Karikatürden suç olursa

'Devlet büyüklerine hakaret' ettiniz diyerek, olabilecek en büyük hakaretlerden birisi ediliyor bu ülkenin yöneticilerine.

Umarım bu olay ‘yalıtılmış’ bir olaydır; küçük bir kasabada meydana gelmiş bir ‘kazadır’ sadece. 31 Ağustos günü Aydın’ın Didim ilçesinde meydana gelen ‘karikatür krizi’ ifade hürriyetine zerre önem veren herkesi alarma geçirmeli.

Durun, en başından anlatayım. Avukat Mehmet Gölebatmaz, dünyanın dört bir tarafındaki karikatürist arkadaşlarından ‘Gezi olaylarıyla’ ilgili yaptıkları karikatürleri topluyor. Daha sonra Didim Gezi Forumu olarak bu karikatürleri sergiliyorlar. Türkiyeli sanatçıların yanı sıra, Brezilyalı, Alman, İtalyan ve Kosovalı karikatüristlerin de eserleri sergileniyor. Sergi saat 15.30’da açılıyor, aynı gece saat 24.00’te cumhuriyet savcılığının talimatıyla sergiye gelen polisler, ‘suç delillerini’ toplayıp karakola götürüyor. Sergiyi düzenleyenler de ‘devlet büyüklerine hakaret ettikleri’ gerekçesiyle karakolda ifade veriyorlar.

Mehmet Gölebatmaz’la konuştum. Öfkeli ve şaşkındı. “Karikatürist güç kimin elindeyse onu eleştirir. Ben 12 Eylül’de de 28 Şubatta da o zamanın muktedirlerini eleştiren karikatürler yaptım ama bugüne kadar çizdiğim karikatürler nedeniyle hiçbir zaman soruşturmaya uğramadım” diyor.

Gölebatmaz’a ceza yasasının hangi maddesinden yargılandıklarını soruyorum, “Bilmiyorum. Soruşturma dosyasını bize göstermediler, sadece ifadelerimizi aldılar” diyor. Ancak kendisinin göremediği soruşturma dosyasını, haklarında şikâyette bulunup, bu soruşturmanın açılmasına neden olan AK Parti ilçe teşkilatı yöneticileri görmüş ve okumuşlar. Daha sonra Gölebatmaz bana AK Parti ilçe teşkilatı başkanının düzenlediği basın toplantısıyla ilgili yerel gazetenin linkini gönderdi.

Burda ilçe başkanı, dava sürecinin başladığını söylemiş, ayrıca sanıkların ifadelerini okuduklarını belirtmiş. Yani sanığın okuyamadığı dosyayı AK Parti’nin ilçe teşkilatı başkanı okuyabilmiş. Oysa hazırlık soruşturması gizlidir bizim ceza usul hukukumuzda.
Türkiye standartlarına göre inanılmaz süratli bir soruşturma yürütülüyor ve bu soruşturmanın AK Parti ilçe teşkilatı, savcılık ve polisin yakın işbirliği içinde yürütüldüğünü görüyoruz.

Sadece bunlar değil kaygı verici olan. AK Parti ilçe teşkilatının Başbakan’ın karikatürünün çizilmesini ‘devlet büyüğüne hakaret’ olarak gören anlayışının, derhal savcı ve mahkeme nezdinde bir karşılığının ortaya çıkıp, çok ciddi bir suç muamelesi gördüğüne tanık oluyoruz. Üstelik muhtemelen de ceza yasasının şu meşhur 301. maddesi uygulanacak burada.

Gezi protestolarına ilişkin herhangi bir anıştırma halinde bile teyakkuza geçen bir yargı refleksi görülüyor.
Trajikomik bir olay var burada. “Devlet büyüklerine hakaret ettiniz” diyerek, olabilecek en büyük hakaretlerden birisi ediliyor bu ülkenin yöneticilerine. Karikatüre bile tahammül edemeyen bir demokrasi karikatürü çiziliyor. Gölebatmaz’a “Sergide karikatürleri çıkan yabancı arkadaşlarınızın tepkisi ne oldu” diye sordum. “Bir türlü ne olduğunu anlıyamıyorlar, akılları almıyor bu işi dedi.” Hakikaten de akıl almaz bir iş. Umalım ki, bu olay küçük bir ilçede meydana gelmiş bir kaza olsun...