Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasının anlamı

Lozan'ın 40. ve 42. maddeleri açık bir şekilde Türkiye'ye gayrimüslimlere din ve ibadet işlerinde her türlü kolaylığı sağlamak yükümlülüğü getiriyor.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasının anlamı

Heybeliada Ruhban Okulu (HRO) 1971 yılından beri kapalı. Tam 42 yıldır neredeyse her gün bu okulun açılmasına dair haberin geleceğini bekliyor Ortodokslar. Ama o haber bir türlü gelmek bilmiyor. 

Bu beklemenin ne kadar yorucu ve yıpratıcı olduğunu anlamak için biraz geçmişe gitmek ve bu okulun Ortodokslar için ne anlama geldiğine bakmak gerekiyor. 

Sadece Türkiye’deki Ortodoksların değil, Ekümenik Patriklik’e bağlı dünyadaki yüzlerce kilisenin din adamı ihtiyacını karşılayan Heybeliada Ruhban Okulu, adını aldığı Marmara’daki Heybeliada’da 1844 yılında kuruldu. Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir kararın ardından kapatıldığı 1971 yılına kadar 930 mezun verdi. Bu mezunlardan 12’si patrik oldu. Yani neredeyse bütün patrikler bu okuldan yetişmiştir. Dolayısıyla da HRO sadece rahip yetiştiren bir okul değil, Ekümenik Patriklik’in manevi önderliğine giden yolun önemli kilometre taşlardan birisidir. Bu okulun kapatılması, Ekümenik Patrikhane’yi bir ölüm kalım savaşının kenarına getirip bırakıyor; onu besleyen hayat damarlarından birisini koparıyor. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılıp, yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması Ekümenik Patrikhane için bugünkü kötü duruma giden uzun yolun başlangıcı oldu. Cumhuriyeti kuran kadroların gözünde patrikhane, 1. Dünya Savaşı’nın ardından İstanbul’u işgal eden kuvvetlerle işbirliği yapan bir ‘iç düşman’dı. Türkiye’nin kurucu anlaşması olan Lozan Antlaşması’nın görüşmelerine bakıldığında Türkiye’nin, asıl olarak patrikhanenin ülke dışına taşınmasını istediği görülür. Görüşmelerin sonunda istemeye istemeye de olsa patrikhanenin Türkiye’de kalması kabul edilecek, ancak bu kurumun canlanmasına olanak tanıyacak hiçbir gelişmeye de izin verilmeyecekti. 

Patrikhaneyi boğmaya yönelik en önemli adımlardan bir tanesi de 1971 yılında Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapatılmasıyla atılmış oldu. O yıl Anayasa Mahkemesi, Ruhban Okulu’nun hukuki dayanağını oluşturan 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Yasası’nın özel yüksekokul kurulmasına olanak tanıyan hükümlerini anayasaya aykırı olduğunu söyleyerek iptal etti.
Halbuki Türkiye’nin tarafı olduğu Lozan Antlaşması’nın 40 ve 42. maddeleri çok açık bir şekilde Türkiye’ye gayrimüslimlere din ve ibadet işlerinde her türlü kolaylığı sağlamak yükümlülüğü getiriyor. 

Kapandığı günden bu yana Ortodokslar okulun yeniden açılmasını bekliyor. AKP’nin iktidara gelmesinin ardından, 2003 yılında o zamanki Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in Ruhban Okulu’nun açılması gerektiğini söylemesinden beri Ortodoksların bekleyişine giderek beslenen bir umut da eşlik ediyor. 

Erdoğan’ın 29 Mart’ta gazetelere yansıyan bir demecinden neden okulun bir türlü açılamadığını anlıyoruz. Erdoğan, Ruhban Okulu’nun açılması için Atina’da iki tane cami açılmasını istediklerini söylüyor. HRO Başrahibi Elpidophoros Lambriniadis, “İstanbul’da ikamet eden Yunan vatandaşı olsaydık bu talep daha anlamlı olabilirdi. Ancak biz, Türk vatandaşıyız” diyerek Başbakan’ın talebinin geçersizliğinin altını çiziyor. 

AKP çevrelerinden yapılan son açıklamalarda yeni demokrasi paketi içinde HRO’nun açılmasının da bulunduğu söyleniyor. Okulun yeniden açılması için, statüsünün ne olacağı, Milli Eğitim’e mi yoksa YÖK’e mi tabi olacağı gibi pek çok teknik sorunun yanıtlanması gerekiyor. 

Gerçekten istenirse, bu teknik meselelere ilişkin olarak çok kısa zamanda yanıtlar bulunabilir. Burada ana mesele, Cem Murat Sofuoğlu’nun 9 Ağustos tarihli Taraf gazetesinde de belirttiği gibi, okulun, öğrencileri, bir avuç kalmış Rum vatandaşlarımız arasından mı yoksa Ekümenik Patrikhane’nin yetki alanına giren tüm Ortodoks dünyasından mı kabul edeceğidir. Hükümet, patrikliğin evrensel yapısını tanıyarak HRO’yu bu ihtiyaçları karşılayacak bir şekilde açarsa din özgürlüğü ve gayrimüslimlerin haklarının iadesi yönünde muazzam bir adım atmış olacaktır. Bu, Türkiye’nin demokratikleşmesi için de küçük ama muazzam önemde bir adımdır. Umut ediyorum ki son anda akamete uğramadan HRO’nun açılması yönünde net bir irade ortaya çıkabilsin ve bunun gerektirdiği adımlar süratle atılabilsin.