Kimyasal şüphe

Suriye kimyasal silah kullanımı nedeniyle uluslararası bir operasyonun hedefine konulunca insan ister istemez bütün bu geçmişi hatırlıyor.

Saddam kimyasalları Halepçe’de Kürtlerin üzerine boca ederken Batı’nın dostuydu. Kimsenin gıkı bile çıkmadı.
İran yıllarca kendini parçaladı, “Saddam savaşta askerlerimizi kimyasal silahlarla öldürüyor, Cenevre Sözleşmeleri yerle bir ediliyor” dedi. İran’ın yenilmesi Batı’nın çıkarlarına uygundu. İranlıların çığlıkları BM’nin duvarlarına çarpıp kendilerine geri döndü. Sinir gazlarıyla cephede bir anda mumyaya dönmüş İranlı askerler kimsenin umurunda bile değildi.

26 Ağustos günü Foreign Policy dergisinin yayımladığı bir dosya (‘CIA files prove America Helped Saddam as He Gassed Iran’) Irak’ın kimyasal silahları kullandığı sırada ABD’nin oldukça detaylı bir istihbarata sahip olduğunu gösteriyor. 1988’de İran tam savaşı kazanacak bir avantaj elde ettiği anda ABD devreye giriyor ve Irak’a nereden saldırıya geçerse yenilgiden kurtulacağını anlatıyor. İşte o saldırıda Saddam’ın bol miktarda kimyasal silah kullanacağını da biliyorlarmış.

İran’ı epey bir dövdükten sonra Saddam’ı bir baş belası olarak görmeye başlıyorlar. E artık yaramaz çocuğun elinden bu kimyasal oyuncakları alma zamanı. BM denetçileri tek tek depoların yerini tespit ediyor ve Saddam’ın kimyasalları imha ediliyor.
Saddam’ın elinde artık hiçbir şey olmadığını bildikleri halde ABD ve İngiltere bitmek bilmez bir ‘kitle imha silahı’ masalı anlatıyor dünyaya. “Yokmuş” diyorlar, Irak’ı işgal etmelerinin ardından...

Şimdi tekrar, Suriye kimyasal silah kullanımı nedeniyle uluslararası bir operasyonun hedefine konulunca insan ister istemez bütün bu geçmişi hatırlıyor.

Suriye’de kimyasal saldırının Esad tarafından yapılmamış olabileceğini düşünmem, Esad’ı çocuk öldürürken hayal edemememden kaynaklanmıyor. İç savaş başladığından beri insanlık tarihinin en korkunç sayfaları yazıldı Suriye’de.
Ama bu kimyasal saldırıda çok soru işareti var. Obama’nın Suriye için çizdiği kırmızı çizgi kimyasal saldırıyla başlayıp bitiyor. Esad elindeki kimyasalları halka karşı kullandığında dışarıdan müdahale ihtimalinin doğacağını da, artık İran ve Rusya’nın onu savunmakta çok zorlanacaklarını da adı gibi biliyor.

Üstelik, ‘muhalifleri’ pek çok yerde geriletmiş, ülkede büyük oranda kontrolü kazanmak üzere. Tam böyle bir zamanda ve BM denetçileri kimyasal silah denetimi yaparken bu korkunç katliam meydana geliyor. Katliam yeri, denetçilerin bulunduğu yere sadece 5 km. uzaklıkta. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi denetçilerin üzerine silahla ateş ediliyor, yani birileri bu denetimlerin sonuçlanmasını istemiyor.
Üstelik BM Komisyonu üyesi Carla Del Ponte mayıs ayında ‘muhaliflerin’ sarin gazı kullandığına dair ‘kesin olmayan ama somut ve kuvvetli’ bulgulara ulaştıklarından söz etmişti.

Bunlara karşı deniyor ki, Şam’daki kimyasal saldırının ardından Savunma bakanlığı ile kimyasal maddeleri kullanan birim arasında telefon görüşmeleri olmuş. Bu görüşmeler CIA tarafından kaydedilmiş.

Bütün bunlardan sonra “Kimyasalları Esad kullandı” diyenlere, “Elinizdeki bilgileri dünyayla paylaşın ki biz de bu hava saldırısının Esad’la muhalifler arasındaki ‘dehşetli’ güç dengesinin korunması veya İran’a gözdağı için değil, gerçekten insani amaçlarla yapıldığına inanalım” diyoruz. Çok şey mi istiyoruz?