Sayın Bahçeli! Dersim'i yaşayanlar biliyor

Bahçeli, Seyit Rıza ile yakınlarına yapılan haksızlıklara ve acımasızlıklara değinmek bir yana, geçmişin günahlarını onaylayan bir tutum aldı. Dersimliler, Seyit Rıza'nın torunlarıdır. Bunu böyle bilir, böyle yaşarlar. Bahçeli'nin üslubunu, içlerine sindirmeleri mümkün değildir.

Devlet Bahçeli, bir çok kritik olaydaki sağduyulu tutumu ve siyasetin normalleşmesine katkıda bulunan tavrıyla; önemli bir siyasetçi. Ülkücüleri sokaktan çekerek, sayısız çatışma ve gerilimin önünü aldı. Askeri vesayetle mücadelenin karar anlarındaki tavrıyla, demokratikleşmeye katkıda bulundu. (2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, krizin aşılmasında, MHP'nin Meclis'e girmesi etkili oldu.)

Bahçeli'nin Dersim katliamına yaklaşımı ise; ne yazık ki, gerilimin yumuşamasına hizmet etmiyor. Dersim için daha farklı bir dil kullanabilirdi. Bu esnekliği gösteremedi. Bu noktada, Başbakan Davutoğlu'nun çağrısının da etkili olduğunu söyleyebiliriz. Başbakan'ın "Gidemezsin, bu sözleri de orada söyleyemezsin" yaklaşımı, bence doğru değildi.

Böyle gereksiz iddialaşmalar; siyasetin daha gerilmesine, kamplaşmanın derinleşmesine sebep oluyor. Gönül isterdi ki, Bahçeli de geçmişte yaşanan acıların ortağı olsun. Dersim katliamı, bir acılı tarihsel öykü. Türkiye'nin bu acılı tarihle yüzleşmesi; dünün değil, bugünün meselesi. Geçmişimizle yüzleşebildiğimiz oranda; bugünkü farklılıklara da, daha ılımlı, daha anlayışlı davranmamız mümkün olabilir.

Dersim'de yapılanlar yanlıştı, hayat bunu defalarca ortaya koydu. “Alevileri Türkiye'nin dört bir yanına dağıtıp, asimile etme” yolu, yol değildi. Aleviler yok olmadılar. Onları tamamen eritmeyi amaçlayan siyaset, başarıya ulaşamadı. Tam tersine; gönüller, yürekler, toplumlar tahrip oldu, yaralandı.

Ölülerine bile sahip çıkmalarına izin verilmedi.

Dersimlinin yüreği yaralıdır. Öyle Dersimliler tanıdım ki; yakın tarihe kadar yaşadıkları felaketin etkisiyle, Dersimli olduklarını bile söylemekten geri durmuştur, hep korku içinde yaşamışlardır. Hepimizin onlara bir özür borcu bulunuyor.

SEYİT RIZA'NIN TORUNLARI

Bahçeli'nin Dersim konuşmasını, dikkatle izledim. Seyit Rıza ile yakınlarına (ve onlara destek veren binlerce Dersim köylüsüne) yapılan haksızlıklara ve acımasızlıklara değinmek bir yana, geçmişin günahlarını onaylayan bir tutum aldı.

Dersimliler, Seyit Rıza'nın torunlarıdır. Bunu böyle bilir, böyle yaşarlar. Bahçeli’nin üslubunu, içlerine sindirmeleri mümkün değildir. Bahçeli, Dersimlilerin atalarına yönelik daha özenli bir dil kullansaydı; farklı bir atmosfer oluşabilirdi.

MHP DE DEĞİŞMELİ

MHP milletvekili Özcan Yeniçeri; bu hafta, Habertürk'te Balçiçek İlter'in programında, bana cevaben, "Biz değişmedik" diyerek; istikrarlı bir çizgi izlediklerini anlatmak istedi. Halbuki, MHP de, bütün toplum gibi değişiyor.

MHP'liler’in, CHP ile ortak bir Cumhurbaşkanı adayı çıkartmaları; bu değişimin bir göstergesiydi. 12 Eylül öncesinde, MHP'nin egemen olduğu bölgelere CHP'liler giremiyordu. CHP'lilerin egemen olduğu yere de MHP'liler. Şimdi, birbirlerinin adaylarını bile ödünç alabilecek bir yakınlığa ulaştılar.

Ancak, MHP’nin; ülkemizin bazı temel konularında, değişime direndiği de bir gerçek. Olumlu taraftan bakarsak: Bahçeli, Dersim konuşmasında; Hacıbektaş'tan, Hz. Ali'ye uzanan pozitif bir yaklaşım sergiledi. Bunun bir gelişim olduğunu kabul etsek bile, yeterli görmemiz mümkün değil. Sorunu anladığını kabul etmemiz mümkün değil.

Bu ülkenin farklı kimlikleri (Kürtler, Aleviler, Yahudiler, Hıristiyanlar); hayatımızın bir gerçeği, bu toprakların birer parçasıdır. Onların kimlik taleplerine kulaklarımızı tıkamanın bedeli, ağır olmuştur.

Yanlışta ısrarın bir anlamının olmadığını; MHP ve Bahçeli, görebilmeli. Farklılıklara daha olumlu yaklaşıp, gerginliklerin yumuşamasına bir katkıda bulunabilirler.

Bahçeli'nin Dersim seferinin pek yararlı olduğunu söyleyemeyiz. Bu seferleri daha farklı bir ruh haliyle, daha yapıcı bir siyaset diliyle gerçekleştirmek; MHP'ye de, Dersim'e de, Türkiye'ye de yararlı olacaktır.

MERSİN TANITIM GÜNLERİ!

Haliç kıyısındaki Feshane'de, Mersin Günleri (27-30 Kasım) başladı. Mersinliler, Silifkeliler, Anamurlular, Gülnarlılar, Erdemlililer, Bozyazılılar, Tarsuslular, Namrunlular, kendi kültürlerini, mutfaklarını, tarihlerini, geleneklerini tanıtıyorlar. Bugün saat 14.00'de İstanbul Tarsuslular Derneği'nin standında, Ayşe Yetmen, "Benim Tarsus'um" kitabını, ben de "Çocukluğumun Tarsus'u" kitabımı imzalayacağız. Bekliyoruz...