31 yıllık mektup

Biz darbelerle hesaplaşabildik mi sahiden? On binlerce insana işkence yapanları tespit edebildik mi?
31 yıllık mektup

Eylül askeri darbesinden sonra idam edilen Ali Aktaş’ın ailesine yazdığı mektup tam 31 yıl sonra annesine ulaşmış. Zannetmeyin ki, Genelkurmay bu mektubu arşivinden çıkarıp verirken anne Ganime Aktaş’tan bir özür dilemiş, üzüntü belirtmiş. Mektup avukatlarının yaptığı başvurulardan sonra aileye veriliyor.

Aile mektuptan ilk olarak sıkıyönetim mahkemesindeki bir hakimin kendilerine birkaç pasaj okumasıyla haberdar oluyor. En korkunç ortamlarda bile vicdanını bütünüyle yitirmemiş insanlar olabiliyor. Hâkim de onlardan bir tanesiymiş besbelli. Aileden bu son hatıranın çalınmasına gönlü razı gelmemiş olmalı...

Biz de bu hikâyeden 12 Eylül davasında darbeci generallerin ömür boyu mahkûm olmasıyla beraber haberdar oluyoruz. Çünkü mektubu bu davanın müdahil avukatlarından birisi alıp aileye veriyor. Darbecileri mahkûm ettiğimiz gün, onların yarattığı geleneğin ne kadar güçlü, ne kadar derine kök salmış bir gelenek olduğunu anlıyoruz aslında.

Her ne suç işlemiş olursa olsun, bir idam mahkûmunun ailesine yazdığı son mektubu, bu son hatırayı onlardan çalan ve bunu 30 küsur yıl arşivinde itinayla saklayan bir devlet geleneği nasıl bir gelenektir? Biz bu gelenekle de hesaplaştık mı şimdi? Biz generalleri mahkûm ederken bu geleneği de mahkûm edip, onu hiç geri gelmemek üzere tarihe gömebildik mi?

Biz darbelerle hesaplaşabildik mi sahiden? On binlerce insana işkence yapanları tespit edebildik mi? Köprü altlarında, gözleri bağlı, yere diz çöktürülmüş mağdurların enselerine kurşun sıkanların kim olduğunu öğrenebildik mi? Onlara emir verenleri, bu mekanizmaların nasıl işlediğini deşifre edebildik mi? Devlet bütün bu korkunç işler için mağdurların ailelerinden özür diledi mi?

30 küsur yıl sonra kanlı bir darbenin mimarlarını mahkûm etmek şüphesiz ki bir şeydir. Asla küçümsemiyorum, 12 Eylül mağdurlarının ruhlarına bir nebze de olsa huzur geldiğine inanıyorum. Ama 30 yıl sonra bize ulaşan bu mektup, başka bir hikâye anlatıyor; insanların anılarını bile çalacak kadar acımasızlaşanların birkaç tane generalden ibaret olmadığını söylüyor. Darbecileri yargılayıp mahkûm ederken, diğer taraftan da, aslında hiçbir gerçek hesaplaşma yaşamadan bir dönemin üzerini örttüğümüzü söylüyor...