Demokratikleşme paketi için 700 'elçi'!

Türkiye'de bir avuç kalmış Rumları hâlâ Yunan vatandaşı olarak gören bu anlayış bir türlü bizi terk etmiyor.

Tam demokratikleşme paketinin son rötuşlarının atıldığı sırada, Ege’deki Ayvalık kasabasından bütün dünyaya çok ilginç bir fotoğraf yansıyordu. 700 Ortodoks Yunanlı din adamı, Ayvalık’ta bir otelin salonuna tıkışmışlar, ibadet etmeye çalışıyorlar. Bu fotoğrafın hikâyesi, acıklı, düşündürücü, trajikomik...

İstanbul’daki Ekümenik Patrikhane, Yunan adalarındaki kendisine bağlı kiliselerde görev yapan din adamlarını Ayvalık’a davet ediyor. Burada toplu ibadette bulunacaklar. Milyonlarca lira harcanarak restore edilen Taksiyarhis Kilisesi’nin kendilerine açılmayacağı akıllarının ucundan bile geçmemiş olmalı.

Taraf gazetesinden Sümeyra Tansel’in haberine göre patrikhane bu kilisede 29 Eylül günü ibadet edebilmek için ta nisan ayında dilekçeyle başvuruda bulunuyor. Başvuruda bulundukları Balıkesir Valiliği, dilekçeyi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na havale ediyor. Bu dilekçeler kurumlar arasında aylarca dolaştıktan sonra, tam ayine birkaç gün kala ‘ret’ cevabı ulaşıyor patrikhaneye. Gerekçe ‘2000 yılında hazırlanan ayin yapılacak kiliseler kataloğunda Taksiyarhis’in görünmediği’.

Haberi okuyunca, bu kiliseyi restore ettiren eski Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay’ı aradım, “Biz burayı hem bir müzik akademisi olarak kullanılsın hem de yılın belli günleri ibadete açılsın diye restore etmiştik” dedi. Bu 700 kişilik gruba ibadet izni verilmemesine ilişkin yorumunu sorduğumda, “Ben bakanken Bartholomeos beni telefonla arayınca bu tür meseleleri hallediyorduk” diye sözlerini sürdürdü. 

Tarihi olarak bu kilise patrikhaneye bağlı. 2010 yılında ‘tarihi’ bazı kiliselerin, kendi cemaatlerine yılda bir gün ibadet için açılmasına izin verildi. O günler bu cemaatler için bir bayram gibi geçiyor. Trabzon’da Sümela Manastırı, Van’da Ahtamar Kilisesi ziyaretçi akınına uğruyor. Rum ve Ermeniler kendilerine ait kiliseleri yılda bir gün olsun kullanmalarına izin verildiği için minnettar oluyorlar devletimize. 

Belli ki Kültür Bakanlığımız bu defa, böylesi küçük bir jesti bile çok görmüş. ‘İnanç turizmine’ izin veremeyecek kadar özgüvenden yoksun bizim ülkemiz. Yunan adalarından din adamlarının gelip patrikhanenin ruhani liderliği altında ayin düzenlemesinden bile korkuluyor hâlâ. 

Zaten işte tam da bu korkular nedeniyle Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması demokratikleşme paketinden çıkarılıverdi. Bu tür anti-demokratik açıklamaları neden Türkiye’yi AB’ye sokmak için uğraşması gereken bir bakan yapar bilmiyorum ama Egemen Bağış yine ‘karşılıklılık’ meselesini hatırlatmış. Yunanistan’da cami açılırsa Heybeliada Ruhban Okulu da açılacakmış. ‘Karşılıklılık’ dediğiniz şey, insan haklarını ilgilendiren konularda ileri sürülemez. Hele hele vatandaşlarınızın hakları söz konusu ise böyle bir kavram aklınızın ucundan bile geçirilemez. Ancak Türkiye’de bir avuç kalmış Rumları hâlâ Yunan vatandaşı olarak gören bu anlayış bir türlü bizi terk etmiyor. 

Kaldı ki eğer illa da bir karşılıklık olacaksa, Ruhban Okulu’nun açılması, Yunanistan’da cami açılmasının karşılığı değildir. Yunanistan’daki caminin Türkiye’deki karşılığı ‘kilise’dir. Ayvalık’ta Taksiyarhis Kilisesi’nde ibadet edeceğiz diye Türkiye’ye gelen Yunanlı din adamlarının sokakta kaldığının ertesi günü, Bağış’ın, Türkiye’nin bu bayat ‘karşılıklılık’ teorisini yeniden gündeme getirmesi tarihsel bir ironi olsa gerek. 

Demokratikleşme paketi özenle İngilizce ve diğer dillere çevrilirken şimdi onun gayrimüslim hakları bakımından ne getirdiğini anlatacak 700 din adamı-elçimiz oldu. Hayırlı olsun...