadar kalabalık bir şekilde bir araya geldik. Şirin Cemgil’in cenazesinde bizim kuşağın saçları ağarmış, orta yaşı çoktan aşmış ‘kahramanları’ birbirlerine sarılıyorlardı. Bizim kuşak gerçekten de kahramanlardan oluşan bir kuşak olarak görülebilir. Başarıya ulaşmamış ütopyaların, inadından vazgeçmeyen direnişlerin kahramanlarından, hâlâ ‘devrim umutları’ndan söz eden, aldıkları hapis cezalarının toplamı binlerce yılı bulan kahramanlardan oluşan bir kuşak bizim kuşak.
Ayakta kalanlarımız, Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok yerinden koşarak gelmişlerdi. Sabiha Sarp’ı (Erbaş) neredeyse 40 yıl sonra gördüm. Eşi Fehmi’yi sordum, ağır sağlık sorunlarının ardından ayakta kalmaya çalışıyormuş. Fehmi bizim kuşağın ‘Liseli Fehmi’siydi. Aramıza sızmış polis ajanı Erdal Gökyüzü’nün ajan olduğuna bir türlü inandıramamıştık onu. Neşeli ve hep iyimserdi.
Tebessüm’ü kaç yıldır görmüyordum. Oradaydı, kalabalık arasında kaybettim, bulamadım.
68 Mülkiyesi’nin en tanınmış kızlarından Hale’yle karşılaştım. 68’in Siyasallıları Savaş, Akın, İpek, Hale, Ersin yan yana durup fotoğraf çektirdik.
İnci Beşpınar, Masis Kürkçügil, Salman Kaya ve Mehdi Beşpınar yan yana yürüyüp 40 yıllık dedikodulara yöneldik. 1966 yılında İnci, Mehdi ve ben ODTÜ’de öğrenciydik. En akıllımız olan Mehdi okuldan atılacağımızı fark etmiş ve üniversite sınavlarına girmişti. İnci’yle ben ise hesaplamadığımız şekilde ODTÜ’den atılınca ortada kalmamak için İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nin sınavlarına girerek, o okula kaydolduk.
Nuran Ağırnaslı, 68 hareketinin tanınmış kızlarındandı. Türkiye İşçi Partisi senatörü avukat Niyazi Ağırnaslı’nın kızıydı. Elinde Şirin’in, Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından Rakel’e yazdığı mektup vardı. Şirin ve Sinan’ın oğlu Taylan, mektubu annesinin bilgisayarında bulmuştu. Şirin, Rakel’in Hrant’ın ardından o ünlü konuşmasını, ‘sevgilime mektup’u dinleyince Rakel’e bir mektup yazmaya karar vermişti.
Şirin, eşi ve sevgilisi Sinan’ı Nurhak dağlarında bir jandarma kurşunuyla yitirdi. Hiç göndermediği mektubunda, Rakel’le ortak acılarından söz ediyor:
***
“Sevgili Rakel,
Sizi tanımıyorum ama acıyı, o gururla taşınan acıyı tanıyorum.
Sevgilinin kurşunlanmasının yarattığı o yoğun, o hiçbir yerlere
sığdırılamayan acıyı. Ama asla kurşunlanamayacak olan sevgiyi de.
Benim sevgilimi yıllar önce 1971’ lerde Nurhak’ta kurşunlayan ellerle,
sizin sevgilinizi 2007’de İstanbul’da kurşunlayan ellerin arkasında
duran karanlığı da tanıyorum. Buna karşı duran bizlerin bütün yer
yüzünü kaplayan kardeşliğini tanıdığım ve yaşadığım gibi.
Yer yüzünde sessiz çığlıkların yansıdığı yerler çok ve sessiz
çığlıkları hatırlatan tarihler de saymakla bitmez. Yıllar öncesinde
ve zamanımızda yaşanan soykırımlar, katliamlar, işkenceler, paylaşım
savaşlarının bombaları vb. vb. Kendimizin doğrudan yaşadıklarımız bir
yana, doğrudan yaşamadığımız insanlığın çektiği acılar bazen bir
kitaptan, bir filimden, bir fotoğraftan veya bir müzikten çıkarak
ulaşıyor insana. Ya da kendi anılarımızdan, her hangi bir çağrışımla
çıkıp geliyorlar karşımıza, gerçeğe tutkulu bilincimizin bir yerinden
süzülüp çıkıveriyorlar önümüze. Elbette yalnız acılar değil ulaşan,
sevinçler, mutluluklar, devasa üretimler, buluşlar, destanımsı
direnişler ve sevgi...
Sizin mektubunuz da bir gazeteden ulaştı buraya ve bana. Düşündürdü,
kıvandırdı, içimdeki duyguların bazılarıyla rezonanslar oluşturdu.
Bunları size ulaştırmak ve ağlayarak okuduğum derin ve anlamlı
mektubunuza katıldığımı, acınızı paylaştığımı yazmak istedim.
Tanımıyor da olsam sizi ve çocuklarınızı bağrıma basar, sevgiyle
gözlerinizden öperim Rakel.
Şunu da eklemeliyim, büyük şair Nâzım Hikmetin dediği gibi: “Çin’den
İspanya’ya, Ümit Burnu’ndan Alaska’ya kadar,/her mili bahride her
kilometrede dostum ve düşmanım var/Dostlar, ki bir kere bile
selamlaşmadık/aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için
ölebiliriz” Eşiniz Hrant da böylesi bir ekmek, böylesi bir hürriyet
ve böylesi bir hasret için ölümü göze alan tanışmadığımız
dostlardandı.
Selamlar... Sevgiler... Dostluklar...
Şirin Cemgil 6 Şubat 2007 Duisburg/Almanya