Mayınlar ve yolun başı

Kürt meselesinin temelli çözülebilmesi için hepimizin derin bir sorgulamaya girişmesi gerekiyor.

Şunların hepsi, Kürt sorununu çözmeyi konuştuğumuz sıralarda oluyor: Kılıçdaroğlu, Atatürk’e karşı çıkmanın hainlik olduğunu söylüyor. Seyid Rıza’nın itibarının iadesi için verilen teklifi CHP hemencecik reddediyor. İktidara yakın gazeteler, PKK’nın ‘büyük bir yenilgi yaşaması nedeniyle’ müzakerelere yanaştığını yazıyor. PKK’nın iki numarası Karayılan, PKK’nın sınır dışına çıkmayacağını söylüyor. Erdoğan, Öcalan’ın ev hapsine çıkmasının söz konusu olmadığının altını çiziyor.

Kafalarda birçok soru işareti var

Geçmişteki devlet politikalarıyla hesaplaşmaya yanaşmayan bir CHP Kürt sorununun çözülmesine katkıda bulunabilir mi? Daha görüşmelerin başladığının açıklandığı ilk günlerde “PKK’yı ezdik, bitirdik” gibi şahin bir dile sarılan iktidara yakın çevreler bizi bu işte daha öteye götürebilir mi? PKK’nın sınır dışına çıkmayacağını söyleyerek Öcalan’ın manevra alanını kısıtlayan Kandil kolayca çözüme giden yola girebilir mi? Daha işin başında milliyetçi hissiyatları teskin etmeyi ciddi bir öncelik olarak önüne koyan Başbakan, seçimler yaklaştıkça bu kadar çetrefil bir işin arkasında sağlam bir biçimde durabilir mi?

Derin devlet iradesi tamamen tükendi mi?

Daha, çözüm yolunda ciddi adımlar atıldığında muhakkak ki sahne almak isteyecek diğer aktörlerin adlarını bile anmadım farkındaysanız. Tam Kürt sorununun çözümü için adım atacağı anda Özal’a suikast düzenleyen, Öcalan’ı İmralı’da ziyaret edip PKK’nın bütün silahlı güçlerini yurtdışına çıkarmasına karşı çıkan, PKK’nın bazı kanlı saldırılarının istihbaratını önceden almasına rağmen sırf ortalık kızışsın diye gencecik çocukların ölümüne göz yuman ‘derin devlet iradesi’ tamamen tükenip buharlaştı mı? Aynı şekilde tam barış yönünde adım atılacağı anda silahsız erleri kurşuna dizen ‘derin PKK’ artık yok mu?

Bütün bunları, bir umutsuzluk telkin etmek için söylemiyorum. Tam tersine barışa giden yolun binbir tuzakla dolu olduğunun farkına vararak ancak yol kat edebileceğimizi düşünüyorum. Biz bu sorunu, yolun önünde engeller çıkmazsa değil, çıkması kaçınılmaz olan engelleri aşarak çözebiliriz ancak. Engelleri aşmanın birinci yolu ise herkesin kendi muhitindeki ‘irade eksikliğine’ ve ‘oyunbozanlığa’ eleştirel bir şekilde bakabilmesi. Örneğin bu süreçte PKK’dan bir provokasyon geldiğinde buna en sert tepkiyi Kürtlerin göstermesi; hükümetin, muhalefetin ikircikli ve sabote edici tutumlarına kendi çevrelerinden ciddi ‘itirazların’ yükselebilmesi gerekir.

Çözüm için derin bir sorgulama gerekiyor

Kürt meselesinin temelli çözülebilmesi için ise hepimizin derin bir sorgulamaya girişmesi gerekiyor. Etnik kimlik üzerine kurulu vatandaşlık tanımımızı, farklılıkları tehdit olarak algılayan devlet zihniyetimizi, katliamlarla dolu tarihimizi bütünüyle gözden geçirmeden Kürt sorununa kalıcı bir çözüm bulmamız pek mümkün görünmüyor. Bütün bu sorgulamaların yapılabilmesi için ise silahların sustuğu ve can kayıplarının olmadığı uzun bir döneme ihtiyacımız var.

Bu yüzden barışa giden uzun yolda atılacak en önemli adım ise PKK’nın bütün silahlı gücünü Türkiye sınırlarının dışına çıkarmasıdır.

Umarım en kısa zamanda çözüme giden yolun en başına geleceğimiz adımları süratle atabiliriz. İhtiyacımız olan farkındalığı yüksek bir iyimserliktir.