Başbakan'ın söylediklerinin manası

Kaza sonucu ölmesine rağmen 'Bir polisimizi şehit ettiler, hesabını soracağız' açıklamanızı nereye koyacağınızı sormanın da manası yok.
Başbakan'ın söylediklerinin manası

Uzunca bir süredir gerçeğin iktidarın elinde bir stres topu gibi ezilip büzüldüğü bir dönemdeyiz. Stres dozu arttıkça gerçeğin üzerinde baskı artıyor.
Erdoğan’ın, danışmanlarının ve kendisine en yakın olanların hakikaten insan hayatıyla ilgili özel bir duyarlılığı var mı?
Hep hatırlamalı. Gezi protestolarında öldürülenler için ne demişti Erdoğan:
“Türkiye’de bir kişi, iki kişi, üç kişi, dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor, tweet’ler, Facebook’larla, dünyanın altını üstüne getiriyorlar.”
Peki Roboski’de katledilenler için ne demişti?
“Her kürtaj bir Uludere’dir”.
Bu ifade de Roboski hakkındaki en duyarlı cümlesiydi. Gerisini siz düşünün.
İnsanlar sokaklarda dövülüp polis kurşunuyla öldürülür, gaz fişekleriyle komaya girer ve kör edilirken Başbakan’ın derdi neydi?
“Canım canım seramikler!” Yani Ankara’da bir alt geçitte gösteriler sırasında kırılan fayanslar.
Başbakan’ın Ankara Belediye Başkanı Melih Bey ise Ethem Sarısülük’ün öldürüldüğü yere polisi kutlayan bir pankart astırırken “Belediyenin önündeki fıskıyeyi kim kırdı” diye isyan ediyordu.
Fıskiye ve fayans. Devletlülerimizin aklını uzun süre ne öldürülenler ne kör edilenler ne komada olanlar meşhul etti. Varsa yoksa fayans ve fıskıye.
Bu aynı zamanda kendilerinin hem maddi somutluğu insana tercih ettiğini hem de tahayyül dünyalarında fayans ve fıskıyeden mürekkep şehirlerin dans ettiğini gösterdi.
Fayanslarla fıskıyelerle ancak bir yere kadar insanları etrafına toplamak mümkündür.
Camide bira içtiler kartı o sebeple çıkartıldı. Caminin imamı ve yüzlerce şahit bunu reddetti.
Sonra meşhur Kabataş hikâyesi geldi. Bugün ortaya çıkan görüntüler hanımefendinin polise verdiği ifadelerle hiçbir şekilde örtüşmemekte.
İktidara yakın yorumcular dahi hanımefendinin belki de ruhi bir bunalım geçirdiğinden bahsetmekte.
Ancak Başbakan Kabataş ipine sımsıkı sarılmış. Görüntüleri ciddiye almıyor. ‘İlahi kamera’ çekse bile nasıl olsa inanmayacaksınız diye bağırıyor.
“Adli tıp raporlarını nerenize koyacaksınız” diye soruyor.
Siz öldürülenlerin, kör edilenlerin, komaya sokulanların raporlarını nerenize koyacaksınız diye cevap vermek mümkün.
Mümkün ama manasız.
İlahi kamera değil beşeri kamera Ali İsmail Korkmaz’a yapılanları gösterene kadar valiniz “Arkadaşları yapmıştır” diyordu. O açıklamaya ne yaptığınızı da sormanın manası yok.
Kaza sonucu ölmesine rağmen “Bir polisimizi şehit ettiler, hesabını soracağız” açıklamanızı nereye koyacağınızı sormanın da manası yok.
Gezi ile yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının arkasında aynı odakların olduğunu söylemenizi eleştirmenin de manası yok.
Zira Sayın Başbakan uzunca bir süredir söylediklerinizin bir manası yok.