Kerbela, Gezi, bakış açısı

Bu iki kişi birbirlerini duydular mı dersiniz? Bu konuşmadan sonra herhangi bir konuda 'acaba' dediler mi? Ya da diyecekler mi?

Aleviler her gün Kerbela’da yaşıyorlar. Bütün kimlikleri mağduriyet üzerine kurulmuş” dedi, bilgiççe.
“Biz ne yaparsak yapalım Yezidiz onların gözünde. Ağzımızla kuş tutsak Yezitler şimdi de kuş katliamına başladı derler”, yüzü ciddileşti bir anda, gözleri uzaklara daldı gitti.
“Bütün Türkiye tarihini yanlış okuyorlar. Atatürk’ü Dersim’e bulaştırmamak için Dersim katliamını 1939’da olmuş gibi hatırlamak istiyorlar”, parmağını salladı öfkeyle.
“1978’deki Alevi katliamlarının derin devletin bir oyunu olduğunu görmek istemiyorlar, bütün suçu dindarlara yüklemek istiyorlar”, başını salladı birkaç kere.
“Neymiş, Sivas’ta Madımak Oteli’ni müze yapacaklarmış. Kin müzesi olacak o, kin! Onu ziyaret edip edip daha da kinlenecekler”, yüzüne bir hayret ifadesi geldi, ellerini iki yana açıverdi.
“Hep mağdur görüyorlar kendilerini. 12 Eylül’den önce sol örgütler Alevilerle dolu değil miydi? Bir sürü insanı öldürmedi mi bunlar? Bugün bazı terörist örgütler bütün üyelerini Alevilerden devşirmiyor mu?”, bir nefes verip arkasına yaslandı.
“Diyorlar ki ‘Ambulans çağırsak Aleviyiz diye gelmez’, neymiş efendim cami-cemevinin yapılacağı yerde, ‘yangınlar çıkmış, bir sürü evler yakılmış’, nasıl da iftira atıyorlar, nasıl da paranoyalarını hakikat gibi sunuyorlar?”, kravatını düzeltti bunun ardından.
“Bakın, Gezi’den sonra ölenlerin hepsi Alevi, çünkü Alevi mahallelerinde çılgınca bir saldırı var polise karşı”, eliyle hayali bir resim çizdi masanın üzerine...

Bir başka açıdan
“Mağduriyetlerine sarıldılar belki, ama hep de mağdur oldular. Katliamlar, saldırılar birbirlerini izledi Aleviler için. ‘Mum söndü yapıyor bunlar’ dendi, bütün hayatları boyunca özkimliklerini saklamak zorunda kaldı pek çoğu”, gözlüğünün sapını hafifçe masaya vurdu.
“Hükümet ne yaptı, yüzyılların önyargılarını kıracak? Köylerine cami dikiliyor hâlâ; onların vergileriyle imamlar maaş alıyor. Hiçbir şey yapmadı hükümet, şimdi dedelerine maaş bağlayıp Alevileri karpuz gibi ikiye bölecekler”, gömleğinin kolunu kıvırmaya başladı.
“Dinin baskısından kurtardı Atatürk Alevileri. İlk defa bir nefes aldılar. Taassup altında ezilmekten kurtuldular” baş ve işaretparmaklarını birleştirerek ellerini salladı.
“Bakın, ‘1978’de çoluk çocuk öldüren katiller bizim gözümüzde Müslüman değildir’ diyen birisi mi oldu Türkiye’de? Kardeşlik varsa neden 78 katliamının yıldönümlerinde camilerde anılıp katillere lanet, mağdurlara rahmet okunmuyor?”, gözleri buğulandı.
“Madımak müze yapılmayınca unutuldu mu yapılanlar? Sivas’ta hâlâ ‘Yakanlardan mısın yakılanlardan mı’ diye soruyorlar. Orayı müze yapacaksın ki, gece gündüz, yılın 365 günü bu utanç hatırlanacak”, öfkelendi bunları söylerken.
“Aleviler kimi yaktı? Kime katliam yaptı? Ne zaman intikam peşinde koştu?”, elini kaldırdı heyecanla.
“Yavuz Selim köprüsü orada duruyor. Alevilerin böğrüne sokulmuş bir kamadır o. Reyhanlı için ‘53 Sünni vatandaşımız şehit oldu diyor Başbakan’. Hükümet Suriye’de kafa kesen, kalp söken cihatçıları açıkça destekliyor, silahlandırıyor onları. Aleviler bütün varoluşlarını tehdit altında hissediyor Türkiye’de. Kendini büyük tehdit altında hisseden gruplar, her şeyi negatif okumaya, olmayan tehditleri de varmış gibi görmeye başlarlar”, derin bir nefes aldı.
“Evet, Gezi’den sonra ölenlerin hepsi Alevi. Acaba polis, Alevi mahallelerinde, başka yerlerde davrandığından daha sert mi müdahale ediyor? Sokakta linç edilen Ali İsmail Korkmaz için bile bir acı ifadesinde bulunmayan hükümete nasıl güvenecek Aleviler? Eskişehir Valisi hâlâ görevdeyken hangi kamu görevlisine güvenilebilir?”, gözlerini açtı iri iri.
Bu iki kişi birbirlerini duydular mı dersiniz? Hiçbir duygu, düşünce birinden bir diğerine geçti mi? Bu konuşmadan sonra herhangi bir konuda ‘acaba’ dediler mi? Ya da diyecekler mi? Birbirimizi duyabiliyor muyuz? Yoksa, giderek daha fazla, öfkeye, kine yenik mi düşeceğiz?