Seyit Rıza'nın torunu Besime Arı

Besime Arı 1950 doğumlu. Ailesiyle birlikte Almanya'da yaşıyor. Onu daha önce ismen biliyordum. Dersim katliamında isyanın elebaşısı olduğu iddiasıyla idam edilen dedesi Seyit Rıza'nın nereye gömüldüğünü öğrenmek için dilekçe vermişti.

BRÜKSEL - Besime Arı 1950 doğumlu. Ailesiyle birlikte Almanya’da yaşıyor. Onu daha önce ismen biliyordum. Dersim katliamında isyanın elebaşısı olduğu iddiasıyla idam edilen
dedesi Seyit Rıza’nın nereye gömüldüğünü öğrenmek için dilekçe vermişti. Tunceli Barosu eski başkanlarından avukat Hüseyin Aygün başvurmuştu onlar adına. Dilekçelerine yıllardır bir cevap alamıyorlardı. Ben de iki yıl önce bu konuyu ele alan bir mektubu köşemde yayımlamıştım.
‘1937-1938’de Dersim’de Neler Olmuştu’ Konferansı’na gelmişti Besime Arı. İdam edilen dedesinin fotoğrafları asılmıştı Avrupa Parlamentosu’nun salonuna. Nereden nereye?
Toplantıda birkaç cümleyle kesik kesik yaşadıkları travmayı anlattı. Çektikleri acıları aktarırken, ailenin sıkıntılarını aktarırken gözler nemlendi.
Toplantıya ara verilince çekinerek yanına gittim. Konuşmak istediğimi söyledim. Kolay değildi uzun yıllar seslerini çıkaramamışlar, büyük bir baskının yarattığı ortamda dertlerini kimselerle paylaşamamışlardı. Şimdi birden böyle bir soruyla karşılaşması ve bunu kamuoyu ile paylaşması kolay olmayabilirdi.
Sıcak davrandı. İsmen beni tanıyor olması onun rahatlamasına neden oldu. Kısa ve kesik cümlerle konuşmaya başladı... “Acıyla doğduk. Acıyla yaşadık. Annem Leyla 7 yaşındaymış ailemiz tümüyle katledildiğinde. Annem annesinin kucağındaymış. Bütün aileyi süngülemişler.
Annem de yaralanmış. Öldü diye bir kenara bırakmışlar. Orada bir tek annem hayatta
kalmış. Dayılarımı teyzelerimi öldürmüşler. Bir dayımı da dedemle beraber asmışlar. Bizim aileden tam 35 kişi öldürülmüş. Annem askerler gittikten sonra ayağa kalkmış başka bir köyde yaşayan ablasının yanına ulaşabilmiş.”
“Bu katliam derenin kenarında gerçekleştirilmiş. Cesetler yerde yatarken ya askerler, ya da çevreden gelen birtakım insanlar, kadınları bir çukura, erkekleri bir başka çukura doldurup üstlerine toprak atmışlar. Aslında kimsenin mezarı belli değil. Zaten bir kısım insanları da uçurumdan aşağı atmışlar.”
Kesik kesik konuşuyor Besime Arı. Anlatırken heyecanlanıyor. “Annem bunları sürekli anlatırdı. Anlatırken ağlardı. Dedemin yakın adamlarından birisi, onunla mağarada saklanan ve idamdan kurtulan bir yakınımız vardı. Her şeyi görmüştü. Annem ona ‘Babamı anlat’ derdi. Nasıl idama gittiğini, idama giderken neler söylediğini, mağarada, dağlarda nasıl yaşadığını, son günlerini sorardı. O adam annemin abisinin kafasının kesildiğini söylerdi. Onlara nasıl işkence yapıldığını anlatırdı. Annem bunları dinler ve ağıt yakardı.
Biz çocukları da ona bakar ağlardık. ”
Besime Arı’nın annesinin yanına sığındığı aile onu 13 yaşında evlendirmişti. “Ben kendimi
hep hapishanede gibi hissederek büyüdüm.
Keşke bu acılarımızı daha önce anlatabilsek, bu acılarımızı paylaşabilseydik.”
Biraz daha durdu, “Dedemin, dayımın nereye gömüldüğünü öğrenmek istiyorum. Bu benim insan olarak, yurttaş olarak hakkım. Ancak bugüne kadar dilekçelerimize kimse bir cevap vermedi. Sizin aracılığınızla yetkililere sesleniyorum. Onların nerede yattığını bize söylesinler, yerleri göstersinler. Böyle devlet olur mu, böyle insanlık olur mu!”
Besime Arı’nın insanın içini titreten anlattıklarından çekinerek not ettiklerim bunlar. Bunlar bizim hiçbir tarih kitabında okumadığımız, okumamızın mümkün olmadığı, yok saydığımız, yok saymak zorunda kaldığımız olaylardan.
Besime Arı’yı dinlerken, kendi adıma utandım. Sıkıldım. Bu katliamın hâlâ savunulduğunu gördükçe içim ezildi.
***
Besime Arı’nın daha önce bunları anlatması, anlatsa da bir yerlerde yayımlanabilmesi kolay değildi. Ben ilk kez Seyit Rıza’nın mezarı için gazetede yazı yazdığımda ne olur ne olmaz
diye çekinmiştim.
Şimdi yeni bir iklimdeyiz. Acılarımızla, ayıplarımızla yüzleşebilmek için yeni arayışlar içindeyiz. Bu tarih bizim tarihimiz. Bu geçmiş bizim geçmişimiz. Gerçekleri gizleyerek bir yere varmak mümkün değil. Gerçekleri öğreneceğiz. Gerçeklerle yüzleşeceğiz.
Bunun ne zararı var, onu anlamakta zorluk çekiyorum. Dünü doğru öğrenip, doğru ele almazsak, yarını da sağlıklı kuramayız.  
İnsanlar da hata yapar, devleti yönetenler de. Hatta acımasızlıklar da yaparlar. Dersim katliamı bu ülkenin bir ayıbıdır, acısıdır.
Şimdi, kendi geçmişimizle hesaplaşma zamanı. Acıları paylaşma zamanı.