Tahir Elçi'yle terörü bağdaştıran zihniyet...

Tahir Elçi, PKK'nın "açıkça bazı eylemleri terör nitelikli olsa bile, dayandığı kitlesel temel nedeniyle siyasal nitelikli bir örgüt olduğunu" söylüyor. Bu nedenle, TMK'nun 7'nin 2.fıkrasının kapsamına giren bir durum yok.

Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, Tahir Elçi'nin Terörle Mücadele Kanunu'(TMK)nun 7.maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılmasını istiyor. Eğer mahkeme de iddianameyi yerinde görürse, Diyarbakır Barosu Başkanı Elçi, bir fikri  değerlendirmesi nedeniyle "terör örgütü progandası" yapmaktan yargılanacak.

Tahir Elçi'yle konuştum. Çatışma ve şiddetin yoğun olarak yaşandığı Diyarbakır'daki acının, şiddetin en yakın tanıklarından olan Elçi, çatışmaların durması için en çok çaba sarf eden insanların başında geliyor. Bizzat kendisi ve ailesi, ortamın mağduru.  Elçi, Cizreli ve orada çatışmanın nelere mal olduğunu en yakından izleyenlerden biri.

Elçi şiddet karşıtı

Diyarbakır Barosu, çatışmaların yeniden başladığı ilk günden beri, PKK'ya “silah bırakma” çağrısında bulunan kuruluşlardan. Tahir Elçi, siyasette şiddetin karşısında olduğunu her platformda dile getirir. Bu tutumu nedeniyle değişik sıkıntılarla yüz yüze geldiği de bir gerçek.

Elçi, CNN Türk’teki "Tarafsız Bölge" programında, ''Bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK silahlı siyasal bir harekettir. Siyasal talepleri olan, çok ciddi bir desteği olan bir siyasal harekettir'' demişti.

Bakırköy Savcılığı

Bakırköy Savcılığı’nın, Elçi'yi cezalandırmak için devreye sokmak istediği TMK'nun 7 maddesinin ikinci fıkrası şöyle: "Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır."

Neler oluyor

Burada bir kaç mesele var…

Öncelikle şunu hatırlayalım: TMK, Türkiye'nin 90'lı yıllardaki faili meçhul cinayetler ve yargısız infazlar döneminde, derin devletin muhalifleri susturmak amacıyla en çok başvurduğu kanun. Uzun yıllar, bu kanunun kaldırılması gerektiğini savunduk. Bazı değişikliklere uğrasa, kaldırılacağına ilişkin sözler verilse de, kaldırılmadı. Muhalif gazeteciler (özellikle Kürt gazeteciler) üzerinde bu madde “cezalandırma unsuru” olarak varlığını sürdürdü.

İkinci noktaya gelirsek: Bu madde, bu haliyle “Elçi'nin sözlerinin suç sayılmasını doğrulayacak, destekleyecek içerikte” değil. Tahir Elçi, PKK’nın “açıkça bazı eylemleri terör nitelikli olsa bile, dayandığı kitlesel temel nedeniyle siyasal nitelikli bir örgüt olduğunu” söylüyor. Bu nedenle, TMK'nun 7'nin 2.fıkrasının kapsamına giren bir durum yok.

Üçüncü nokta: "PKK terör örgütü müdür değil midir?" meselesi, nasıl devletler açısından değerlendirilip, değişik sonuçlara varılabiliyorsa, aynı prensip kanaat önderleri için de geçerlidir. Siyasi tartışma konusu olan bir mesele, Ceza Kanunu’nun kapsama alanına girmez.

Dördüncü nokta: Birçok yazar, çizer, akademisyen; PKK için "terör örgütü" sıfatını kullanmıyor. Bunlardan birisi de benim. Bakış açımı yanlış bulabilir, rahatsız olabilir, eleştiriler getirebilirsiniz. Ancak beni bu nedenle suçlayamazsınız.

Tetikçilerin ardından

Beşinci olarak: Medyadaki bir kısım tetikçinin ısrarlı "cezalandırın" sloganlarının ardından, savcılığın soruşturma açmasına, iddianame yazmasına, Tahir Elçi'yi gözaltına alarak gece yarısı İstanbul'a getirip sorgulamasına baktığımızda, savcılığın davranışları tartışmalı hale geliyor.

Alltıncı olarak: PKK'yla geçmişte yapılan mücadele sırasında, 90'lı yıllarda, bölge aydınları hedefe konmuştu. Devlet güçleri, çok sayıda Kürt aydınını kaçırıp infaz etmiş, tutuklamış, yargılamış, işkenceye çekmişti…

Bu yöntemler, sorunu çözmediği gibi, kangren haline getirdi. Yaşadıkça gördük, bundan sonra da görmeye devam edeceğiz gibi görünüyor. 

Bu yol yol değil, bu gidiş gidiş değil.