Solcular darbeyle helalleşsin

?Solculuk, devrimcilik, liberallik? başlıklı yazım nedeniyle çok sayıda mail aldım. Gazetedeki yazımın altındaki bölümde tartışma bütün sıcaklığıyla sürüyor.

‘Solculuk, devrimcilik, liberallik’ başlıklı yazım nedeniyle çok sayıda mail aldım. Gazetedeki yazımın altındaki bölümde tartışma bütün sıcaklığıyla sürüyor. Ergenekon davasının ikinci iddianamesinin mahkeme tarafından kabul edildiği güne denk gelen bu tartışma, soldaki bölünmeyi de gözler önüne seriyor.
İkinci iddianameyi büyük bir dikkatle okuyorum. Adı üstünde iddianame, yani henüz bu yazılanlar iddia. Bu iddiaların ne kadarı gerçeği yansıtıyor, bunu mahkeme süreci boyunca anlamaya çalışacağız.
Birçok siyasi iddianamenin muhatabı olmuş deneyimli bir sanık olarak da bakıyorum iddianameye. Siyasi iddianamelerde savcılar yargılanmasını istedikleri kimseleri ve örgütleri güncel siyasi çerçeve içinde bir yere oturtmaya da özen gösterirler.
İlk Ergenekon iddianamesinde böyle bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştı. İkinci iddianame daha somut bir tablo içine yerleştirilmiş. Ortada gerçekleştirilmiş eylemler, cinayetler ve yeni eylem planları var. Örneğin Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’a yönelik bir suikast girişimi de bu iddianamede yer alıyor.
Benzer şekilde Rum ve Ermeni Patrikleri de Ergenekoncuların hedefinde. Tertipçilerin neden onları hedef aldıkları da iddianamede ifade ediliyor. Üst düzey generallerle, gazeteciler ve siyasetçiler arasındaki ilişki bu kez daha açık ve anlamlı.
İddianameyi okudukça, bir darbe planının ana iskeletini görüyorsunuz. Bu amaca ulaşmak için her türlü acımasızlığın göze alındığını da. Bu tabloyu anlamamak mümkün mü? Burada gerçekten hepimizin yaşamını zehirleyecek kanlı bir tertip olduğunu görmemek mümkün mü?
Geçen yazımda söylediğim şu sözleri bir kez daha tekrar etmek istiyorum “Bu ülkede son 50 yılda 3.5 askeri darbe olmadı mı? Bu darbeler seçimle gelenleri, Meclisi ortadan kaldırıp, genellikle solcuları, muhalifleri ezmedi mi?”
***
Bu tartışma sırasında ortaya çıktı ki, bazı kesimler-ki bunların önemli bir kısmı kendisini ‘solcu’, ‘ilerici’, ‘devrimci’ diye adlandırıyor- AKP yönetimini ‘askeri darbe’den daha tehlikeli görüyorlar. Bütün öfkeleri ve eleştirileri içinde bunu hissediyorsunuz. Bir kesim askeri darbeyi açıktan bir çözüm olarak ifade ederken, bir kesim de AKP ile askeri darbe
arasında ‘tarafsız’ kalmaktan söz ediyor.
Askeri darbeyi asıl tehlike olarak görenleri, AKP yanlısı olarak suçlamayı da ihmal etmiyorlar. Şurası kesin AKP iktidara seçimle gelmiş bir siyasi parti. Gidişi de seçimle olacaktır. AKP ile askeri darbeye eşit mesafede durmak mümkün mü? Böyle bir tarafsızlık olabilir mi?
Solcuların önemli bir bölümünün sıkıntılarından birisi de halkın tercihlerine güvenmemek. Kendi tercihlerimizin başarılı olması için bizlerin de meşru zeminde kendi siyasi seçeneklerimizi ortaya çıkarma hakkımız bulunuyor. ‘Koşullar elverişli değil’ diyebilirsiniz. Daha başka birçok gerekçe ile bu yarışın eşit olmadığını söyleyebilirsiniz. Bütün bunları anlamak mümkün.
Daha demokratik bir seçim sistemi, daha demokratik bir siyasi partiler kanunu için mücadele etmeyi sürdürmek gerekiyor. Bütün bu konuştuklarımızın gerçekleşebilmesi, hayata geçebilmesi parlamenter rejimin devam etmesiyle mümkün.
Ergenekoncular ne yapmak istiyor? Darbe yaparak Meclis’i kapatmak, seçimleri engellemek ve bütün bunları gerçekleştirebilmek amacıyla toplum içinde çatışmaları körüklemek. Tıpkı 12 Eylül öncesi Kahramanmaraş, Çorum katliamları, Doğan Öz ve Abdi İpekçi cinayetleri gibi.
AKP takıntısının tehlikeli bir takıntı olduğu ve bir kurgu haline dönüştüğü de ayrı bir gerçek. AK Parti gelir geçer, tıpkı diğer partilerin gelip geçtiği gibi.
Ancak gözü kara öfke darbecilere yarıyor. Darbeciler,  27 Mayıs 1960 askeri darbesi öncesinde de, 12 Mart 1971 askeri darbesi öncesinde de benzer bir ruh halini yaratmayı başarmışlardı.
Darbeciler gelince bedeli ağır oluyor. Bakın 27 yıldır hâlâ onların yaptığı anayasayı değiştiremiyoruz.
Sosyalistlerin ve ilericilerin ‘askeri darbe’ geleneğiyle helalleşmeleri gerekiyor. Artık halkın farkına varmaları ve Ergenekon benzeri darbecilik geleneğinin halk düşmanı bir girişim olduğunu kabul etmeleri gerekiyor.