Sol partiye ihtiyaç var mı?

Türkiye'de belki de en çok sol parti var. Kendisini 'sol' sayan partileri saymakla bitiremezsiniz. Bunca fazla sayıda sol partiye rağmen solcular sürekli yeni bir parti arayışını elden bırakmazlar. Ben aklımın erdiği günden bu yana solcuların 'birlik' çalışmalarını izledim. Birçoğuna ben de 'bu kez olur belki' diyerek katılanlardanım. Bu çabaların bazılarının sonuçlar verdiğini de biliyoruz. 1965 yılında 15 milletvekiliyle Meclis'e giren Türkiye İşçi Partisi (TİP) sosyalist hareketin başarılı birlikçi örgütüydü. Sonra TİP iç mücadelerle dağıldı, etkisiz hale getirildi.

Türkiye’de belki de en çok sol parti var. Kendisini ‘sol’ sayan partileri saymakla bitiremezsiniz. Bunca fazla
sayıda sol partiye rağmen solcular sürekli yeni bir parti arayışını elden bırakmazlar. Ben aklımın erdiği günden bu yana solcuların ‘birlik’ çalışmalarını izledim. Birçoğuna ben de ‘bu kez olur belki’ diyerek katılanlardanım.
Bu çabaların bazılarının sonuçlar verdiğini de biliyoruz. 1965 yılında 15 milletvekiliyle Meclis’e
giren Türkiye İşçi Partisi (TİP) sosyalist hareketin başarılı birlikçi örgütüydü. Sonra TİP iç mücadelerle dağıldı, etkisiz hale getirildi.
Birlik çabalarının son ürünü Özgürlük ve Dayanışma Partisi’ydi (ÖDP). ÖDP de süreç içinde solcuların iç kavgalarından nasibini aldı. Parçalanarak güçsüzleştirildi.
Sol deyince yalnızca sosyalistleri saymak eski alışkanlıktı. Bugün artık sosyal demokrasiyle sosyalistler arasındaki ayrım çizgilerinin birçoğunun ortadan kalktığını söyleyebiliriz.
Sosyalistlerle sosyal demokratlar arasında belki dünya çapında ayrılıklar azaldı ama Türkiye’de
farklı bir durumla yüz yüzeyiz. Türkiye’de gerçek anlamda bir sosyal demokrat parti hiçbir zaman olmadı. Kendilerini sosyal demokrat olarak niteleyen partiler asıl olarak devletçi ve milliyetçi özellikleriyle öne çıktılar. Burada hemen şöyle bir soru akla gelebilir: Sosyalistler de büyük ölçüde devletçi değil miydi? Evet hatta biraz da milliyetçiydiler.
Türkiye’de sosyalistler son yıllarda çok marjinal ve küçük güçlere dönüştüler. Sovyetler Birliği’nin dağılması, Çin’in kapitalizm yolunda ilerleyen bir görüntü çizmesi, sosyalistlerin etki alanını daralttı. Sosyalistler küçüldükçe, daha katı ve içe kapanık bir hale geldiler. Kapandıkça da eridiler ve bir etki alanları kalmadı.
***
Şimdi üzerinde konuşulan ne o zaman diye sorabilirsiniz? Bir etki alanı kalmamış sosyalistler birleşse ne olur birleşmese ne olur? Haklı bir soru. Ancak bu ülkenin sosyalistleri kitleleri etkileyemeseler bile, ülkemizin düşün hayatında her zaman bir etkileri oldu. Fikir tartışmalarında, analizlerde öne çıkmış birçok aydının sosyalist olduğu bir gerçektir.
Bu nedenle sosyalistlerin örgütlü bir sese kavuşmaları bu ülkenin geleceği bakımından yararlı olabilir. Ayrıca sosyalistlerin örgütlü hale gelmeleri, kendilerini sosyal demokrat olarak tanımlayan akımları, partileri, kişileri de etkileyebilir.
Türkiye’de sosyalistler bunalımda olduğu gibi sosyal demokratlar da bunalımda. Ülkenin temel sorunlarına eşitlikçi, barışçı çözümler üreten bir görüntü çizmiyorlar. CHP’nin hali ortada. Kürt sorunu dahil hemen hiçbir demokrasi konusu olan sorun hakkında ‘çözüm’ üreten bir tutum içinde değiller.
DSP’ye baktığımızda CHP’den farklı bir mesaj veremiyor. Masum Türker’in genel başkanlığı bakalım bir değişik yaklaşıma yol açacak mı?
Böyle bir durumda sosyalistlerle sosyal demokratlar ortak bir parti projesi içinde yer alabilirler mi? Böyle bir birlikteliğe gerek var mı? Diyelim ki, gerek olduğuna inandık, böyle bir birlik gerçekleşebilir mi?
CHP, marjinal grupları bir yana bırakırsak sol seçmenler açısından hâlâ tek seçenek olma özelliğini sürdürüyor. Türkiye’de kendisini solcu sayan bütün kesimler neredeyse CHP’ye oy veriyor. Burada bir fikri beraberlik olduğundan da söz edebiliriz. Türk solu son yıllarda iyice milliyetçi ve devletçi bir ideolojinin etkisinde olduğu için CHP’yi kendisine yakın görüyor. Tabii CHP’nin oy aldığı kesimler solcularla sınırlı değil.
AK Parti’ye kızan daha önce merkez sağı desteklemiş demokrasi karşıtı kesimler de CHP’yi desteklemeyi tercih ediyor. İşte bu denklem içinde solda yeni parti, solda birlik konusunu tartışmak gerekiyor.
Bence de bir sol örgütlenmeye gerek bulunuyor.
Bu sol örgütlenme, daralmayı değil genişlemeyi hedef alacak, katı sınırları olmayan solun bütün eğilimlerine açık bir örgütlenme olmalı. Solu sol olmaktan çıkaran milliyetçilikle ve devletçilikle arasına sınır çekmeli, ‘çözüm’ üretme umudu veren bir program ortaya koyabilmelidir.
Hepsinden önemlisi genç olmalıdır. 68 kuşağının artık bu konularda geriye çekilmesi ve gençlere yer açması gerekiyor.
Böyle bir örgütlenme mümkün mü?
Böyle bir ihtiyaç olduğuna göre, mümkündür diyorum.