Seçimden yepyeni bir Türkiye çıkar mı?

Bu seçim şimdilik kestiremeyeceğimiz değişik sonuçları; değişik gerilimleri de beraberinde getirecek. Dengeler yeniden şekillenecek, farklı kombinasyonlar oluşacak.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu seçimlerde, hedefini, yüzde 35 olarak belirledi. Önceki oylarına göre, oldukça yüksek bir hedef. 'Bu oranı bulamazsam, bedelini öderim' diyor.

HDP, riskli bir karar vererek, şimdiye kadar ulaşamadığı yüzde 10 barajına kilitlendi. Aşamazsa, Meclis'te ciddi bir temsil krizi ve sosyolojik bir boşluk oluşabilir. Çözüm süreci açısından da, sorunlar çıkması mümkün.

AK Parti için, iki hedef olduğunu söyleyebiliriz. İlk hedef, yüzde 45-50 bandının altına düşmemek; ikinci hedefi ise, başkanlık sistemi. Şimdiye kadar genellikle yükselen bir grafik izleyen iktidar partisi, bu kez yeni lideriyle seçime gidiyor.

Erdoğan, "400 milletvekili verin" sloganıyla bir kampanya yürütüyor. Olmazsa olmaz hedefi, başkanlık sistemi. Seçim meydanlarından geri kalmayacak gibi görünüyor.

Seçimin, en 'sabit' aktörü olarak, MHP'yi görebiliriz. Bildiğimiz temel milliyetçi söylemler, aynen devam ediyor. Çözüm süreci, 'ihanet süreci' olarak değerlendiriliyor. Dili, özellikle, son kurultayda, çok sertleşti. Oylarının tamamen milliyetçi öfkenin iniş çıkışına bağlı olduğu bir durumdan söz edebiliriz. MHP'nin politikası sabit olduğu için; oyları da, eski seçimlere yakın bir düzeyde seyredebilir.

SEÇMENİN EĞİLİMİ

Farklı kutupların böyle bir resim verdiği seçim kampanyasının merkezindeki aktöre, yani seçmene gelirsek... Batı ülkeleriyle karşılaştırıldığında; Türkiye'de, seçime katılma oranı, hala epey yüksek. Politik atmosferin gerilimli ve sürprizlere açık oluşu, katılımı olumlu yönde etkiliyor.

Tayyip Erdoğan, aday olmamasına rağmen, bu seçimlerin de en kritik oyuncusu. Başkanlık sistemi istiyor. Seçmeni bu yönde motive etmeye çalışıyor. Hatta, tartışmayı bu konu üzerine odaklayıp, seçimleri bu konuya kilitleme eğiliminde. Erdoğan, gündemi belirlemeye gayret ediyor.

Erdoğan'ın bu tarzı benimsediği oranda; HDP de, seçim kampanyasını, "Erdoğan'ı başkan yapmamak" üzerine kurmaya yöneliyor. Eşbaşkan Selahattin Demirtaş'ın, "Biz seni başkan yapmayacağız" konuşması, seçim atmosferinin de ana havasını yansıtıyor.

BAŞKANLIK SİSTEMİ AYRAÇ

AK Parti başkanlık sistemini gerçekleştirebilecek bir oy düzeyini yakalarsa; başka bir tablo ortaya çıkacak, yakalayamazsa başka bir tablo.

Peki başkanlık sistemi hedefi gerçekleşemezse ne olacak? Bunu şimdiden kestirebilmek kolay değil. Türkiye'deki şu anki sistem, parlamenter sistem. Cumhurbaşkanlığı makamı, büyük oranda sembolik bir karakterde.

Başkanlık sistemine geçilmemesi halinde, yeni bir sistem krizi mi patlak verir, yoksa başka sonuçlar mı doğar? Tayyip Erdoğan, hükümet ve AK Parti üzerindeki psikolojik etkisini kullanarak, belirleyici olabilir mi?

Son haftalarda çözüm süreci ve izleme heyeti krizinde de görüldüğü gibi, çelişmeler bir anda yüksek gerilime neden olabiliyor.

Tabii, HDP ve baraj meselesini de denkleme dahil etmek gerekiyor.

Sonuç olarak, bu seçim şimdilik kestiremeyeceğimiz değişik sonuçları; değişik gerilimleri de beraberinde getirecek. Dengeler yeniden şekillenecek, farklı kombinasyonlar oluşacak.

Çok bilinmeyenli bir denklemin başlangıcındayız. Bir çok siyasetçi için, dönüşü olmayan yeni bir yolculuk başlayacak...

Her halükarda, 8 Haziran sabahı belki de "Yepyeni bir Türkiye"ye uyanacağız.