Vedalaşma zamanı

Bu korkunç medya ortamında, Radikal, daha önce de söylediğim gibi, tam bir özgürlük vahası oldu. Dışarıda kopan fırtınalar, belki Radikal gemisini batma noktasına getirdi ama bütün bu baskı ve sansür ortamının zerresi bile biz yazarlara hissettirilmedi. Radikal'in cefakar emektarlarına da teşekkürlerimi sunmazsam vefasızlık olur...

Son yıllarda en çok keyif alarak yaptığım şey Radikal’e köşe yazmaktı. Bugün de klavyenin başına oturunca, olağan köşemi yazıyor olsam söz edeceğim şeylerin, veda yazısını bir kenara ittirmeye çalıştıklarını fark ettim.

Baktım elim, AİHM’nin zorunlu din dersi uygulaması için Türkiye'yi mahkum eden kararına ilişkin bir şeyler yazmak için klavyeye gidiyor. “Din’le ilgili konularda devletlerin nötr ve tarafsız olmak zorunda” olduklarını söyleyen bu karar, AK Partiye önemli bir uyarı niteliğinde...

AİHM, hükumete kendi dini inançlarını eğitim yoluyla, bunları almak istemeyen insanlara dayatmaya kalkma diyor. Kararın mürekkebi kurumamışken, “Ateistler bile dini öğrenmeli” diyor Davutoğlu, yani biz eski tas eski hamam devam edeceğiz demek istiyor.

Sadece AİHM’nin değil, yurtdışındaki kredi derecelendirme kuruluşlarının ve yabancı medyanın Türkiye’ye tuttuğu aynalar da, aynı reflekslerle ittiriliveriyor...

Aslında söylenenler çok basit; hala kendini birinci lig oyuncusu zanneden Türkiye, yatırım güvenliği alanında, demokrasi ve hukuk devleti standartlarında artık üçüncü dünya liginde kabul ediliyor.

Bu 3. Lige dahil oluş, ilk olarak medya özgürlüğü konusunda başlamıştı. Medya patronlarının gözleri vergi cezalarıyla korkutulurken; köşe yazarları ve medya çalışanları bir bir işten attırılırken, havuz medyası kurulurken, büyük bir hızla yokuş aşağıya iniyorduk. Ve bu “serbest düşüş” halinin de bir sonu yok gibi görünüyor. Sürekli olarak irtifa kaybetmeye devam ediyoruz...

İşte bu korkunç medya ortamında, Radikal, daha önce de söylediğim gibi, tam bir özgürlük vahası oldu. Dışarıda kopan fırtınalar, belki Radikal gemisini batma noktasına getirdi ama bütün bu baskı ve sansür ortamının zerresi bile biz yazarlara hissettirilmedi. Üç yıldan uzun bir süredir teneffüs ettiğim bu müthiş özgürlük atmosferi için Eyüp Can’a içtenlikle minnet duyuyorum. Çok teşekkür ediyorum.

Radikal’in cefakar emektarlarına da teşekkürlerimi sunmazsam vefasızlık olur...

Artık gazetede olmayan Ali Topuz ve Gökçe Aytulu ve bugün artık iyice azalmış olan insan kaynağı eksikliğini kapatmak için insan üstü bir gayretle çalışan Bahadır Özgür nezdinde bütün Radikal ailesine şükranlarımı sunuyorum.

Radikal benim için harikulade bir yazma yolculuğuydu. Bu yolculuğa başka mecralarda devam etmek üzere, kendi isteğimle gazetemden ayrılıyorum. Gönül bağımın hiç bir zaman kopmayacağı gazeteme ve siz sevgili okurlarıma veda ediyorum...