Washington, Londra, Berlin, Brüksel'den PKK'ye yönelik analizler...

Batı, PKK'nin tırmandırdığı şiddet ve çatışma ortamına nasıl yaklaşacak, nasıl bir rol oynayacak? Batı'da hissettiğimiz Erdoğan karşıtlığı bu meselede hala etkisini sürdürecek mi? Krizin tırmanmasına destek verecek mi?

Batı, özellikle son yıllarda AK Parti iktidarına ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yönelik sert bir dil kullanıyor ve adeta  en etkili muhalefet hareketlerinden birisi rolünü oynuyor. Bu köşede bunun nedenleri üzerine epeyce analiz yaptım. Bugünkü amacım, bunları tekrar etmek değil, yeni bir duruma dikkat çekmek.

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Dr. Fuat Keyman'ın önceki gün Radikal'de çıkan çok önemli ve dikkat çekici yazısının üzerinde durmak istiyorum. 7 Haziran seçimlerinin hemen ardından başlayan çatışma ortamının nedenlerini anlamak ve amacıyla Akil İnsanlar heyetinde yer almış bir kısım isim bir araya geldik. Bu buluşma sırasında Fuat Keyman'ın bence çok önemli bu analizini kendisinden dinledik.

Keyman'ın yazısında ve toplantıda yaptığı analiz, Batı-Türkiye ilişkilerinde önemli değişim işaretlerine dikkat çekiyordu. Bu analizin bazı bölümleri şöyle:

BATI: "PKK YANLIŞ YAPIYOR"

"(...)Washington, Londra, Berlin, Brüksel ve İstanbul’da katıldığım toplantılarda dinlediğim Batılı karar vericiler, düşünce kuruluşu yöneticileri ve gazetecilerden topladığım notlardan aşağıdaki ortak noktaları çıkarıyorum.(...)

Batı, çok net olarak, PKK’nın terör eylemlerini ve çatışmayı sürdürerek “çok ciddi hata” yaptığını düşünüyor.

Terör ve çatışmayı kim başlattı sorusundan çok daha önemli görülen, PKK’nın terör ve çatışmayı yükselterek sürdürme kararının büyük bir hata olması. PKK’nın hemen ateşkes ilan etmesi, ve terör ve çatışmayı bitirmesi isteniyor."

Fuat Keyman, HDP'nin seçim başarısının hemen ardından PKK'nın izlediği yeni stratejinin gerçekçi olmadığına ve Batı'nın desteğini alamadığına vurgu yapıyor:  

"PKK’nın, hem HDP’nin seçim başarısından ve Türkiye partisi olma söyleminden “rahatsız” olarak, hem de, Suriye, Irak, ve IŞİD ekseninde yaşananları “yanlış okuyarak” hata yaptığı düşünülüyor."

HDP SEÇENEĞİ ÖNEMLİ

Peki bu gelişmenin ışığında Batı, AK Parti iktidarına karşı nasıl bir yol izleyecek. Geçmişte olduğu gibi, sert bir muhalefet mi yapacak, Ankara'yı köşeye sıkıştırmaya sürüdürecek mi?  

"Başta Washington olmak üzere, Batı; hükümeti, devleti, ve Cumhurbaşkanı'nı, PKK’nın beklediği derecede eleştirmeyecektir; aksine bugüne kadar sürdürdüğü “PKK ateşkes ilan etsin ve çatışmalar hemen bitsin” isteğini tekrarlayacaktır."

Fut Keyman, Batılı merkezlerde karar vericilerden edindiği diğer izlenimleri şöyle:

Batı, HDP'nin hükümet tarafından hedef tahtasına konması ve meşruiyetinin sorgulanmasını doğru bulmuyor. Tersine HDP'nin siyasete katılımının teşvik edilmesini doğru görüyor. PKK ile HDP arasında bir ayrım yapılmasını önemsiyor.

"Batı, 1 Kasım seçimlerinin yapılacağını düşünüyor. Batı için önemli olan, seçimlerin yapılıp yapılmayacağı değil; aksine, seçimlerin adil ve özgür olması ve normal ve güvenli bir ortamda seçmenlerin korku duymadan sandıklarına gidip oy verebilmeleri."

Batı'nın önemle üzerinde durduğu konulardan birisi de, çözüm sürecine bir an önce dönülmesi. Sorunun barışçı çözümü için koşulların yaratılması.

SORUNUN ÇÖZÜMÜNE DESTEK

Batı, PKK'nin tırmandırdığı şiddet ve çatışma ortamına nasıl yaklaşacak, nasıl bir rol oynayacak? Batı'da hissettiğimiz Erdoğan karşıtlığı bu meselede hala etkisini sürdürecek mi? Krizin tırmanmasına destek verecek mi?

Fuat Keyman'ın aktardığı izlenimler, değişen yeni bir duruma işaret ediyor, bu önemli sorulara cevap arıyor. Batı medyasını incelediğimiz zaman da Keyman'ın dikkat çektiği bu değişimi hissetmek mümkün.

Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Seçim yarışı, bu krizi daha da tırmandırabilir. Bu tırmanış Batı merkezlerinden de kışkırtılabilir. Görünen o ki, beklenenin tersine Batı'da hava değişiyor.

Türkiye'yi bir iç çatışma girdabına sokarak, istikrarsızlaştırmak isteyenlerin bir gözü de başta Washington'a, Batı merkezlerine yöneliyordu. Kriz hesabı yapanların, Batı'dan bekledikleri desteği alamayacakları söylenebilir.

Bu değişim nereye kadar devam edebilir. Nasıl sonuçlar yaratır, bunu zaman içinde görüp anlayabileceğiz.

En azından şunu biliyoruz, Batı'nın önemli merkezleri Kürt sorununun şiddetten arındırılması ve müzakere masasına yeniden oturulması konusunda Türkiye'nin yanında duracak.