Alternatif Erdoğan gerçekliği

Başbakan'ı artık kim nasıl bir ısrarla bilgilendiriyorsa, binlerce defa yalanlanan konular miting meydanlarında, televizyon ekranlarında insanlara haykırılıyor.

Bugün komplo teorilerinin peşinde koşmaktalar. Ortaya çıkan tablonun sorumluluğunu almamak için suçu soyut şeytanlara atmayı seçtiler.
Faiz lobisinden girdiler, Zello örgütünden çıktılar. Kimi suçu İsrail’e attı kimi Soros’a. Bazısı ABD’den planlandığını söyledi bazısı Suriye’den.
Yeri geldi neredeyse hepsini aynı anda söylediler.
İktidar yeldeğirmenleriyle savaşırken yüz binlerce insan gazlanıyor.
Revire dönüşen otellerin içi gazlandı. Bizzat şahit oldum, Alman Hastanesi’nin içi gaz doldu.
Müthiş bir dezenformasyon kampanyası sürüyor. Başbakan’ı artık kim nasıl bir ısrarla bilgilendiriyorsa, binlerce defa yalanlanan konular miting meydanlarında, televizyon ekranlarında insanlara haykırılıyor.
Bu yazı yazılırken halkın bir kısmı devlet imkânlarıyla AKP mitingine taşınırken, halkın geri kalan kısmına sokağa çıkma yasağı uygulanıyordu.
Gerginliğin dinmeye başladığı her anda iktidar çevrelerinden gelen bir hamle gerginliği tekrar arttırıyor. Cumartesi günü Gezi Parkı’na yapılan o şiddetli müdahaleden yaklaşık üç saat önce oradaydım. Konuştuklarım kurum ve parti çadırlarının kaldırılacağını ve Taksim Dayanışma çadırında sembolik olarak nöbet tutulacağını söylüyordu.
Pazar gününe kadar bunun gerçekleştirilmesi için park içinde görüşmeler devam ediyordu. Pazar günü için bir karşı miting düzenlenmesini planlayan yoktu. Gezi Parkı direnişinin başka bir sivil muhalefete evrilmesi konuşuluyordu.
Sonra Başbakan müdahale emri verdi. Hem de bir mitingde, binlerce insana konuşurken.
Bu ya panik halindeki bir iktidarın bilindik sert devlet riskleri dışında yol bulamamasıyla açıklanır ya da Başbakan’ın sertlikle kendi kitlesini pekiştirmek arzusuyla.
Görünen o ki iktidar Gezi Parkı direnişine katılanları ve buna destek verenleri gözden çıkarmış durumda. Kendisine bir tezgâh kurulduğu temasını işleyerek, gerginliği üst seviyede tutarak bir seçim kampanyası yürütecek.
Bu kampanyada MHP tabanını da yanına çekmeye çalışacağını cumartesi günü Ankara’da gösterdi.
‘Üzerine oyunlar oynanan dünya liderinin arkasında geniş halk desteği’ olarak pazarlanacak olan hareket aslında Türkiye’nin otoriterleşmede aşama atlaması.
Kimsenin oyun oynadığı yok. Beceriksizlik, kibir, basiretsizlik ve fırsatçılıkla iktidarın kendi kendine yarattığı bir kriz bu.
Her zaman uyguladıkları polis şiddetinin bu defa böyle bir tepki almasına şaşırdılar şaşırmasına. Ancak hemen yeni duruma uyum sağladılar. Erdoğan’ın geçmek için cumhurbaşkanlığı seçimlerini beklediği yeni aşamaya beklenenden erken geçmeye karar vermiş gibiler.
AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu’nun nisan ayında herkese duyurduğu bir aşama bu:
“10 yıllık iktidar dönemimizde bizimle şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak”.
Hadi, hayırlı olsun.
Alternatif Erdoğan gerçekliğinde yaşayacağımız Erdoğan rejiminin yeni aşamasına hoş geldiniz.