Türkiye'nin şifreleri: 1, 2, 3

Türkiye geçmişiyle yüzleşmeyi geciktirdikçe geçmişin yükü utanç verici bir şekilde sağa sola yayılmaya devam ediyor.

1 rakamı vücuda girmiş ve çıkarken et parçası koparmış zıpkının okuna dönüştü. 2 insan biçen bir orak gibi göründü. 3 ise az önce kurbanın vücudundan çıkan kanlı bir tırmık görünümünde. 

Radikal’in Agos’tan alıntılayarak verdiği “İşte ‘soy kodları’: Rumlar 1, Ermeniler 2, Yahudiler 3” başlıklı haberi okurken rakamlar böyle canlandı gözümde. Meğer ta Lozan’dan beri gayrimüslim vatandaşlarımıza nüfus kayıtlarında ‘gizli’ kodlar veriliyormuş. Oğlunu Ermeni okuluna kaydettirmek için çaba sarf eden annenin, Milli Eğitim Müdürlüğü’nden aldığı yanıt, bunun bütün devlet birimlerince bilinen bir rutin olduğunu gösteriyor. Ancak ‘gizli soy kodu 2’ olanlar Ermeni okullarına kayıt olabiliyorlarmış.
Muhtemelen gayrimüslim vatandaşlarımız bütün hayatları boyunca, görünmeyen bir zıpkının, orağın, tırmığın onları ha bire dürttüğünü, çekiştirdiğini, bazen de etlerine saplanıp canlarını inanılmaz bir şekilde yaktığını hissettiler. Ama ya çok korktular ve bunu anlatmaya cesaret bile edemediler veya anlatmaya kalktıklarında da inanmaz gözlerle bakan birilerini buldular karşılarında. 

Nasıl olduğunu bilemedikleri bir biçimde, onların gerçekte kim olduğunu hemen her zaman bilen bir devletin otoritesi altında yaşadığını hissetti gayrimüslim vatandaşlarımız. Adını İshak’tan İsmail’e çevirdi Yahudi vatandaş; ama işte o külyutmaz devletin hınzır bakışlarını hep ensesinde hissetti. Nüfusuna, gitti Müslüman yazdırdı ama her nasılsa aslında onun Hıristiyan olduğunu bildiler. Belki Rum kökenli olduğunu unuttu Yorgo’nun oğlu, ama karşılaştığı ‘tuhaf’ durumlar üzerine düşünürken, ‘tekinsiz’ bir hayaletle göz göze gelir gibi, tüyleri diken diken olarak, her şeyin aslında ‘kökeniyle’ alakalı olabileceğini hissetti. 

Yüz yıldır gayrimüslim vatandaşlarını kesip biçen, korkutan, kaçırtan, göçerten, mallarına el koyan, mezarlarını talan eden, suikast düzenleyen ‘faşizan devlet ruhunun’ ikide bir ortaya çıkıp, işini gördükten sonra saklandığı kara kutunun şifrelerini veriyor bu rakamlar. Trakya’da Yahudi pogromlarından 6-7 Eylül’e, Hrant Dink cinayetine kadar her şeyi bir kere daha gözden geçirmemiz için yeni bir yol haritası çıkıyor önümüze. 

“Geçmiş, yüzleşilmediği zaman asla geçmiş değildir” dediğimizde gereksiz, anlamsız yere yaraları kaşıdığımızı söyleyenlerin bu tabloya çok dikkatli bir şekilde bakmaları gerekir. Bu rakamların hangi kutudan çıktığına baktığımızda 1915’te, Talat Paşa’nın bir mühendis hassasiyetiyle, boşalttırdığı her köye, her mezraya, oradaki Rum fırıncı, Ermeni duvar ustası kadar Müslüman usta yerleştirme çabasına kadar geri gideceğiz. Bu rakamlar modern Türkiye’nin şifrelerini veriyor. 

Ben bu satırları yazarken Radikal’den editörüm Gökçe Aytulu aradı ve hukuki bir değerlendirme istedi konuya ilişkin olarak. Son birkaç söz de buna ilişkin olsun:
Şimdi bu numaralandırma işinin Türkiye’de değil de Almanya’da olduğunu düşünün. Meğer Alman devleti Yahudilere numara veriyormuş! Ne olurdu dersiniz? Bunun bütün ülkeyi iliklerine kadar sarsacak muazzam bir depreme dönüşeceğini söyleyebilirim. Çünkü bu numaralandırma Nazi ruhunun bugünkü devlette aynen devam ettiğini gösterirdi. O muazzam tartışmanın ardından, herhalde bütün devlet birimlerini kapsayacak reformlar ardı ardına gelirdi. Türkiye’nin de aynısını yapması gerekir. 

Gayrimüslim vatandaşlarımızın hakları mevzuuna gelince, öncelikle hepsinin ‘Bilgi alma yasasına’ dayanarak nasıl kategorilendirildiklerini öğrenip, bunu belgeledikten sonra idare mahkemelerine bu ayrımcı uygulama için tazminat davaları açmaları ve ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar davalarını takip etmeleri düşünülebilir.
Korkarım ki bu rakamlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 1915’in politikalarını kesintisiz bir şekilde sürdürdüğünü düşünecek olan Ermeni diyasporası tarafından yeni davalara dönüştürülecek veya mevcut davalarda bu uygulama yeni ve güçlü bir argüman olarak kullanılacaktır. 

Meselenin özü şu: Türkiye geçmişiyle yüzleşmeyi geciktirdikçe geçmişin yükü utanç verici bir şekilde sağa sola yayılmaya devam ediyor. Bu rakamların açtığı yoldan geçmişin izini sürmek gerek...