Ahmet Şık tehdidi

Şahsen Ahmet Şık ile bazı yargı mensupları arasında kitap satışlarını arttırmaya yönelik bir işbirliği olduğundan şüpheleniyorum. Babayiğit bir savcıyı göreve çağırıyorum.

Ahmet Şık’la dün telefonda konuştum. Şimdiden söyleyeyim de yarın öbür gün konuşma kayıtları sağda solda yayımlandığında gizli bir şey yapmışım zannedilmesin. Örgütsel bir faaliyet sebebiyle değil, hakkında hapishane çıkışı söyledikleri için savcının hazırladığı ‘tehdit’ iddianamesi için aradım.
Gerçi bu konuşmayı dahi örgütsel bağlantı için yeterli sayacak birçok savcı var. Bugüne dek okuduğumuz birçok iddianame buna işaret ediyor.
Ahmet Şık’a bu yeni iddianame hakkında yazı yazacağımı söyledim. Bu da herhalde örgüt adına talimat alıp verdiğimi gösterebilir. Bari gideceksek örgüt yöneticiliğinden gidelim değil mi? Aşağısı cakamıza yakışmaz.
Ne demişti Ahmet Şık hapishane çıkışında:
“Eksik kalmış adalet, hukuk ve demokrasi getirmeyecek. Sadece benim davamda 5 tutuklu var, 100 civarında gazeteci hâlâ içeride. İfade özgürlüğü meselesi sadece gazetecilerin sorunu değil. 600 civarında öğrenci var. Bunun mücadelesine devam edeceğiz. Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hâkimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek. O cemaat bağlantılı, o çete bağlantılı adamlar buraya girecek.”
Hadi hakaret davası belki anlaşılır, fakat tehdit davası neyin nesi? Ahmet Şık sizi yargılayacak ya da hapishaneye atacak bir tehdit unsuru mudur?
Bu soru mağdur olarak davaya katılan 39 hâkim ve savcıya.
Gerçekten Ahmet Şık’ı sizi yargılayacak bir tehdit olarak mı görüyorsunuz?
Bu sebeple mi iddianamede hakkında 7 seneye kadar hapis cezası isteniyor?
Bu iddianamenin hazırlandığı haberinin Ahmet Şık’ın yeni kitabının piyasaya çıkmasından bir gün önce duyurulmasına ne demeli? Zannedersin savcılar Şık’ın kitapları iyi satsın diye örgütlü bir faaliyette. İmam’ın Ordusu’ndan sonra yeni kitabı Pusu–Devletin Yeni Sahipleri de bir yargı PR’ı ile piyasaya çıkmış oldu.
Şahsen Ahmet Şık ile bazı yargı mensupları arasında kitap satışlarını arttırmaya yönelik bir işbirliği olduğundan şüpheleniyorum. Babayiğit bir savcıyı göreve çağırıyorum, bu örgütü açığa çıkartsın ve dağıtsın.
Kitap dün piyasaya çıktı. Bu yazıyı yazarken henüz kitabı edinememiştim. Yazıda bahsetmek için Ahmet Şık’tan kitabın bir kopyasını e-mail’le göndermesini de isteyemedim. Korktum. Sonra uğraşıp durursun çünkü. Yok bu kitap sana neden geldi? Yok kitabın şurasında burasında notlar var. Allah muhafaza.
Odatv davasının bitmesini bekliyorum. Dava bir bitsin hele. Ondan sonra dava sürecinde kara propaganda yapanlar ve gerçekleri söylemeye çalışanlara açıkça hakaret edenler teker teker teşhir edilecek.
Açıkça yalan yazıp devlet içindeki çetelerden aldıkları talimatlarla kalemlerinin mürekkebini yalanın irinine batırarak yazanların hepsi, evet Ahmet Şık’ın söylediği gibi, bir gün yargılanacak. Bu bir tehdit değildir. Bir atasözünün gereğidir. Keser döner, sap döner, bir gün gelir hesap döner.
Başbakan yargının bazı uygulamaları için “Devlet içinde devlet oldular” dedi. HSYK bazı savcıların yetkilerini ellerinden aldı. Asıl tehdit orada Sayın Savcım. Oraya da mı dava açacaksınız?
Ahmet Şık’ı bir tehdit olarak görüp, üşenmedim, mağdur sıfatını üstlenen 39 hâkim ve savcıyı tebrik ediyorum. Şık’a yakışan, yeni kitabının 39 adedini imzalayarak sevgileriyle bu kişilere iletmesidir.