Solcular neden kararsız! CHP mi HDP mi?

"Sol"un önemli bir kısmı, "7 Haziran seçimlerinde AK Parti'yi başarısız kılacak seçeneğin hangisi olacağına" kafa yoruyor. HDP'nin barajı aşmasını isteyenlerin oranı giderek artıyor. Daha önce Kürtlerin hak taleplerini pek umursamamış insanların bile, HDP'ye oy verme eğilimi gösterdiği bir düzlemdeyiz.

Solun içinden bir kesim, önce "CHP ile HDP'nin ortak seçime girmesini" istedi. Bu yönde çağrılar yapıldı. İttifakı, öncelikle CHP istemedi. Bu talebe karşı, Kılıçdaroğlu, "İstiyorlarsa bize oy versinler" çağrısında bulundu.

Şimdiki "popüler psikoloji" ise, şu şekilde özetlenebilir: "CHP'ye mi oy versem, yoksa HDP'ye mi?" Sol'dan yanayım diyen seçmen, bu meseleyi, ciddi ciddi tartışıyor.

ÇELİŞME

CHP, bir devlet partisi. Siyasi refleksleri, "Cumhuriyet'i korumak ve kollamak" şeklinde belirginleşiyor. CHP için temel mesele, Cumhuriyet'in değerleri. Bu değerler, laiklik, milliyetçilik ve devletçilik olarak özetlenebilir. CHP, bu açılardan, bir "merkez partisi" olarak görüleblir.

HDP ise; Cumhuriyet'in yok saydığı, inkar, imha ve asilime etmeye karar verdiği Kürtlerin; siyasi kimliğini belirginleştiriyor. CHP'nin inkar ettiklerine, imha ettiklerine, HDP sahip çıkıyor.

Bu konuda, en dramatik tartışmalardan biri, Dersim Katliamı (1937-38) üzerine yapılan polemik sırasında yaşandı. Aralarında, bugün parti sözcüsü olan Haluk Koç'un da bulunduğu CHP'li bir grup milletvekili; Dersim katliamını eleştiren ve CHP'nin sorumluluğuna dikkat çeken Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün'ün partiden atılmasını istediler. CHP içinde, bu katliamı, bir "uygarlık projesi" olarak savunanlar da oldu.

KÜRTLER'İN OY VERMEDİĞİ PARTİ

CHP, Kürt meselesindeki tutumu nedeniyle, uzun süredir, Kürtlerin yaşadığı bölgelerden oy alamıyor.

HDP ve CHP; siyasi kimlikleri, tarihe bakışları, devletle ilişkileri ve hedefleri itibariyle birbirine taban tabana zıt bir görüntü içinde değil mi?

İşte böylesine zıt görünen iki partinin her ikisi de, bazı sol kesimlerce "oy verilecek iki seçenekten biri" durumunda. Şöyle de bir tablo var: "Sol"un bir kesimi CHP'ye, bir kesimi HDP'ye oy veriyor. Bazı "sol" seçmenler ise, ikisi arasında bir kararsızlık içinde.

ZIT İKİ PARTİDEN OY VERMEK

"Sol" seçmenin, "birbirine zıt görünümlü" iki parti arasında gidip gelmesinin, bazı tarihsel ve toplumsal nedenleri bulunuyor.

HDP de, CHP de seküler özellikleriyle biliniyor. Her iki parti, "İslamcı hareket"i, siyasi hasım olarak kabul ediyor. Modernleşme paradigmaları, birbirine benziyor. "Sol" hareketin önemli bir kesimi, AK Parti'yi ciddi bir tehlike olarak görüyor. Cumhuriyet rejiminin değiştirilmesinden korkuyor. "Düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışının öne çıktığı, açık.

13 yıllık AK Parti iktidarı ve bu yönetimin sembolü Tayyip Erdoğan; "sol"un bazı kesimlerinde, bir nefret objesine dönüşmüş durumda. Tayyip Erdoğan'ın önüne koyduğu "başkanlık sistemi"ne karşı; net bir ortaklık var.

"Sol"un önemli bir kısmı, "7 Haziran seçimlerinde AK Parti'yi başarısız kılacak seçeneğin hangisi olacağına" kafa yoruyor. HDP'nin barajı aşmasını isteyenlerin oranı giderek artıyor. Daha önce Kürtlerin hak taleplerini pek umursamamış insanların bile, HDP'ye oy verme eğilimi gösterdiği bir düzlemdeyiz.

Bunu "konjonktürel bir eğilim" olarak da görebiliriz, somut ve ciddi bir toplumsal değişimin ifadesi olarak da.

CHP ile HDP arasında git-gel yapan tercihlerin; bu fotoğraf çerçevesinde, anlaşılabilir olduğunu, kabul ediyorum. Ancak durumda bir gariplik olduğunu da düşünüyorum: CHP ve HDP, sekülerlik noktasındaki uyumlarına rağmen, esas olarak, zıt paradigmalar üzerine kurulu partiler.

AK Parti karşıtlığını bir temel gerekçe olarak kabul etmek ve bütün tercihlerini, bu karşıtlık temelinde açıklamak, çok sağlıklı bir tepki olarak görülebilir mi?

Solun HDP'yi desteklemesini anlamak, solun siyasi tercihlerinin içinde bir yere oturtmak mümkün. Ancak aynı çevrelerin benzer gerekçelerle CHP'yi de bir seçenek olarak görmesini anlamak o kadar kolay değil.

Bir gariplik var...

Kitap: Vahram Altunyan, 1915 Soykırımı'nın tanıklarından. Yaşadıklarını Ermenice harflerle Türkçe kaleme almış. Bir büyük felaketi sade bir dille, olduğu gibi anlatmış. Anıların yayınlanmasını sağlayan kızı Janine Altunyan, babasının yaşadıklarını değerlendiriyor. 100.yılın yaşadığımız bu büyük acıyı anlamak isteyenlere çok şeyler anlatıyor. Kitabın adı "Geri Dönüş Yok" Aras Yayınlarından.