Vatan için ?yatağa girmek?...

Tzipi Livni, İsrail Dışişleri Bakanı. Son seçimlerde en çok oy alan partinin, Kadima?nın lideri. Tzipi Livni?yi iki sene önce İsrail?e yaptığımız bir ziyaret sırasında şahsen tanıma olanağını da bulmuştuk.

Tzipi Livni, İsrail Dışişleri Bakanı. Son seçimlerde en çok oy alan partinin, Kadima’nın lideri. Tzipi Livni’yi iki sene önce İsrail’e yaptığımız bir ziyaret sırasında şahsen tanıma olanağını da bulmuştuk. Kendisiyle bir Türkiyeli gazeteci grubu olarak bakanlıktaki odasında bir saate yakın konuşmuştuk. Boy posu yerinde, hoş bir kadındı.
Livni, MOSSAD ajanı olduğu yıllardaki özel hayatını şöyle anlatmıştı: “Duygusal bir ilişki için çiftler arasında dürüstlük şarttır. Ben elbette kimseyle böyle bir ilişki yaşayamazdım. Fakat kurallara sadık kalırsanız, kısa süreli bir ilişki zarar vermez. Peki ülkemin yararı için biriyle
yatağa girer miydim? Cevabım hayır.”
Tzipi Livni’nin 14 yıl önce bir dergiye söylediği bu sözler o zaman kim olduğu belirtilmeden yayımlamıştı. Dün İsrail’de yeniden yayımlanmasından sonra bütün dünya medyasının ilgisini çeken bu eski röportajın öne çıkan tarafını Livni’nin “ülkesinin çıkarı için erkeklerle yatıp yatmayacağı” sorusuna verdiği cevap oluşturuyor.
Değişik ajan öyküleri ve ajan filmlerinden, güzel kadın ajanların karşı taraftan bilgi sızdırmak için karşı tarafın erkeklerini yatağa sürüklediğine ilişkin görüntüler hatırlarız. Filmlerin böyle kurgulandıkları zaman daha ilgi çekici hale geldikleri bir gerçek. 
***
Bir ajanın ‘ülkesinin çıkarları için’ yatağa girmesi iyi midir, kötü müdür? Ajanlık bunu gerektirir mi gerektirmez mi? Bu sorulara değişik cevaplar verilebilir. Erkek yöneticilerin, kadın ajanların böyle bir ‘özveri’de bulunmasından rahatsızlık duyacaklarını sanmıyorum.
Bir ajanın bilgi toplamak amacıyla yatağa girmesi ‘vatan’ı korumak anlamına mı gelir? O istihbaratlar gerçekte ne işe yararlar? Ayrıca bu anlamda vatanı savunmak ne demektir? ‘Bölünmez bütünlük’ü yatakta garantiye almak ne ölçüde mümkündür? Yatakta irticayla mücadele etmek, laikliği ve milli egemenliği güvence altına almak ne ölçüde mümkündür?
Geçenlerde İbrahim Şahin’in evrakları arasından çıkan ‘Ulusal Güvenliğe İhanet Edenler’ başlıklı, başka birkaç isimle birlikte benim de adımın ve fotoğrafımın yer aldığı belge, işte tam da bu ‘vatan’ meselesine ışık tutuyor. İbrahim Şahin vatan için ‘kurşun atan’ takımındandı. Bizleri de ‘ulusal güvenliğe ihanet edenler’ içinde görüyordu. Tabii yalnız o böyle görmüyor, bu vatanı seven bazı yüce ‘vatanseverler’ de benzer bir görüş içindeler.
Tzipi Livni’ye casusluk görevi veren İsrail istihbaratı ‘vatan için Filistinlileri öldürebilirsin’ şeklinde bir yaklaşım içinde. İnsanların canına kıymayı bir ‘iş’ olarak gördükten sonra, bu amaçla ‘yatağa gir’sen ne olur, seks gösterisi yapsan ne olur?
***
Erkek casus, karşı taraftan bilgi alabilmek için kadınlarla yatmaktan kaçınır mı? Daha açıkçası ‘yatar mısın?’ diye sorulur mu? Eğer standart bir erkekse elbette ki keyifle yatar. Sonra da ‘hem yatağa attım, hem de bilgiyi topladım’ diye övünür...
Vatanseverlik ve ‘yatağa girmek’ konusu tartışmaya açıldığı an ister istemez, yatağa atılan kadın, atan da erkek diye düşünülüyor. Sonunda vatansever kadın ‘yatağa girerek’ özveride bulunmuş oluyor. Erkek ise vatan için yatağın keyfini çıkarmış sayılıyor. Söz konusu kadın ajanlar olunca ‘vatan için yabancılarla yatağa girme’ tartışması, bütün maçoların, bütün erkek dünyasının ilgisini çekiyor. Aynı zamanda bu maçolar konu, kendi ‘kadınları’na geldiği zaman şaşırıp kalıyorlar.
‘Yatağa girmek’ ve ‘vatanı sevmek’ sözcüklerinin yan yana gelmesi, ilginç bir paradoks oluşturuyor. Vatan-millet nutuklarını atanların çoğunun maço bir kültürün parçası olduğunu biliyoruz. Türkiye’de bir erkeğin ilk cinsel deneyiminin ‘milli olmak’ olarak tanımlanması da bununla bağlantılıdır. Türkiye’de erkek cinselliği, yoğun milliyetçi referanslarla dolu bir alandır.
Örneğin bir ülkenin demokratik bir ülke haline dönüşmesi, insan haklarına saygılı olması, ülkedeki değişik kimliklerin özgürce kendilerini ifade edebilmesi için çaba sarf etmek, vatanı sevmek midir, değil midir? Vatanın daha barışçı, insan haklarına saygılı ve demokratik bir vatan haline gelmesini sağlamak için yatağa girmek gerekebilir mi peki?
Gerekse de gerekmese de, daha güzel olan seçenek bu gibi görünüyor.