Başında altın para

Her şey değişiyor. Herkesin pozisyonu oynak. Tek değişmeyen parayla yakalananın paranın kaynağını izah etmek için söyledikleri.

Gezi protestolarında 6 kişi öldü, 11 kişinin gözü çıktı. Berkin Elvan hâlâ komada.
Ölenler ve yaralananlar Başbakan’ın umurunda olmadı. O çok sevdiği “Yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü” sözü aklına gelmedi. Varsa yoksa kendine yapılan komplo ve ‘canım canım seramikler.’
Başbakan insan hayatını önemsemedi. Fayans ve seramiklere çıkan gözlerden çok sahip çıktı.
Kendisi budur.
Fethullah Gülen ve cemaati bir hoşgörü abidesi olarak kendini sunmayı pek sever. O da ‘canım canım dershaneler’ dedi, başka bir şey demedi.
Hoşgörü ve diyalog diye diye ömrünü geçirdi. Ancak işler kızışınca bir korku filmindeki kötücül bir büyücü gibi lanet okuyup rakiplerinin yüreğine korku salmaya çalıştı.
Kendisi budur.
Bu kadar çok çifte standart bu kadar hızla ifşa olmamıştı.
Başbakan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan dünkü yazısında cemaate ateş püskürdü: “Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını çok iyi bilir.”
Demek milli orduya kumpas kurulmuştu ve Akdoğan bundan çok şikâyetçiydi.
Aynı Akdoğan, Ergenekon davasından sonra yazısına şu başlığı uygun bulmuştu:
‘Türkiye hukuki hesaplaşmayı başardı.’
Şöyle devam etmişti: “Toplumsal algı da kamu vicdanı da bu yargılamadan rahatsızlık duymuyor. (...) Bu yüzden hukuka dayanan ve milletten manevi destek gören hiçbir yargılama kriz ve gerilim konusu olmaz.”
Bugünkü soruşturma orduyla ilgili değil. Demek ki Akdoğan “Milli orduya kumpas kuruldu” derken geçmiş davalardan bahsediyor. Demek ki fikri değişmiş.
Bu fikirler çeşit çeşittir ve de değişir. Gelişerek değişir, değişerek gelişir. Bir haller olur.
Mesela şunu cemaate yakın biri mi söyledi:
“Eğer bugün hâkimlerimiz, savcılarımız hiçbir baskı ve tehdide boyun eğmeden görevlerini yapabiliyorlarsa güven verici bir gelişmedir. Bundan kim neden rahatsız olabilir? Bunu kim, neden engellemeye çalışabilir? Bakınız ortada son derece ağır, son derece vahim iddialar var. Anayasamıza, yasalarımıza göre suç teşkil eden ithamlar var. Bırakalım yargı işlesin, bırakalım hukuk işlesin. Bırakalım ak ile kara ortaya çıksın. Süreci bulandırarak, hâkimleri, savcıları tehdit ederek hiç kimse bir yere varamaz.”
Hayır, Recep Tayyip Erdoğan söyledi. 2009 senesinde. Demek ki bugün fikri değişmiş.
Bugün soruşturmanın gizliliğine uyulmadı diye çok üzülen Arınç ne demişti:
“Emekli orgenerallere ait ses kayıtları ortaya çıktı. Neler konuşmuşlar, neler söylemişler.”
Böyle fikir değişikliklerine sayısız örnek bulmak mümkün. İki taraf için de bu geçerli.
O vakit değişmeyen konuşmalara bakalım. Evinde, hesabında, cebinde izah edilemez para bulunan bürokrat ve siyasetçilerin değişmeyen konuşmalarına.
Daha önceki skandallarda “sünnet düğününde oğluma altın taktılar, düğünümde verilen hediyeleri borsada işlettim, akrabamdan ödünç aldım” vs. denirdi.
Bugünkünde ise Halkbank Genel Müdürü “Vallahi okul yaptıracaktım, bağış parasını evde saklıyordum” diyor.
İçişleri Bakanı ise “çocuğum villasını satmıştı, evde bulunan onun parası” demekte.
Bir başka bakanın çocuğu ise “Rıza Sarraf’ın yanında çalışan birinin bana borcu vardı, rüşvet değil alacağımı tahsil ediyordum” diye savunuyor kendini.
Her şey değişiyor. Herkesin pozisyonu oynak.
Tek değişmeyen parayla yakalananın paranın kaynağını izah etmek için söyledikleri.
O vakit bırakalım yüksek siyasette diledikleri gibi birbirlerine lanet okuyup dövüşsünler. Daha önce söylediklerinin tersini yazıp çizsinler. Çalsınlar oynasınlar.
Biz paraya bakalım.
Türküyü bilirsiniz belki:
“Başında altın para
Her gün gelir pınara
Beni ateşe koydu 
Çekildi bir kenara.”