Yüksekova havası: Gemi limandan ayrıldı

Gemi limandan ayrıldı. Bu üç kelime, yöredeki genel havayı yansıtan kelimeler. Dönüşü olmayan bir yöne girildiğinin herkes farkında.

1 Eylül; Öcalan’ın hükümetin reform paketinin belirlenmesi konusunda detayların ortaya çıkması için beklediği son gün. Henüz netleşmiş bir paketten söz edemeyiz. BDP’liler, Barış Günü etkinlikleri nedeniyle sokaklardalar.
Üç gündür, Van, Hakkâri, Yüksekova üçgeninde, yani BDP’nin en yüksek oy oranlarına sahip olduğu yörede dolaşıyorum. Yüksekova, BDP’nin tam anlamıyla siyasete egemen olduğu bir kent. Daha düne kadar hemen her gün gösteri yapılan, polisle, askerle çatışmaların olduğu bir yerden söz ediyorum.
Kentin sokaklarında neredeyse herkes tanıdık gibi. Sarılıp kucaklaşıyoruz. Öğretmen, mühendis, memur, esnaf, benim soru sormama fırsat vermeden başlıyorlar: “Oral Bey ne olacak bu çözüm süreci?”
Sonra başlıyoruz, olumlu ve olumsuz unsurları karşılıklı saymaya. Önce, 8 aydır, bu gergin kentte, ciddi bir çatışmanın olmadığını söylüyorlar. Şehrin ana caddesinde yol çalışması var. Yıllardır beklenen düzenlemenin yapılmasından memnunlar. Ardından ekliyorlar: “Devlet buralara yatırım yapmıyor. Van-Hakkâri yolu iki senedir bir türlü bitmiyor. Başka yerlerde hemen bitiriyorlar.”
Hakkâri’ye tanıdık bir vali atanmış. Âkil İnsanlar Karadeniz gezisi sırasında ziyaret ettiğimiz Artvin Valisi Necmettin Kalkan’la görevine yeni başladığı Hakkâri’de karşılaştık. Kalkan, nasıl bir yöneticilik anlayışı izleyeceğini şu sözlerle özetledi: “Kapım herkese açık. Nasıl tugay komutanını kapıda karşılayıp uğurladıysam, belediye başkanına da aynı şekilde davrandım. BDP’nin Kato Dağı’nda şenlik yapma talebine olumlu cevap verdim. Tek uyarım, ‘Orada yapacağınız etkinliklerde Türkiye’nin batısını rencide edecek görüntülerden kaçının’ oldu.”
Yöredeki idarecilerin daha olumlu bir dil kullandıklarını; yukarıdan bakan, içe kapanık tavırlarını değiştirdiklerini söylüyor gazeteci meslektaşlarımız. Yüksekova Kaymakamı Yasin Tikdağ, semineri dikkatle izledi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Recep Yaşar Yüksekovalı. Onun aile evindeki yemeğe kaymakam da katıldı. Şehir halkıyla olumlu bir diyalog içinde olduğu görülüyordu. 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği meslek içi eğitim seminerinde konu, ‘gazetecilikte barış dili ve medyanın sorumluluğu’ üzerinde yoğunlaştı. Yöre gazetecileri ve özellikle yerel muhabirler, yolladıkları haberlerin TV ve gazetelerin merkezlerinde nasıl tersyüz edildiğinden şikâyet etti, çatışmacı dilin bölgedeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
Yüksekova’daki seminerin ardından bir düğüne katıldık. Kadın-erkek el ele halaylar çekildi. Düğündeki renkli kadın giysileri etkileyiciydi. Kırmızı-yeşil-sarı bayrak, burada kimlik simgesi haline dönüşmüş durumda. Damat: “Geçmişte düğünlerimizi de keyfimize göre yapamıyorduk. Şimdi bir rahatlama var. Tabii ki beklentilerimiz, taleplerimiz var ama bu günlere ulaşmanın da mutluluğunu yaşıyoruz” diyerek yeni hallerine ilişkin mesajlar verdi. Akşam yemeğinde karşımda oturan ve az konuşan Yüksekovalı dostumun KCK davasından yeni tahliye olduğunu öğrendiğimde, “Ne olacak sürecin hali” sorumu ona da sordum. “Karamsar değilim” diye sözlerine başladı ve şöyle tamamladı: “Gemi limandan ayrıldı...”
Bu üç kelime, yöredeki genel havayı yansıtan kelimeler. Artık geriye dönüşü olmayan bir yöne girildiğinin herkes farkında. Limandan ayrılan geminin fırtınalarla karşılaşması mümkün. Ama geriye dönmesi söz konusu değil. Şikâyetler var: Yeni karakolların yapılması, en çok tepki gösterilen konulardan biri. Kürtçe eğitimin, seçim barajının da pakette yer almayacağına ilişkin haberler burada eleştiriliyor. “Ne olacak” sorularının artmasına neden oluyor.
Bölgenin yoksulluğu, İran’la sınır kapısı olan Esendere kapısının bakımsız hali, bölge insanının canını sıkıyor. Sağlık alanına yapılan yatırımlardan ise memnunlar.
“Peki genel durum nedir” diye sorarsanız, durumu, ‘temkinli bir iyimserlik’ diyerek özetleyebilirim.