Türkiye Kürtleri olmadan Kürt sorunu çözülür mü?

Hükümet, muhalefetten gelen sert eleştirilerden ve kışkırtılan milliyetçi dalgadan çekindi ve geri çekildi. Kürt sorununun zorluğu ve karmaşıklığı ortada. Muhalefetin konuyu istismar edeceği de en başından beri belliydi.

Hükümet, muhalefetten gelen sert eleştirilerden ve kışkırtılan milliyetçi dalgadan çekindi ve geri çekildi. Kürt sorununun zorluğu ve karmaşıklığı ortada. Muhalefetin konuyu istismar edeceği de en başından beri belliydi. Hükümet, Türkiye’nin bu sorunu çözebilecek olgunluğa eriştiğini doğru olarak saptadı ve bütün zorlukların farkında olarak cesur bir atağa kalktı.
Süreç iyi şekilde başladı. Kamuoyu oluşturulması açısından etkili konuşmalar yapıldı. Ancak, asıl çözüme ilişkin sonuç verici bir adım atılması konusunda son dönemde büyük bir tutukluk söz konusu. Bu tutukluğun acilen aşılması gerekiyor.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın başından beri sergilemekte olduğu çözüm yanlısı, kararlı ve güvenilir tutuma rağmen, son günlerdeki açıklamaları beklenen sonuçları vermiyor.
İçişleri Bakanı, Mahmur kampından büyük grupların geleceğini ve buna ilişkin hazırlık yapıldığını ifade etti. DTP yöneticileri ise, “Hükümet bizimle hiçbir görüşme yapmıyor, ne yapmak istediklerini de bilmiyoruz” dediler. Örneğin Brüksel’de karşılaştığımız Zübeyir Aydar, kendilerinin de hükümetin ne yapmak istediğine ilişkin hiçbir bilgileri ve temasları olmadığını açıkladı.
Hükümetin neye güvenerek Mahmur’dan toplu gelişler olacağını söylediğini anlamak çok zor. Anlaşıldığı kadarıyla temaslar daha çok Kürdistan bölgesel yönetimi üzerinden yürütülüyor. Yani, gelişlere ve dağdan inişlere Türkiyeli olmayan Kürtlerle çözüm aranıyor. Böylesi bir yol haritasının gerçekçi olmadığını ve PKK’nın dağdan inmesini sağlamaya yetmeyeceğini görmek çok zor değil. Mahmur’dan gelişlerin bile bu koşullar altında kolay kolay gerçekleşmeyeceği ortada.
Hükümet sorunu çözme isteğinde büyük oranda samimi görünüyor. Temas ettiğimiz bütün yetkili ve etkili isimlerden bu izlenimi ediniyoruz. Ancak son günlerde daha da tuhaf boyutlar kazanmakta olan bir belirsizlikle karşı karşıyayız.
***
Şunu hükümet de herkes de biliyor ki, sorunun çözümü yolunda atılması gereken en kritik ve öncelikli adım, PKK’nın dağdan indirilmesi. Ortaya çıkan bilgilerden, hükümetin elinde PKK’nın dağdan indirilmesine ilişkin ciddi bir yol haritasının olmadığını görüyoruz
Hükümetin şöyle bir analiz yapıyor olma olasılığı var: “ABD, Kuzey Irak’taki Kürdistan yönetimi, Irak hükümeti, İran ve Suriye, PKK’nın bitirilmesi konusunda görüş birliği içindeler. O zaman bütün bu siyasi güçleri harekete geçirerek PKK üzerinde basınç oluştururuz. Bunu askeri operasyonla da destekleriz. PKK bu kadar sert bir kıskaç içinde kalınca teslim olmak durumunda kalır.” Böyle bir planla sonuca ulaşılabileceğini düşünmek gerçekçi değil.
PKK silahları bırakmak ve dağdan inmek istiyor. Yolun sonuna gelindiğinin farkında. Bu nedenle çözüm yolunda atılacak adımlara katılabileceklerini ifade ediyorlar. Diğer taraftan, PKK’lılar, ordunun operasyona hazırlandığı şeklinde bir beklentiye de sahipler ve buna uygun önlemleri aldıklarını ifade ediyorlar.
***
ABD, Kuzey Irak’taki Kürdistan yönetimi, Irak hükümeti, İran ve Suriye’nin çözüme verdikleri destek son derece sevindirici. Ancak, Kürt sorununun çözümünde asıl muhatabın Türkiye Kürtleri olduğunu unutmamak gerekiyor.
Hükümetin en etkili isimlerinden Cemil Çiçek, ‘DTP kapatılsın’ anlamına gelecek açıklamalar yapabiliyor. Başbakan, DTP’nin uğradığı saldırılarda DTP’lileri asıl sorumlu olarak tanımlayabiliyor. Onlarla yol haritasına ilişkin hiçbir ciddi temas kurmamayı tercih edebiliyor. Diğer bir yandan da, körüklenen milliyetçi dalga, Türkiye’nin batısında Kürtlerin hedef alınmasına yol açıyor.
Şu gerçek açıkça ortada: Muhalefetin korkusundan yan yollara sapan ve asıl çözüm yollarını bir kenara bırakan anlayışın bizi herhangi bir sonuca ulaştırma olasılığı yok.
Hükümet, bu sorunu gerçekten çözmek istediği izlenimini vermesine rağmen, asıl muhatabı olan grupla yani bu ülkenin Kürtleriyle ‘gerçek’ bir diyalog kurmuyor. Diyalog eksikliğinin arka planındaki psikolojik/sosyolojik/politik/tarihsel vb. faktörler her ne olursa olsun, diyalog olmadan etkili sonuçlara ulaşılması imkansız olduğu için, diyalog eksikliğinin acilen aşılması gerekiyor.
Hükümet bir karar noktasında. Ya bu sorun Türkiye Kürtleriyle diyalog içinde çözülecek, ya da çözümsüzlüğün bedelini ödemeye devam edeceğiz.