Apaydın soruları

Ya mevzuata hâkim olmayan bir idare ve hükümetle muhalefet arasında basit bir inatlaşma söz konusu ya da Apaydın'da bilinmesi istenmeyen bir şeyler oldu.

Hatay’da bulunan Apaydın kampı CHP’li milletvekillerinin ziyaret girişiminin engellenmesinden bir hafta sonra TBMM İnsan Hakları Komisyonu tarafından ziyaret edildi.
Bir hafta içinde kamptaki muhtemel hukuka aykırılıkların temizlendiğini ileri süren komisyonun CHP ve BDP’li üyeleri ziyarete katılmadı.
Komisyon başkanı AKP milletvekili Ayhan Sefer Üstün, Apaydın kampının diğer kamplardan bir farkı olmadığını açıkladı.
CHP’li milletvekillerinin ziyaret girişimi neden engellenmişti, hatırlayalım. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Apaydın kampının askeri nitelikte bir kamp olduğunu, öyle uluorta ziyaret edilemeyeceğini söylemiş ve kampta kalan askerlerin onayının da gerektiğini ileri sürmüştü.
Hatay Valisi ise yaptığı basın açıklamasında şöyle demişti: “Bahsi geçen kampta kalan misafirler güvenlik endişesiyle ziyaret edilmeyi arzu etmemektedirler ve bu zamana kadar da ziyaret talebinde bulunanların bu durumu anlayışla karşılamaları arzumuz kendilerine iletilmiştir.”
Başbakan Erdoğan ise CHP’lilerin ziyaret girişimine “Sen zabıta mısın?” diye tepki göstermişti.
Apaydın kampının diğer kamplardan farklı bir statüde olmasını Sayın Davutoğlu 1995 tarihli Muharip Yabancı Ordu Mensuplarından Türkiye’ye Kabul Edilenler Hakkında Yönetmelik’e dayandırmıştı.   

Burada bir parantez açmak gerek. 1995 tarihli yönetmelik ‘mensubu bulunduğu silahlı kuvvetlerin bir üçüncü ülke ile savaş veya silahlı çatışma halinde bulunduğu asker kişi’ için uygulanacak bir düzenleme. O vakit Esad rejiminden kaçan askerler için bu yönetmeliğin nasıl uygulandığı da bir muamma. Bazı yetkililer Suriye’nin İsrail’le silahlı çatışma içinde bulunduğunu ileri sürerek yönetmeliğin buna dayanarak uygulandığını söylese de bu inandırıcı bir gerekçe değil.
Diyelim ki bu yönetmelik Apaydın kampı için geçerli. Yönetmelikte, kamp ziyareti konusu şöyle düzenlenmiş: “Kampa ziyaretçi kabul edilip edilmemesi hususlarına ilişkin esaslar Genelkurmay Başkanlığı’nca belirlenir.” Oysa Hatay Valisi’nin açıklamasından anlaşılıyor ki Apaydın kampını ziyaret hususunda Genelkurmay değil vali karar vermiş. Gelgelelim valinin yetkisi askeri kamplar değil sivil kamplar için geçerli.
İnsan Hakları Komisyonu’nun ziyareti işleri biraz daha karıştırdı çünkü komisyon başkanının açıklamasına göre kampın askeri niteliği de tartışmalı:
“Bu kampta 2764 kişi kalıyor. Yaklaşık 300 kişiye yakını asker, polis ve kamu görevlisi. Geri kalanı kadınlar ve çocuklar.”
Durum burada tuhaflaşıyor çünkü 1993 tarihli mültecilere ilişkin yönetmelik şöyle demekte: “Bilahare sınırın uygun bir yerinde muharip yabancı ordu mensupları ve siviller birbirlerinden ayrılarak kimlikleri tespit edilir. Bunlardan sivil olanlar daha sonra kurulacak olan kamplara sevk edilmek üzere ilgili polis veya jandarma makamlarına teslim edilir.” 

Davutoğlu da mültecilerin ve askerlerin ayrı kampta tutulmasının kural olduğunu belirtmişti. Şubat ayında yayımlanan İnsan Hakları Komisyonu’nun raporunda da Suriyeli askerlerin ‘aileleriyle birlikte sivil Suriye vatandaşlarından farklı olarak ayrı bir çadırkentte barındırıldığı’ belirtilmekte.
Bu kamp askeri kamp ise neden 2500 sivil kampta kalıyor? 300 askerin aileleri 2500 kişi midir?
Kamp askeri kamp ise ziyaret konusunda neden Genelkurmay değil de vali karar veriyor?
Üçüncü bir devletle silahlı çatışma içinde olmayan askerler neden askeri kampta kalıyor?
Mevzuatta ya da uluslararası anlaşmalarda bu yönde bir hüküm olmamasına rağmen kampı ziyaret için neden askerlerin onayının gerektiği söylendi?
Kamp madem İnsan Hakları Komisyonu Başkanı’nın dediği gibi diğerlerinden farklı değil, o vakit CHP’nin ziyareti neden engellendi?
Komisyon şubat ayında yayımlanan rapor için yaptığı ziyaretlere neden Apaydın kampını dahil etmedi?
Kamp hakkında çok soru var. Aslında basit olması gereken bir meselede bu kadar çok soru işaretinin olması ortada bir tuhaflık olduğunu gösteriyor. Ya mevzuata hâkim olmayan bir idare ve hükümetle muhalefet arasında basit bir inatlaşma söz konusu ya da Apaydın’da bilinmesi istenmeyen bir şeyler oldu.