Balyoz, sahte deliller ve AİHM

AİHM'nin Çetin Doğan kararına bakıldığında sahte delil iddiasının ya detaylı tartışılmadığı veya tartışmanı kaale alınmadığı anlaşılıyor.

Çok uzun bir süredir Çetin Doğan’ın kendisi, yakınları ve avukatlarının yürüttüğü bir tartışma var. Balyoz davasının sahte delillere dayandığını ileri sürüyorlar. Ben bu köşede daha önce, bu iddiaların Doğan’ın yargılandığı davanın sonucu beklenmeden AİHM’ye taşınabileceğini söyledim. Tıpkı gözaltında işkenceye uğrama iddiası gibi, aleyhinize kasten sahte delil yaratılması da sizin yargılandığınız davadan ayrı bir tartışma konusu yapılabilir. Somut olarak, bu iddiaların suç duyurusu yoluyla savcılığın önüne taşınabileceğini, savcılığın sahte delilleri üretenleri kovuşturmayı reddetmesi halinde, ağır ceza mahkemesine yapılacak itirazın ardından dosyanın AİHM’ye götürülebileceğini belirtmiştim. Ve dava AİHM’ye taşındıktan sonra da bu iddiaların ‘ciddiyeti’ karşısında AİHM’den mahkeme içtüzüğünün 39, 40 ve 41. maddeleri çerçevesinde, davanın ‘öne alınması’, ‘süratle görülmesi’ ve hatta ‘ihtiyati tedbir’ uygulanmasının telep edilebileceğini anlatmıştım.
Bugüne kadar kamuoyuna yapılan beyanlardan, sırf sahte delil üzerinden AİHM’ye başvuru yapıldığına ilişkin bir bilgi bulunmuyor. Ancak Çetin Doğan’ın gözaltında tutulma koşulları ve tutuklanması konusunda AİHM’ye yaptığı başvuruda verilen karar bu açılardan oldukça düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.
Doğan’ın Mayıs 2010 tarihinde yaptığı başvuruya ilişkin ‘kabul edilebilirlik’ kararını AİHM geçen günlerde açıkladı. Bu kararda AİHM’nin, tıpkı daha önce Ergenekon sanıklarının yaptığı başvurularda olduğu gibi, Doğan’ın da bir dizi ‘esaslı iddiasını’ bu aşamada reddettiğini görüyoruz. Bunlardan en önemli olanlardan birisi de Çetin Doğan’ın ‘makul bir suç süphesi’ bulunmadığı halde tutuklandığı iddiası. AİHM’nin verdiği kararın bu bölümüne bakarken insan ister istemez merakla bu sahte delil iddialarının nasıl tartışıldığını görmek istiyor. Ama kararın bütününü okuduğunuzda, bu sahte/çarpıtılmış delil iddialarının ya AİHM önünde detaylı bir şekilde tartışılmadığı veya AİHM’nin bu tartışmaları hiçbir şekilde kaale almadığı anlaşılıyor.
AİHM kararlarında ilk önce başvurucunun iddiaları özetlenir. Bu özet bölümüne baktığımızda, delillerle ilişkilendirebileceğimiz tek şey Doğan’ın ‘seminere ilişkin manipüle edilmiş bir senaryodan bahsettiğine’ ilişkin bir cümle. AİHM önünde tutuklama konusu tartışılırken bu sahte delil iddiaları dile getirilmemiş olabilir mi? Türkiye’de bu kadar büyük bir fırtına koparılırken bu iddialar AİHM’nin dikkatine sunulmamış olabilir mi? Gerçekten çok ilginç. Yine AİHM tutuklamanın haklı gerekçelere dayandığını açıklarken ‘balyoz operasyonlarına ilişkin olarak başvurucu tarafından delillere ilişkin sunulan verileri değerlendirdiğini’ söylüyor. Sonra da 2229 sayfa yazılı evrak, 19 cd ve 10 adet ses kaydına atıfta bulunuyor. AİHM, bunların bir kısmının Doğan’ın imzasını taşıdığını belirtiyor. Bütün bu deliller çerçevesinde Doğan’ın Balyoz isimli harekât planını kaleme aldığı, askerlere emirler verdiği ve bu darbeye ilişkin bir dizi operasyonu planladığı şüphesiyle yakalanıp tutuklandığını ve tutuklanmasının hukuki bir temele sahip olduğunu ifade ediyor. Hani ‘sahte delil tartışması’ nerede?
Şüphesiz ki, delillere ilişkin tartışmalar Doğan’ın yargılandığı davada ‘iç hukuk yolları’ tükendikten sonra da AİHM’ye götürülebilir. Bu defa tartışma Doğan’ın adil yargılanmadığı üzerine olacaktır. Ancak sözleşmenin 6. Maddesi çerçevesinde yapılacak bu ‘adil yargılama’ tartışması, sanığın ‘delillere ilişkin’ değerlendirmelerinin mahkeme tarafından dikkate alınmaması üzerine odaklanacaktır. Yani bir usul tartışması söz konusu olacaktır. Halbuki tutuklamanın temeli tartışılırken yapılan delil tartışması ‘esasa’ ilişkin bir tartışmadır ve bu tartışma ya yapılmamış ya da AİHM tarafından hiçbir şekilde kaale alınmamış gibi görünüyor.
AİHM’nin Lukanov/Bulgaristan kararından da biliyoruz ki, mahkeme tutuklamanın temelini ve suçlamaları zayıf bulduğunda sözleşmenin kişi güvenliği ve özgürlüğünü düzenleyen 5. maddesinin ihlal edildiğine karar veriyor. Türkiye’de bu kadar yaygara koparılan Ergenekon ve Balyoz davalarının, AİHM’nin bu testini geçmiş olmasının ne kadar önemli olduğu apaçık ortadadır. Eğer derdimiz bu davalarda hukukun ne dediğini öğrenmekse tabi...
Not: Orijinali Fransızca olan Doğan kararının tamamını internetteki İngilizce çeviriden okudum. Kritik önemdeki paragrafları Fransızca metinden tam olarak çevirerek kararı daha iyi anlamamı sağlayan Av. Özlem Yılmaz’a çok teşekkür ederim.